
Kürdistan’da çocuklar erken büyür. Bakın Kobanêli çocuklara... Bakın Şengalli çocuklara... Bakın Liceli çocuklara... Büyümenin acıyla çok bağı vardır Kürdistan’da. Bu topraklarda erken büyümek, yaşamın gerçekleri karşısında erkenden olgunlaşmak anlamına gelir. Gençlik ise yüzlerce yılın yaşanmışlığını omuzlamaktır adeta. Evvelden ekmek kavgası denirdi yaşama... Bugün ise yaşam; ‘var olma ve özgürlüğünü sağlama’dır. Çocuklar, gençler bilir bunu... Hem de en onurlu, en başı dik yaşam kavgasını verir bizim çocuklarımız, gençlerimiz. Tarih yazarlar an gelir, ya da insanlığı ayağa kaldırırlar yaşam ve eylemleriyle.
Sorun onlara, anlatsınlar size... Masal değildir onların anlatacakları. Yaşanmış ve bitmiş olan değildir çünkü. Kürdistan yaratılırken, kaç Kürdistan çocuğu, kaç Kürdistan gencinin kahramanlıkları varsa, tek tek anlatırlar size. Kimisi bedenlerinde kurşun taşırlar, kimi işkence izleri... Kiminin bedeni Kürdistan toprağında saklıdır, bulunmayı bekler. Kimi serhildanların önünde yer almıştır, kimi özgürlük Güneş’lerinin etrafında ateşten çember yapmışlardır kendilerini... Dirhem dirhem eritirken kendilerini, tarihe, insanlığa bir ses olurlar. Bakın Kobanê’ye, Amed’e, Mahabat’a, Şengal’e... Bu çocukların, gençlerin seslerini duyacaksınız...
Tarihe ses verenler
Kürdistan’da devrimcilik çocukken başlar. Çünkü kan emiciler, çocuklar doğar doğmaz çalar yaşamlarını, hayallerini çünkü.
Reber Apo, kendine dair çözümlemelerini yaparken ‘Ben çocukluk hayallerime ihanet etmedim’ der. Kürt gerçekliğine dayatılan ‘ihanet’ karşısında nasıl temiz kalınırın cevabıdır bu: Çocukluk hayallerini bırakmamak, büyüyeceksen bile çocuk kalmayı bilmek. Devrim; bu hayallerimizi yaşanılır kılarken, önümüze çıkan engelleri aşmaktır aynı zamanda. Devrim, aşılması gerekeni anlamak, fark etmek, bunu sadece görmek değil, herkese göstermektir de.
Taylan Özgür Kahraman, erkenden büyüyen, çocukluk hayallerinin peşinden koşmayı tercih eden ve tarihe ses verenlerden olur. 21 Aralık 1998 tarihinde Almanya’nın Düsseldorf kentinde Kürt halkına ve Reber Apo’ya yapılan uluslararası komploya karşı yaptığı eylemle, ‘Güneşimizi karartamazsınız’ diyerek şehitler kervanına katılır. Taylan’ın ağabeyi olan Sinan Cem Kahraman da aynı yılın 14 Eylül’ünde Botan’da şehitler kervanına katılmıştır. Ortak hayalleri olan özgür topraklarda özgürce yaşamak için seslerini ortaklaştırırlar abi kardeş. Abi kardeşliği aşıp iki yoldaş olurlar. Güneş’e uçan kelebekler olurlar ikisi de. Çocukluk yüreklerini büyütürler; biri Botan dağlarında, diğeri de kapitalizmin buz gibi dünyasında kendini ateşle buluşturarak Güneş’in birer parçası olurlar.
Sözü tutulan yaşam
Taylan da, Sinan da ülkelerinden kopup Avrupa’ya geldiklerinde ısınamazlar bu dünyaya. Ait değildirler bu yaşama, bu sisteme. Köklerinin olduğu topraklara dönmenin arayışında olurlar hep. Sinan 1991 yılında özgürlük dervişlerine katılır. Özgürlük emekçisi olur. Gece bilmez, gündüz bilmez, çalışır, üretir. Yüreğinin ateşini hep gür tutar. Dönüp bakmaz bu sistemin ışıklarına. Bilir, bu ışıklar sahtedir, yanıltıcıdır, ısıtmaz insanı. Güneş’ten gelmez bu ışıklar. Aydınlık adına karanlığı yansıtır, bu ışıklar. Bunu fark eder, görür. Özgürlük dervişliğinin yoluna girerek, bu sahte dünyayı sadece kendisi görmez, herkese gösterir. ‘Özgürce yaşamak istiyorsanız, köklerinize dönün’ der.
Sinan, Kürt basın yayın alanının mütevazi emekçisi olur. Öğrenir, okur, büyük aşkla yazar. Ülkesinin kadim topraklarına dönerken de, sevdiklerini alır yüreğine, taşır o topraklara sevgisini. Reber Apo’yla buluşurken, yoldaşı, en sevdiği insan, annesi Şenge de yanındadır. Birlikte Reber Apo’yla sözleşirler. Özgürlük sözleşmesini yaparlar: Son söze kadar onurlu, özgürlük sevdalısı olma sözüdür bu. Söz, tutulur, yerine getirilir Sinan tarafından.
Taylan, bu söze 9 Ekim komplosu sürecinde imza atar.
Sinan ve Taylan’ın açtığı özgürlük yolunda bugün sayısız Kürt çocuğu, Kürt genci yürüyor şimdi. Sadece Kürt değil; Türkiyeli halkların kahraman çocukları, gençleri de bu yolda yürüyorlar bugün. Nejat Suphi Ağırnaslı gibi, Sibel Bulut gibi.
Güneş parlamaya, aydınlatmaya devam ediyor. Şengalli analar, çocuklar ve milyonlarca insan Güneş’le buluşan, ışık olan, ateş olan Taylanlara, Sinanlara, Paramazlara, Arînlere, Berkinlere, Sibellere her sabah yüzlerini dönerek onlara dua ediyorlar.
Ve onlara söz veriyorlar: Güneş her daim aydınlık kalacak...
ZELAL AMED