HÜSEYİN CAN / ZÜRİH

Ağıtlar coğrafyasının belleklere durgunluk veren hazin acıları, ‘Güneş Ülkesinin Çığlığı’ adlı kitabın sayfalarında tarihe not düşüyor.

Kitapçılardaki raflarda yerinin alan ‘Güneş Ülkesinin Çığlığı’ adlı kitap anayurtları Mezopotamya’da defalarca soykırıma uğramış, feryadı duyulmamış ve dünyanın dört bir yanına savrulmuş mazlum Êzîdî halkının tarihini, kültürünü, inancını, yaşam biçimi ve yaşadıkları bölgenin, mitolojisini, özenle irdeleyerek tanımamıza yardımcı olan bir çalışma.

Aydınlar, yaşanan haksızlıklara ve kültürel yozlaşmaya karşı seslerini yükseltmedikleri sürece saygınlığını elde edemez. Bu nedenle toplumun beklentilerine cevap olmak her yazarın, aydının amacı olmalı.

Tam da bu noktada yazar Fikret Güneş,  Dersim, Maraş, Çorum katliamlarını yaşayan tanıkların dilinden aktararak, yakın tarihimizin bu kara lekelerini sayfalarına taşımış. Özellikle son yıllarda ağıtlar coğrafyasından belleklere durgunluk vererek yükselen acıları ve çöl sıcaklığını bir nefeste anlatmış.

Kitabı değerli kılan; coğrafyada yaşanan yıkımı ve kanlı senaryoları birebir mağdurların ağızdan aktarıyor olması. Belge niteliği taşıyan bu eser her insanın kitaplığında olmalı diye düşünüyorum.

Tarih boyu birçok kültürün, dilin, dinin iç içe yaşandığı coğrafyanın son hali içler acısı ve halihazırda bir kan deryasına dönüşmüş durumda. İnsan kıyımıyla birlikte, tarih, edebiyat, sanat, kültür doğa yok ediliyor. Ve ‘Güneş Ülkesinin Çığlığı’, unutulmaya terk edilmiş Êzîdî Halkının acılarını sınırlar ötesine taşıyor.

Yazar Fikret Güneş, özellikle radikal din vebasının hazin bir şekilde kırıp geçtiği coğrafyayı mercek altına alıyor. Yazılmayanları, bilinmeyenleri, yasakları, kıyımları, asimilasyon politikalarını, topraklarından sürülmüş kadim halkları, sevdası yarım kalmış sırılsıklam aşkları, köle pazarlarında satılarak hayatı karartılan kadınların, çocukların yakıcı çığlığını, insan tacirlerini, organ mafyalarını ve savaştan kaçıp yollara düşen göç kafilelerinin sınırlarda çektikleri eziyetleri tarihe not düşmüş.

“Güneş Ülkesinin Çığlığı” (Êzîdî Mülteci Hikayeleri) bizi o coğrafyada upuzun hüzünlü bir edebiyat yolculuğuna çıkarıyor. Kitap çok yönlü ele alınmış. Tarihten, kültüre, mitolojiden sosyolojiye, katliamcı, tecavüzcü suç örgütü IŞİD vebasının dehşet verici yıkımını ve bu yıkımın altında inim inim inleyen insanların ve de tarihte 73 kez kıyıma uğramış Êzîdîlerin beklentilerini nefes kesen edebi terminolojiyle okuyucuya sunuyor olması, eseri daha da kıymetli kılıyor!