Şükrü GEDİK

Güney Kürdistan’ın provokasyonlara uygun siyasi bir yapısı vardır. Hakim siyasi parti durumunda ki KDP, bu konularda son derece mahir bir partidir. Tarihi geçmişinde sayısız komplo ve provokasyon örneği göstermek mümkündür. Komplo ve provokasyonlara başvurmak siyasi bir alışkanlık haline gelmiştir. Rojava devrimini boğmaya çalışır, Şengal’de katliam yapar. En son Zînî Wertê alanına askeri güç konumlanması da bunlardan biridir.

Neçîrvan Barzani’nin düzenlediği basın toplantısında bu konuda sorulan sorulara son derece pişkin cevaplar vererek provokasyonu normalleştirmeye çalışarak geçiştirmek istedi. “Oraya giden güç, peşmerge bakanlığına bağlı bir güç olduğunu, geçici bir süre orada kalacağını ve halkı korumak amacıyla orada bulunduğunu, ihtiyaç kalmazsa oradan ayrılacağını” beyan etmiş oldu. Ardından da “bu meselenin çok büyütülerek atom kadar tehlikeli bir duruma getirildiğini” belirterek sosyal medyayı suçladı. Yine “PKK, buranın meşru gücü değil, bize sorun çıkarıyor ve güneyden çıkması gerekir” diyerek, PKK’yi hedef almaktan da geri durmadı.

Zînî Wertê’ye askeri güç konuşlanmasının amacı, zamanlaması son derece manidardır. YNK alanına yakın bir mıntıkaya güç yığması bir yandan YNK ile aralarındaki gerginliğin bir sonucu olarak gösterilse de, asıl amaç PKK gerillalarına yönelik, Türk devletiyle ortaklaşa gerçekleşen bir girişim olduğu aşikardır. Coğrafik olarak gerillanın üslendiği Kandil açısından stratejik önemi olan bu alana askeri güç konuşlandırılması, açıkça bir savaş tehdidi olarak anlaşılmaktadır. Türk devletinin Güney Kürdistan’daki işgal operasyonlarını sıklaştırarak devam ettirmesinin bir sonucu olarak Zînî Wertê provokasyonu gündeme gelmiştir.

PDK (KDP) ve Barzani ailesi Kürtler açısından bir talihsizliktir. Ulusal birliğe kapalı konumuyla, Kürtlerin birliğini engelleyen siyasi duruşu, öteden beri sorunludur. Güney Kürdistanı “baba mülkü” gibi görerek kendisi dışındaki tüm güçlerin meşruluğunu sorgulamaktadır. Diğer parçalardaki Kürdistanî güçlerin güney Kürdistan’daki varlıklarını kendisi için tehlike olarak görmektedir. Yıllarca sürdürülen iç savaşla Güney Kürdistan halkına büyük acılar yaşattıkları gibi, parçalanmış Kürdistanı bir kez daha içten parçaladılar. Oysa, ulusal çıkarları esas alan, partiler üstü siyasi bir anlayışı benimsemiş olsa, Kürdistan’ın durumu bugün çok daha farklı olacaktı.

KDP, Türk devletinin Kürdistan başta olmak üzere bölgesel dış politikasına eklemlenmiş bir parti olarak rol üstlenmiştir. Türk devletinin işgal ve yayılmasına hizmet eder hale geldi. Hatta “kader birliği yaptılar” denilse yeridir. Libya savaşına kadar uzanan bir birliktelik söz konusudur. Roj Peşmergeleri adı altında örgütledikleri çeteleri Libya savaşında kullanmaya varana dek sıkı bir ortaklıkları mevcuttur. Kürt düşmanı diktatör Erdoğan’ın, saldırgan dış politikasının aracı olmuş durumdadır. Güney Kürdistan, Türk devletinin arka bahçesi olmaktan çıkmış, parçası durumuna gelmiştir. Bu pencereden bakınca Zînî Wertê provokasyonu daha iyi anlaşılmış olacaktır.

Erdoğan ve Barzani ailesini buluşturan ortak noktalar oldukça belirgindir. PKK düşmanlığı üzerinden yürüyen ilişkiden çok daha kapsamlıdır. Ortadoğu geneli için kurgulanan bir ilişkidir. Zayıflamış bir Irak, çökmüş bir Suriye, namlunun ucundaki İran’ın durumu Diktatör Erdoğan’ın yayılmacı arzularını kamçılamaktadır. Leşe konmaya çalışan akbabalar gibi fırsat kollamaktadırlar. KDP ise bu faşist işgal politikalara payende olmuştur. Bunun için gerektiğinde iç savaşı göze almaktan çekinmeyeceğine dair Zînî Wertê provokasyonu en somut örnektir. Türk devletinin Güney Kürdistanı işgal etmesine karşı hiç bir refleks gösterilmezken, PKK’nin varlığını ciddi bir sorun yapan mantık kör bir mantıktır. Aynı zamanda nankörlüktür. DAİŞ saldırılarında PKK’den yardım istenirken PKK hiç tereddütsüz halk savunması için aktif görev üslenmiş ve can siper olmuştur. Sıkışınca PKK den yardım istenmesi, durum normale dönünce de PKK ye düşmanlık yapması ikiyüzlülüktür. Söz konusu provokasyon KDP’nin Savaş hazırlığıdır. Türk devletinin yanında PKK’ye karşı savaşa katılmasının bir işareti olarak değerlendirilmesi gerekir.

Bu provokasyonda doğacak her türlü olumsuz sonucun sorumlusu hiç kuşkusuz KDP’dir. Halkın tepkileri karşısında geri adım atabilir, fakat provokasyonlardan vazgeçmez. Zînî Wertê de olmasa bile başka bir yerde ve başka bir gerekçeyle provokasyonlara başvuracaklardır. Gücü yettiğinde ve fırsatını bulduğunda savaş çıkarmaktan çekinmeyecektir. Faşist Erdoğan da benzer karakterin sahibidir. Ömür boyu iktidarda kalmanın yollarını aramakta ve bunun için kanlı bir savaş yürütmektedir. Bu dönem için Faşist Erdoğan ve Barzani ailesinin ilişkisi örtüşmektedir. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuştur.