Güney’de çözüm Apoculukta
Dr. Sîvan Seîd, Güney Kürdistan’da iki partiye dayalı geleneksel politikaların iflas ettiğini, mevcut muhalefetinde ağır sorunları çözecek yetenekte olmadığını söyledi. Dr. Seîd, Güney’deki sorunların çözümünü Apoculukta buluyor.
Güney Kürdistan’da yüzyıllık fırsatlar değerlendirilmediği için pratikte var olan kazanımlar önemli oranda yok oldu. Katliam tehlikesi de sürüyor. Türk devleti işgali derinleştiriyor. Olumsuzlukların üstü halkın görmemesi için örtülüyor.
Bütün bunlar devam ederken, gözler şimdi 30 Eylül’de Güney Kürdistan’da yapılacak olan federe seçimlere çevrildi. Peki bunca olumsuzluğun yaşandığı süreçte umut var mı, ya da umut nedir? Irak merkezi hükümeti, tarihinde hiç olmadığı kadar güçsüz bir durumdayken, Güney Kürdistan’daki siyasetin zayıflığının kaynağı nedir?
Güney Kürdistan ve Irak’ın durumu hakkında, Kürtçe servis editörü Luqman Guldivê, Çin’in en etkin üniversitelerinden Şaanxi Üniversitesi Ortadoğu Siyaseti Bölümü’nden Dr. Sîvan Seîd ile konuştu.
Seîd, Güney’deki sorunların temelinde iktidarını sürdüren iki parti YNK ve KDP’nin yürüttüğü geleneksel politikanın olduğunu belirtiyor. Bu durumun halkın umudu ve iradesini kırdığını vurgulayan Dr. Sîvan Seîd, iktidardan daha kötü bir muhalefetin işi daha da içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklediğini ifade etti. Dr. Sîvan Seîd, Güney Kürdistan ve Irak’ta iktidar sorumluluğunu yürütecek yetenekte bir gücün bulunmamasını, Bağdat ile Hewlêr arasındaki ilişkilerin tamamen partilerin, ailelerin çıkarı üzerinden yürütülerek halkın çıkarlarının ötelenmesini de mevcut durumun nedenleri arasında saydı.
Irak; devlet olmayan devlet
Seçimin üzerinden üç ay geçmesine rağmen Irak’ta bir hükümetin kurulamadığını hatırlatan Dr. Sîvan Seîd, bunun sebebinin de var olan siyasi güçlerin kendi iradeleriyle hareket edememesi ve dışa bağımlılıktan kaynaklı olduğunu söyledi. Seîd durumu şöyle analiz ediyor: “Var olan siyasi güçlerin yarısı İran’a, kalanları da ABD’ye bağlı. Çoğunluğu rüşvet ve yolsuzluklara bulaşmış; bu yüzden de gerçek siyasi bir uzlaşıya varamıyorlar. Bu nedenlerden ötürü, Irak 2003’ten beri adeta ‘devlet olamayan devlet’ durumunu yaşıyor. Dünün ezilenleri ve kurban edilenleri olan Şiiler, normal bir yaşamın hüküm sürmesine izin vermiyor. Kürtler ve Sünniler için de farklı bir durum yok.”
Kürtlerde ulusal tavır yok
Bağdat siyaseti zayıf ancak Kürdistan’daki siyaset daha zayıf diyen Dr. Sîvan Seîd şöyle devam etti: “Güney Kürdistan’da Kürtlerin iç siyasetine baktığımızda başta YNK ve KDP olmak üzere, yeni kurulan Tevgera Azadi ve Nifşê Nû hareketlerinin de içinde bulunduğu muhalefet, birlikte bir çalışma yürütemiyor. Söz birliği yaparak güçlü bir şekilde Bağdat’a gitmeyi başaramıyorlar. Bu yüzden Irak’ın geleceği konusunda etkili olamıyor. Yani zayıf konumda olan Şiilerin öncülüğündeki merkezi Irak hükümeti, ülkede istikrarı sağlayacak güçten yoksun. Buna karşılık Güney Kürdistan’da, Bağdat’taki hükümetten de güçsüz bir hükümet var ve sorumluluğu altındaki halkın çıkarlarını, Bağdat hükümetine karşı savunamıyor.’’
Muhalefet iktidardan beter
Siyasi elitler ve toplumsal kesimler arasındaki kopukluğun, Güney Kürdistan’ı zayıflattığına dikkat çeken Dr. Sîvan Seîd; “PDK ve YNK artık çoğunluk değiller. Ama Kürdistan ve bölgedeki gerçeklerden kopuk bir şekilde yaşıyorlar. Mesela su yok, elektrik yok, maaşlar verilmiyor ancak onlar tüm bunları görmezden, duymazdan geliyor. Sadece kendi çıkarlarını, para, petrol ve bunun gibi şeyleri görüyorlar. ABD ve Irak merkezi hükümeti ile ilişkileri de tamamen bu çerçevededir” dedi.
Sadece hükümeti değil muhalefeti de eleştiren Dr. Seîd, Gorran hareketini örnek veriyor: “Gorran büyük bir hareketti. Ancak üç dört gruba ayrılmış ve her biri ayrı bir telden çalıyor. Hiçbir grubun talepleri arasında halkın çıkarları ön planda değil. Yine küçük partiler, çoğunlukla PDK ve YNK’ye bağlı, dolayısıyla da İran ve Türkiye’ye bağımlı. Yani Güney Kürdistan’da halkın ve toplumun çıkarlarını savunan ulusal bir siyaset yok.”
Dr. Seîd, Kürt siyasi aktörlerin eli zayıf bir şekilde Bağdat’a gitmeleri ve ilişkilenmeleriyle, Kürdistan bölgesinin geleceğini tehlikeye attıklarını söyledi.
Seçimler ve belirsizlik
Dr. Sîvan Seîd, 30 Eylül’de yapılmacağı söylenen Güney Kürdistan Parlamentosu seçimlerine ilişkin olarak da şu değerlendirmeyi yaptı: “Eğer PDK ve YNK seçimlerin var olan statü ve çıkar çarklarında değişiklik yaptırmayacağından emin olurlarsa seçimlere gidecek. Ancak eğer petrol satışı, rant ve yolsuzluklarını seçimden sonra sürdüremeyeceklerini fark ederlerse seçimleri yaptırmayacak. Ama görünen o ki, oyların yüzde 60-70’ni alacaklar ve bundan eminler. Bunun nedeni de kendilerine eklemlenen Gorran, Yekgirtû, Komal ve zayıf olan ve halen denenmemiş Nifşê Nû gibi muhalif güçlerin olmasıdır. Ben onların zihniyetini ve kadro yapısını görüyorum. Bundan 5-6 yıl öncesi gibi etkili olduklarını düşünmüyorum. Muhalefetin durumu o kadar içler acısı ki, halkın bir kısmı ‘Zaten bunlardan bir şey çıkmaz. YNK-KDP kalsın, bunlar biraz rant sahibi olmuşlar, eğer aç olan muhalefet iş başına gelirse durum daha da kötüleşir’ demek zorunda kalıyor.”
Ne Kürdistan ne de Irak toprağı var
Türk devletinin Güney Kürdistan işgaline karşı Bağdat ve Hewlêr’in tepkisizliğine ilişkin olarak da Dr. Sîvan Seîd, Güneyli biri olarak hayati bir konuya dikkat çekti: “İnsani bir trajedi olan Şengal Katliamı’na karşı Hewlêr ve Süleymaniye’deki meydanlarda yüz kişiyi bir araya getiremezsiniz. KDP, Türk devletinin Hewlêr’e kadar girmesine destek veriyor. Sadece Bradost bölgesinin durumunu işgal olarak tanımlayamayız. Hewlêr’de Türk devletine ve istihbaratına ait 27 resmi kuruluş var. Türk devletinin istediği yaşam tarzı ve ticaret, her yerden çok Hewlêr’de etkili. Süleymaniye’de de İran var. İran Süleymaniye’nin her yerinden insan kaçırabilir ve onları Tahran, Sine’ye götürerek yargılayıp idam edebilir. Bu durumda ne Kürdistan toprakları ne de Irak devletinin topraklarından söz edilebilir. Peki neden kamuoyu oluşturulamıyor; ben yine daha önce dile getirdiğim sebeplere döneyim; umutsuzluk! Yani Kürt halkı bu iktidar ve muhalefetten tamamen umudunu kesmiş.”
27 yıldır umut katlediliyor
İnsani ve toplumsal sorunlara halkın ilgisizliğine ilişkin olarak da Dr. Sîvan Seîd şu argümanları ortaya koyuyor: “Şöyle ifade edelim, var olan toplum ahlaki ve toplumsal siyasetten uzaklaşmış. Çok üzülerek itiraf etmeliyim ki, son 27 yılda iktidar olan KDP ve YNK ile diğer siyasi güçler, Güney Kürdistan’daki toplumu öyle bir baskı altına almışlar ki, bunu ne Saddam ne Baas rejimi ne de Irak devleti yapamamıştı. Irak devlet güçleri bölgeye girip insanları öldüyordu, işkence ediyordu, öğrencileri tutukluyordu, köyleri yakıyordu ancak onların insanlığını ve toplumsal yaşamını öldürmüyordu. Umut az bile olsa yavaş yavaş yeşerdiğini de söyleyebilirim.”
Popülist yaklaşımlarla olmaz
Mevcut duruma alternatif bir güç için de Dr. Sîvan Seîd Tevgera Azadî’nin eksikliklerine de dikkat çekti: “Hareket hayalperestlikten kurtulmalı. Köylü kökenimle durumu tarif etmeye çalışayım: “Derler ki, hurma ve üzümü aynı anda yiyemezsin’ Yani hem halkın cephesinde, hem de iktidar ve imtiyaz sahiplerin cephesinde olamazsın, popülizm yapamazsın. Tevgera Azadi popülist siyaset ile kendine yer açmaya çalışıyor.
Popülist yaklaşımlar, Tevgera Azadi’ye bir fayda sağlamayacak.”
Kadroda zihniyet değişimi önemli
Pekin’e bağlı Şaanxi Üniversitesi doçenti Dr. Sîvan Seîd, Tevgera Azadi’nin kadrolarının zihniyet değişiminin önemine dikkat çekerek fedakar, fedai bir şekilde halkın çıkarlarını savunmanın belirleyici olacağını söyledi. Konuya ilişkin olarak Dr. Seîd düşüncelerini şu şekilde formüle etti: “Bu özelliklere sahip kadrolar, Güney Kürdistan’da azdır. 27 yıldır devam eden kötü iktidar ve bozulan toplumsal doku nedeniyle Tevgera Azadi’nin sorumluluğu büyümüş ve yükü ağırdır.
Yine de, umut var. Güney Kürdistan halkı KDP, YNK ve diğer muhalefet partilerinden çok rahatsız. Ütopya ve ideolojisinin verdiği güçle Kuzey Kürdistan, yine Rojava’da denenen ve başarılar elde eden Özgürlük Mücadelesi, Güney Kürdistan halkı için umut ve moral kaynağı olmuş. Bu güçlü düşünce ve ideoloji için iyi yetiştirilmiş, fedai ve hakim bir kadro profili gerekiyor. Eğer bu iki olgu bir araya gelirse, yani bu özelliklere sahip kadro yapısı ile halkın yolsuzluktan uzak bir yaşam hayali, istikrar içinde yaşama ve toplumsal özüne kavuşma özlemi, Apocu yaşam hayali bir araya gelirse, Tevgera Azadi ya da başka bir isim altında oluşturulacak bir hareket, parti veya oluşum, Güney Kürdistan’da ranta, yolsuzluğa bulaşmış sisteme ciddi bir alternatif olur.” HABER MERKEZİ