Sadece Almanya’nın değil, aynı zamanda dünyanın en önemli yazarlarından Nobel Edebiyat Ödüllü Günter Grass da göçenler kervanına katıldı.
Birer birer gidiyorlar. Çok değil, daha bir ay önce kadim dostu Yaşar Kemal'in ölümünün ardından, "Tüm insanların Yaşar Kemal'e borcu var" diye yazmıştı.
Dünyanın tanıdığı iki büyük yazar Günter Grass ve Yaşar Kemal; birkaç yıl önce Goethe Enstitüsü tarafından düzenlenen özel bir toplantıda biraraya gelmişlerdi. Bu toplantıda Günter Grass'ın yaptığı konuşma Türkiye’nin hem devlet hem de toplum olarak geçmişiyle yüzleşmesi açısından önemli mesajlar içeriyordu.
Grass bu konuşmasında; "Gençlik yıllarımda, o dönemdeki Nazi ideolojisinin etkisi altında kalmıştım. 12 yıl Nasyonal Sosyalistlerin tüm dünyaya yaşattığı vahşetin gerçekliğini kabul etmedim. Olanları inkar ettim. 'Almanlar böyle bir şey yapmış olamazlar' dedim. Sonra resimler görmeye başladım; ölüm kamplarından gelen resimler. Cesetler büyük dağlar halinde yığılmıştı. Ama yine de 'benim Almanyam böyle bir şey yapmış olamaz' diye düşünüyordum. Her şeyin bir propaganda olduğuna inanmak istedim. Ondan sonra yavaş yavaş da olsa, bunun gerçek bir vahşet olduğunu kabul etmek zorunda kaldık. Benim neslim ve benden sonraki nesil için bu hiç de kolay olmadı. Bu konularla yeniden yüzleşmek büyük zorluklarla oldu. Ama bu gerçekleşti. Almanya'da bu zorlu iş yapılabildi. Uzun süre yaşananlar Almanya'da da kabul edilmedi. Başkaları 'hayır' dedi ama geçmiş her zaman karşımıza çıktı. Geçmişin yükünün her zaman bizim üzerimizde ağır bir yük olarak kaldığını hissettik, bunu hissetmek zorundaydık. Türkiye'de de geçmişten kalan yükler var. Türkiye de geçmişin sorumluluğuyla yüzleşmeli diye düşünüyorum" diyordu.
***
Grass'ın bu sözleri sadece kendisi ve kendi ülkesinin de ötesinde herkese ve her devlete örnek teşkil ediyor. Hem tek tek bireyler olarak hem de toplum ve devlet olarak tarihimizle yüzleşmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.
Grass sanatçı kişiliğinin yanısıra siyasi kimliği olan biriydi.1960'lı yıllarda sosyal demokratların saflarında politikaya aktif olarak katılan yazar, barış ve insan hakları mücadelesinde de Alman entelektüellerinin tavırlarını belirleyen isimlerden biri oldu.
Eserleri gibi duruşunda da savaşa, şiddete ve her türlü haksızlığa karşı aldığı tavırlarla tanınan Grass için ülkenin 'temiz vicdanı', 'aydın beyni' gibi tanımlamalar kullanıldı.
***
Bir süre önce yaşı ve sağlık durumu dolayısıyla artık roman yazamayacağını açıklamıştı. Zaten de bir romanı yazmadan önceki araştırma süreci bile 5- 6 sene sürüyormuş.
Teneke Trampet, Kedi ve Fare, Lokal Anestezi, Köpek Yılları, Pisi Balığı, Dişi Fare, Kafadan Doğumlar, Uzak Tarla başta olmak üzere birçok dünya dillerine de çevrilen çok sayıda eser verdi. 1999 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Oyun yazarlığını da sanat yaşamına sığdırmış olan Grass bir dönem şiir de yazdı:
"Bir yaşantımız var adına yeryüzü dediğimiz şu yuvarlakta - Biz kaplamışız duvarlarını her yönde - Çizmiş karanlığı üzerine ellerimiz - Düşmanlar yaratmışız kendi içimizden - Ölümü üleştirmiş eşken isimlerimiz."