
Yazar ve şair Akman Gedik, dört şiir kitabının ardından şimdi de öykü kitabıyla okuyucularının karşısında. “Uzakların Öyküsü” (İkinci Adam Yayınları) adlı kitabı oluşturan 27 öyküde, Gimgim , Mûş, Çewlîg dağlarının etekleri ve Almanya’dan yaşamlara konuk oluyoruz. Goşkar suyu boyunca akıyoruz Murat’a. Kitap boyunca her ne kadar gurbet ve sıla arasında gidip gelen göç yaşamları anlatılsa da, memleket hep daha yakın duruyor; özlem kelimelerde vücut buluyor. Küçük ve sıcak köy damlarının altında yaşayanların arasında dolanıyor ve onların ruhunu okuyucuya aktarmaya çalışıyor yazar. Topraktan beslenen öyküler, uzakları dolanarak okuyucusunu arıyor.
Yaşanmış öyküler
Kürdistan ya da Anadolu coğrafyasından kopup uzak diyarlarda yaşamak zorunda kalan her insanın kendini içinde bulacağı yaşamlar anlatılıyor. Öykülerin en önemli özelliği, kaynağını yaşanmış olaylardan alması. Akman Gedik, çocukluğunu ve gençliğini geçirdiği Gimgim coğrafyasına yeniden dönüyor yazdıklarıyla. O dönemlerini memleketlerinde geçirmiş olanların yabancısı olmayacağı çok şey var öykülerde. Ayrıca hayallerle yüklenerek Avrupa kapılarına dayanan memleket insanlarının yaşadığı trajikomik anlarla gülümsüyoruz.
Memleket insanları
Uzakların Öyküsü’nde Kürdistan coğrafyasının yoksul ama naif insanları konuşuyor. Yoksullukları içinde kurdukları doğal ilişkilere, esprilerine, kendine has konuşmalarına, renkli kişiliklerine tanık oluyoruz. Masallarıyla hayaller dünyasını dinleyenlerinin önüne seren Hasan Amca, yoksulluk yüzünden köyünden uzaklarda gömülen Begali, ‘Bu gidişle devrim olmaz’ sözünü yineleyen Kekil Amca, Süslü Hüseyin, Gavur Hıdır, Varyemez Memik ve niceleri... Kendine özgü lakaplarla her birimizin köyünde bulunan kişiler.
Ölümden hayat kurtarmak
Akman Gedik, onların hayatlarını anlatarak, tarihe not düşüyor. Çoğunluğu artık hayatta değil. Yazarın öyküleriyle yaşayacaklar. Gedik, unutmamak için, özleneni gelecek kuşaklara aktarıyor. Ki kendisi de ‘O dervişan toprakların o ak saçlı insanların hikayelerini yazmak, ölümün elinden hayat kurtarmaktır kimileyin’ diyor. Böylece her bir öyküyle nice hayatı geleceğe taşırıyor. Kitabın bir başka özelliği de, öykülerin anlatıldığı dönemin sosyal ve siyasal durumu hakkında izlenimler içermesi. 60 ve 70’li yılların devrimci dalgası ile haksızlığa karşı birlikler oluşturan gençler, korku tanımayan yürekler... Ardından gelen 12 Eylül faşizminin yol açtıklarını da satır aralarında görmek mümkün. Kitap boyunca konuk olduğumuz yaşamlardan zamanın değişimlerine tanık oluyoruz. Akman Gedik’in ‘Uzakların Öyküsü’ kitabı bizi anlatıyor diyebiliriz.
Akman Gedik
Akman Gedik 1963 yılında, Mûş’un Gimgim ilçesine bağlı Reqasa köyünde dünyaya geldi. 1988 yılında Almanya’ya yerleşti. Şiir, öykü ve denemeleri çeşitli dergilerde yayınlandı. Harman Zamanı, Her Ayrılık Bir Hüzündür, Ben Bir Çocuğun Düşüyüm ve Roj Ma De Şewle Dano şiir kitaplarıyla, “Gimgim Zerreye Ma De” adlı folklorik çalışmaları yayınlandı.
DENİZ BİLGİN