183 sayfalık kitapta, yazar Kürdoloji  2. Uluslararası Konferansı için gittiği Erbil ve Duhok'taki günlerini, kendi geçmişiyle, çocukluğuyla, ilk gençliğiyle harmanlayarak anlatıyor. Daha birkaç yıl önceye kadar tarümar edilmiş Duhok kentinin nasıl yoktan varedildiğini ve insanlarının nasıl kısa zamanda aradaki açıkları kapadığını da. Güzel, toplumbilimsel ve siyasi gelişmelere de yer veriyor. Eleştirilerini de ihmal etmiyor. Kitabın arka kapağından bir bölüm şöyle: "Bizzat gördük, dinledik, duyduk, anladık. Hem güldük, hem ağladık. Kürt halkının ve kadim dilinin geleceğine umutla baktık. Çok heyecanlandık. Bu kentte çocuklar artık mutlu, çünkü bugünlerinden ve yarınlarından umutlu… Size bir de Duhok çarşısında gördüğüm, başlarını okşadığım, sakız satıp eve katık götürmek için çabalayan tertemiz çocukların bakışlarını anlatmalıyım. Farzedin ki bizim çocuklarımız…"

KÜLTÜR SERVİSİ