
Ortadoğu uzmanı ve siyaset bilimci Haluk Gerger, ABD’de yarın yapılacak seçimlerde asıl kazananın statükonun olacağını söyledi. Haluk Gerger, yeni ABD başkanının statükonun devamı için Kürt ya da Filistin sorununun çözümünden uzak duracağını düşünüyor.
ABD’de başkanlık seçimleri yarın yapılıyor. Anketler birkaç puan farkla Demokratlar’ın adayı Barack Obama’nın kazanacağını gösteriyor. Ancak Cumhuriyetçiler’in adayı Mitt Romney ve taraftarları bu küçük farkı son ana kadar kapatacaklarını düşünüyor. Her iki aday da seçim çalışmalarında iç politika üzerinde yoğunlaştı. Ancak ABD’deki seçimler Ortadoğu’dan da yakından izleniyor. Zira, ABD’nin yeni başkanının izleyeceği dış politika, Ortadoğu’daki halkları yakından ilgilendiriyor. Biz de Ortadoğu uzmanı Haluk Gerger’e „seçimlerden sonra ABD’nin dış politikasında değişim olur mu“ diye sorduk. Siyaset bilimci Gerger’in yanıtı „Hayır“ oldu. Gerger, ABD’nin Ortadoğu’daki politikasının değişmeyeceğini düşünüyor. Seçimi hangi aday kazanırsa kazansın statükonun devam edeceğini ve bu statükonun bozulmaması için yeni başkanın Kürt ya da Filistin sorununun çözümünden uzak duracağını söyledi.
Dış politika değişmez
ABD’nin dış politikasının adaylara göre değişiklik arzetmiyor. Beyaz Saray’ın sakini, selefinin politikalarına makyaj yaparak devam ettiriyor. Gerger, Başkanlık Sarayı’nda dört yıldır oturan Obama’nın selefi W. George Bush’tan farklı bir politika izlemediğine hatta daha cüretkar davrandığına dikkat çekiyor. Obama döneminde doğrudan suikastler, insansız araçlarla saldırı, Libya ve Suriye’ye müdahaleler olduğuna dikkat çeken Gerger, Obama’nın yarınki seçimleri kazanması halinde ikinci dört yıllık döneminde temel amacının Bölge’de istikrarın sağlamak olacağına dikkat çekiyor.
Öncelik istikrarın korunması
Gerger, „Obama’nın önceliği, isyanlar sonrası ortaya çıkan restorasyon rejimlerinin Amerikan denetimi altında güçlendirilmesi alacaktır. Bu nedenle, Filistin ya da Kürt sorunu gibi alanlarda ‘istikrarı bozmamak’ adına daha geri bir siyaset izlemesi, yani gerçek çözümlerden uzak durması beklenebilir. Fazla müdahil olmadan eski statükonun yeni aktörlerce sürdürüleceği bir Ortadoğu tercihi ağır basacaktır. Bu statüko, İsrail’i kabullenmiş, radikal eğilimleri bastırmış, uluslararası kapitalizme eklemlenmiş ve genel Amerikan stratejisiyle uyumlu bir Arap dünyasını içermektedir“ dedi.
Suriye’ye askeri müdahale olmaz
Önümüzdeki dört yılda yeni bir savaş beklemediğini söyleyen Gerger, Obama’lı ABD’nin İran ve Suriye’ye yönelik politikasını da şöyle değerlendirdi: „İran üzerindeki baskıların ağırlaşacağını, tecridin derinleşeceğini söyleyebiliriz. Bu noktadaki savaş tehlikesi de bu strateji nedeniyle artarak sürecektir. Suriye’de Esad’ın düşürülmesi konusunda bugünkü politikadan farklı olarak, doğrudan askeri bir müdahaleye yeşil ışık yakılacağını sanmam. Obama’nın bir saray darbesi yoluyla Esad rejiminin devrilmesini yeğleyeceğini düşünüyorum. Yönetim, halk hareketlerinin insiyatifinde gelişen rejim değişikliklerinden hoşnut değil ve Mısır’da olduğu gibi, eski rejimin bürokrasisinin denetimini elinde tutabileceği çözümleri yeğleme noktasında.“
Romney de farklı davranamaz
Gerger, Cumhuriyetçiler’in adayı Mitt Romney’in de seçilmesi halinde Obama’ya göre daha saldırgan ve ateşli konuşmasının dışında farklı bir politika yürütemeyeceğini söyledi: “Romney farklı davranamaz çünkü; sonuçta Amerikan gücünün sınırları içinde hareket etmek zorunda ve bu sınırlar ancak Obama’nın denemiş olduğu kadar zorlanabilir.“
Statüko güçleriyle ittifak artar
„Her iki adayda da, yeni devlet aktörleriyle ama özünde eskisine benzer bir statüko tercihinin ağır bastığını düşünüyorum“ diyen Gerger, ABD’nin statükoyu devam ettirmesini de şöyle açıklıyor: „Bu, hem Amerikan’ın halihazırdaki güç dengesinden, hem bu statükonun özünde Batı-İsrail çıkarlarına uygun olmasından, hem de halk hareketlerine karşı önyargı ve korkulardan dolayı böyledir. Olası bir İran savaşı ya da Rusya ile rekabet de yeni Amerikan yönetimini statüko güçleriyle ittifakını güçlendirmeye iten dinamikler yaratmayı sürdürecektir. Dolayısıyla da, bölgesel statükodan müşteki halkların ve kesimlerin değişim taleplerinin dikkate alınmayacağı ‘muhafazakar’ politikaların yeni dönemde de izleneceğini tahmin edebiliriz.“
DENİZ BAŞPENİR / HABER MERKEZİ