Kürtler ikinci kez bu lanetli lakabı bir başkası için kullanmaya başladılar. O da daha birkaç aydır Türk ordusunun 'bir numarası’ olan Genelkurmay Başkanı Nejdet Özel’dan başkası değil.
Bu nedensiz değildi. O daha Türk başbakanı Tayyip Erdoğan tarafında bu göreve atanmadan önce, ilk 'başarısını’ Kürdistan’da göstermiş, Kürt savaşçılara karşı kimyasal silah kullanmış bir generaldi. Kürtler onun siluetini, resmini hemen tanıdılar. Onun ölüm kokan talimatı sesinden duydular. Ve ona 'Kimyasal Nejdet’ dediler.
Çünkü Nejdet Özel, Kürt gerillalarına karşı yürütülen savaşta bizzat kimyasal silah kullanma emrini vermişti. Bu çekilen görüntülerde apaçık gözüküyordu. ROJ TV bu görüntüleri yayımladı. Kürt basın yayın organları bu iddiayı dünyaya duyurdu. İnsan hakları kuruluşları Nejdet Özel hakkında hem ülke içinde hem de ülke dışında insanlığa karşı suç işlemekten dolayı yargılanması için girişimler başlattı.
Nejdet Özel’in başında olduğu ordu en son olarak 22-23 Ekim (2011) günlerinde Kazan Vadisi'nde kimyasal silahlarla 36 Kürt savaşçıyı katletti. Kullanılan silahların uluslararası sözleşmelere göre yasak olduğu bizzat bölgeye giden değişik inceleme heyetleri tarafında da doğrulandı.  
Ve 28 Aralık 2011 gecesi Uludere’nin Roboski Köyü'nde 35 Kürt genci, ki bunların arasında 19 kişi yaşları 12-16 arasındadır, iki saat boyunca Türk savaş uçakları tarafından bombalanarak, bizzat Genelkurmay Başkanlığı'nın talimatıyla katledildi. Nejdet Özel’in başkanı olduğu kurum 35 Kürt gencinin hunharca katledilmesini 'basit bir istihbarat hatası’ olarak adlandırdı.
Ve nihayetinde Türk başbakanı Tayyip Erdoğan’ın hem çalışma arkadaşı, hem de ordunun başındaki 'bir numara’ tıpkı Cunta dönemlerinde olduğu gibi geçtiğimiz günlerde Türk medyasına ısmarlama bir söyleşi verdi. Bir asker olarak üzerine vazife olmamasına rağmen her konuda konuştu. Yaptığı katliamlara kılıf aradı. Uludere katliamını savundu. Siyasi soykırım operasyonlarını savundu. Ve daha çok Kürt öldüreceklerini resmen açıkladı. Normal demokratik ülkelerde 'askeri ilgilendiren’ işlerin dışında hiç konuşmaması gereken bu general hızını alamayarak, tıpkı siyasi iktidar gibi Kürtlerin anadilde eğitim hakkına da karşı çıktı.
Sadece BDP, gerçek bir muhalefet partisi ve demokrasi gücü olarak bu özel savaş generale sert bir şekilde karşılık verdi. Doğal olarak BDP eş başkanı Selahattin Demirtaş, Kürt ve giderekten dünya kamuoyunda 'Kimyasal Nejdet’ olarak tanınan generale tepki göstererek bu açıklamaların bir kıymet-i harbiyesinin olmadığını söyledi. Roboski katliamının hesabını sordu.
Demirtaş "Önce sen bu katliamın hesabını ver. Paşa hazretleri çıkıyor, emir buyuruyor. Senin rütben orgeneral olsa da bizim için onbaşısın. Bunu böyle bil, ha onbaşı konuşmuş ha general. Zerre kadar kıymetin yok. Başbakan'ın meşruiyeti yokken seni hiç tanımıyoruz” dedi.
Demirtaş’ın bu yerinde ve demokrasi korumak için yaptığı bu çıkışa karşı Türk ordusu F16 uçaklarını kaldıramadı ama, sözüm ona hukuki bir süreç başlattığını açıkladı.
Nejdet Özel her halde kendisine 'onbaşı’ denmesine çok içerlenmiş olsa gerek. Kimyasal silah kullanmaktan suçlanan, en son Roboski katliamından birinci derece sorumlu olan bu general de, geçmişte Kürtlere karşı insanlık suçu işleyen diğer genelkurmay başkanları gibi her halde işi pişkinliğe vurup, unutturabileceğini sanıyor. Suçlu iken, 'yavuz hırsız misali’ güçlü olacağını düşünüyor. İşlediği suçlardan dolayı Erdoğan’ın koruma ve kollamasıyla sıyrılabileceğini düşünüyor. Acelesi ve telaşı bundan dolayı.
Ama nereye kadar. Bilmesi gerekiyor ki o 'Kimyasal Nejdet’ olarak çoktan Kürt halkının vicdanında mahkum oldu bile.

CAHİT MERVAN