ABD Başkanının Güvenlik Baş Danışmanı Bolton Erdoğan tarafından kabul edilmedi.
Meş’um suratlı Kalın’la görüştü. Koltuğuna “kırmızı dosyalar” kondu.
Falan filan.
Bundan onbeş yirmi gün önce ABD Suriye’den çekildi, çekilecek diye yer yerinden oynamıştı. Şimdi “çekilecek de meçhul bir zamanda” lafları kafaları karıştırdı.
Ama daha beteri ABD’nin “Türk devleti Kürtleri boğazlayacak” demesi. “Boğazlamasın” diye Amerikan askeri daha bir müddet Suriye’de kalacak....
Amerikan askerinin nerede kalacağı kesin olarak belli olmazken, Türk askerinin ne olacağıyla ilgili bir gelişme yaşanıverdi. Meşhur general Temel, 2.Ordu Komutanlığından alındı, uyduruk bir göreve tenzil-i rütbe edilerek gönderildi.
Ne oluyor?
Suriye meselesi ve Fırat’ın Doğusu Türk Amerikan ilişkilerinde var olan sorunları derinleştiriyor ve bu kriz Türk ordusuna da yansıyor. Elbette ekonomiye de yansıdığı açık. Dolar yeniden kıpırdamaya başladı bile.
Her ne ise...
Demek istediğim şu: Bu tür havadisler daha bir müddet sürecek. Eğer kendinizi medya haberlerine kaptırırsanız, bir soğuk suya, ardından sıcak suya girip çıka helak olursunuz.
Gidişatı medya haberlerinden anlamak bilelim ki mümkün değildir. Hele bir gün medyaya bakıp “bu defa biz yandık” diye karalar bağlamak, ertesi gün, “bu defa onlar yandı” diye zil takıp oynamak aklın alacağı iş değildir.
Benim tavsiyem şu: Açın haritayı önünüze... Ve bir de takvim bulun. Önce beş yıl geriye gidin. Haritada ne gördünüz? Hiç bir şey. Rojava nerede? Yok. Şimdi yeniden bakınız: Rojava yerli yerinde. Yitirilen, Rojava’yla doğrudan bağı olmayan küçücük kasaba Efrîn. Hepsi bu...
Rejim orada. Rusya yanında. Türk devleti Kuzey’de bir atmaca gibi beklemekte. Bu arada haberler birbirini izlemekte. O onla konuştu. Bu buna oyun oynadı. Şurada Türk hareketlendi. Tepede Ruslar uçmaya başladı, ABD homurdandı...Hoppala askerini çekti. Yok hayır çekmedi...Çeker gibi yaptı...
Milletin ağzı torba değil ki, büzesin. Biri Rusya kazandı diyor, öteki Amerika son sözü söylemedi diye bağırıyor. İran’ın güldür güldür geldiği anlatılıyor. Türkiye’nin ABD’yle, olmazsa Rusya’yla birlikte Fırat’ın Doğusuna dalacağı konuşuluyor.
Ne oluyor?
Rojava durduğu yerde durmaya devam ediyor.
Burada şimdilik bir “jeopolitik denge” var. Bu denge bozulmadıkça hiç bir şey değişmez. Çeneniz yorulduğuyla kalır.
Ancak denge bozulabilir de... İşte o zaman ip kopar. Her şey değişir.
Denge ne zaman bozulur?
ABD İran’a karşı kesin ve savaşı göze alarak harekete geçmeye karar verdiği gün...
Böyle bir karar vermesi için, yalnız Suudileri ve müttefiklerini değil, Türkiye’yi de savaş siyasetine razı etmesi gerekir. Aynı zamanda Rusya’nın İran’la birlikte hareket etmeyeceğini de garanti etmelidir.
Daha nice faktörden söz edilebilir. Bunları askeri strateji uzmanları yazarsa, biz de okuruz.
Ancak diyeceğimiz şu: Böyle bir durumda Rojava ağır tehdit altına girer. Hiç kuşkusuz ABD’nin desteğiyle TSK Kürt halkına ölümcül darbeler indirir.
Sonra ne olur?
Düşman İran kapılarına dayandığı gün, İran da kendine yeni müttefikler arar. ABD nasıl DAİŞ’e karşı YPG-YPJ ile ittifak kurduysa, bir bakarsınız, İran devleti PKK’yle masaya oturmuş.
Denge böyle tepetakla olduğu zaman, bileşik kaplar gibi, Rojava’da atılan geri adımı, Kuzey’de muazzam bir ileri adım izler.
Ve asıl savaş da o gün başlar.
Kürdistan sorununun köklü çözümü, ne İran Kürdistan’ındadır, ne Güney’de, ne de Rojava’da... Temel çözüm en büyük parça olan ve asıl devrimci sürecin yükselişini yaşayan Kuzey Kürdistan’dadır.
Yani denge bozulduğu ve yeni dengeler oluştuğu gün, Kürt sorunununda şimdi yaşanan “pat” durumu da bozulur ve asıl çözüm o gün gündeme gelir.