Carandiru hapishanesi, 1920 yılında Latin Amerika'da kurulmuştur. Brezilya'nın Sao Paulo kentinde yer alan cezaevinin kapasitesi yaklaşık olarak 8 bindir. 1992 yılında kapasitesinin iki katı mahkumu barındıran cezaevi insanlık dışı bir katliama tanık olur. Çıkan isyan sonucunda polisin açıklamasına göre 111, insan hakları örgütlerine göre 300 den fazla mahkum ölmüştür… Peki mahkumları bu büyük isyana götüren süreç nasıl gelişmişti?
Carandiru katliamı, 2003 yılında Hector Babenco tarafından filme çekilir. Olayın gerçekliğine sadık kalmaya çalışan film, yaşanan olayları ve isyanı anlatır… Her mahkumun ayrı bir hikayesi vardır. Kardeşini taciz eden iki kişiyi öldüren genç adam, ihanete uğrayan usta bir soyguncu, uyuşturucu satışından tutuklanan bir diğeri ve benzer nedenlerden cezaevinde bulunan mahkumlar. Hırsız, tecavüzcü, kundakçı, çete üyesi ve daha birçok suça bulaşmış tutuklular. Hepsinin ortak kaderi Carandiru hücreleridir.
Toplumdan koparılan bu insanlar, ciddi bir savaşın içine girmiştir. Zayıf olmak ölümü beraberinde getirir. Çoğu mahkum tecavüze uğramıştır. Birçoğu çeteler tarafından öldürülmüştür. Mahkumlar ranzada oturabilirler, ama uyumak için böyle bir şansları yoktur. Tifo, AIDS vb. birçok hastalığın olduğu cezaevinde yaşamak için güçlü olmak zorundasınız…
Mahkumların içinde bulunduğu ironik durum, her anlamıyla gözler önündedir. Sıkışıklık, çaresizlik ve bunun sonucunda gelen isyan? Bu olayı evrensel kılan nokta budur. Kapitalizmin var olduğu her toplumda cezaevleri birbirine benzer. İşkence, hastalıklar ve kötü yaşam koşulları Carandiru'da, Urfa'da, Pozantı'da, Diyarbakır cezaevinde de aynıydı. En son Urfa cezaevinde 13 mahkum isyan sonucunda yaşamını yitirmişti. Onları direnişe götüren süreci Carandiru filminde görebiliriz. Anlatılan sizin hikayenizdir.
HADİ CANBEK: Anlatılan sizin hikayenizdir...