Hainliğin ultra temsili değil mi?

Forum Haberleri —

8 Eylül 2020 Salı - 23:00

  • İç siyasete giderek taraftar ve tabanını kaybeden AKP-MHP faşist iktidarı, ekonomide dibe vurmuştur. Dış siyasette de tüm dost ve ittifaklarını kaybetmiş olup, tek sadık paralı dostu Katar, Azerbaycan ve hainliğin ultra temsili KDP kalmıştır.

İRFAN SABRİ AHMET

TC devleti 15-16 Haziran 2020’de Heftanîn alanına “Pençe-Kaplan” adı ile kılıflandırdığı, özünde ise Kürdistan’ın adım adım işgalini hedefleyen kapsamlı bir saldırı başlattı.

2015’ten itibaren “yeni strateji” dedikleri, esasta Misak-ı Milli sınırlarına varacak Kürdistan coğrafyasını işgal ve ilhak ederek adım adım 2023’e kadar Lozan Anlaşmasının 100. yılında Ortadoğu ve dünyada hegemonist bir güç olmayı hedefleyen bir siyaset izledi.

Dikkat edilirse 2015’ten bugüne kadar TC devleti-AKP/MHP faşist iktidarı askeri işgali hızlandırarak, günümüzde neredeyse tüm komşu ülkelerle savaşın eşiğine gelmiştir. Hegemonist amaçlarını gerçekleştirmek için en güçlü ve direngen yapı olan PKK ve Kürtleri özel savaşın tüm argümanlarını kullanarak geriletmeyi, direnişi kırmayı, PKK önderlikli gerilla direnişini geriletip zayıflattıktan sonra Başûr ve Rojava Kürdistan coğrafyalarını tümden tahakküm altına almayı, su, enerji ve gaz politikaları ile Doğu Akdeniz ve Ege denizi boyunca diğer komşulara da bu yayılmacı-işgalci politikaları dayatmayı hedeflediği açığa çıkmıştır. 2015 sonrası DAİŞ ittifakına dayanarak Bab, Cerablus ve İdlib’in bir kısmını da bu amaç ile işgal etmiş, 2018 Efrîn işgali, 2019 Girê Spî-Serêkaniyê işgali de bu planın bir parçasıdır.

Başûrê Kurdistan’da da 1990’lardan beri Behdinan’ı işgal etmiş, sonrasında Soran alanını da tümden işgal etmeyi Xakurkê, Avaşîn, Cîlo, Çarçel, Zap ve Metina boyunca direniş noktalarını ezerek, coğrafyanın en temel stratejik yerlerini ele geçirmeyi hedeflemiştir. Türkiye-Irak devlet sınırı boyunca 15-30 kilometre derinliklerde Başûrê Kurdistan’a sarkan coğrafyalarında savaş ve zor güçü ile işgal planlarını uygulamadan çekinmemiştir.

Haziran 2020’den başlayıp 5 Eylül 2020 gününe kadar yaklaşık 80 gün boyunca Heftanîn direnişini kıramamış, Kürdistan gerillasının muhteşem direnişi, zekice geliştirdiği taktikler, gerillanın temel ilkelerini cesurca ve bir savunma-saldırı eylemleri ile işgalci TC gücü bozguna uğramış, şaşkına dönmüş ve işgalci emellerinin kursağında kalmasına yol açmıştır. Heftanîn işgalini başaramayan TC’nin kendini abartan özel savaş komutanları 5 Eylül’de açıklama yaparak, ‘Pençe-Kaplan operasyonunda arama tarama çalışmalarını tamamladıklarını’ açıklamış, esasta ise uluyan kurtlardan meleyen kuzulara dönerek 2008’deki Zap direnişinde yaşadıkları yenilginin bir benzerini yaşamışlardır.

Esasta Mart 2020’de Zinî Wertê’ye getirilen KDP peşmergeleri ile başlattıkları savaşta Eylül 2020’ye kadar gelinen 5 aylık süreç boyunca, deyim yerinde ise askeri olarak Deriye Dawetiyê ve Xantur’da çakılmış, planladıkları ‘Şengal’in KDP’ye teslim edilmesi, Mexmûr Mülteci Kampı’nın dağıtılması, Kandil’in feshedilmesini başaramamışlardır.

Heftanîn’de yenilen TC faşist ordusu ve çeteleşmiş devleti kamuoyunu ve halkı aldatmak için Karadeniz, Akdeniz ve Ege’de, şatafatla gürleyen yalancı medyası ile bu yenilgisini gizlemeyi hedeflemiştir. Siyasi olarak da hem Irak ve Suriye rejimleri, hem AB, hem de sadık müttefikleri olarak ABD ile birçok alanda karşı karşıya kalmıştır.

İç siyasete giderek taraftar ve tabanını kaybeden AKP-MHP faşist iktidarı, ekonomide dibe vurmuştur. Dış siyasette de tüm dost ve ittifaklarını kaybetmiş olup, tek sadık paralı dostu Katar, Azerbaycan ve hainliğin ultra temsili KDP kalmıştır.

Gelinen aşamada Heftanîn direnişinin yarattığı çok tarihi kazanım, TC çete devleti ve AKP-MHP faşist iktidarının yalnızlaşması, Azerbaycan’ın kalitesiz siyaseti, Katar’ın parasal işbirliği ve KDP’nin ultra hainliği artık tüm açıklığı ile gün yüzüne çıkmıştır.

KDP’nin geçmiş mücadele pratiğini neredeyse bilmeyen yoktur. 1970’lerde Dr. Şivan, Çeko ve Brusk gibi sosyalist devrimcilerin katledilmesi, Rojhilatlı KDP ve Komele örgütlerinin tasfiye edilmesi, Rojava’da ENKS patentli Efrîn işgali örneğinde KDP siyasetinin düştüğü hain pratik, DAİŞ’ın Şengal’i işgalinde KDP pêşmergelerinin düştüğü kaçış ve ihanet, 1997’de Hewlêr’de Azadî Hastanesi’nde KDP’nin yaptığı katliam, 1996’da Saddam rejimini Hewlêr’e çağırarak YNK’yi çıkarması, PKK gerillasına karşı TC’nin uşakları gibi 1992, 1995, 1997’de yaptığı saldırıların tümü bu hain pratiklerinin sonucudur. Bununla yetinmeyip TC ordusunu tüm Behdinan, Hewlêr, kısmen de Soran bölgesine getirip üs kurmalarına, MİT yapılanmalarına yol açan da KDP’dir.

21. yüzyılın ilk çeyreğinde en fazla mücadele kazanımlarının yaşandığı, Kürtlerin askeri ve siyasi olarak hem Ortadoğu hem de dünyada çok önemli konum kazandığı bir süreçte Arapların, Avrupalıların dahi TC’yi işgalci gördüğü böylesi koşullarda, tam TC yönetimi yıkılma aşamasında iken, adeta can simidi gibi T. Erdoğan tayfasına nefes aldırma olarak nitelenecek ilkesiz ve kalitesiz bir siyasetle Nêçîrvan Barzani liderliğindeki KDP’lilerin Türkiye ziyareti tek ifade ile ultra hainlik değil de nedir?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.