• Sokak ortasında darp edilerek öldürülen gazeteci Hakan Tosun davası; polis barikatı, gazeteciler ve avukatlara saldırı gölgesinde başladı. Tosun ailesinin avukatı Cemal Yücel “Bu şartlar altında adil bir yargılama olacağını düşünmüyoruz. Ancak Hakan’ın kürsüsünü boş bırakmayacağız” dedi.

ERDOĞAN ALAYUMAT/İSTANBUL

Gazeteci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’u darp ederek ölümüne yol açan tutuklu sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin “tahrik etti” diyerek kendilerini aklamaya çalıştılar. Polis barikatı, gazeteciler ve avukatlara saldırı gölgesinde başlayan davaya ilişkin Tosun ailesinin avukatı Cemal Yücel “Bu şartlar altında adil bir yargılama olacağını düşünmüyoruz. Ancak Hakan’ın kürsüsünü boş bırakmayacağız” dedi.

İstanbul’un Esenyurt ilçesinde 10 Ekim 2025’te sokak ortasında dövülerek öldürülen gazeteci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’un ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. İddianamede, tutuklu sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin hakkında “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Duruşmaya sanıklar SEGBİS üzerinden katılırken, Tosun’un ailesi, arkadaşları ve çok sayıda siyasi parti ile hak örgütü temsilcisi de salonda hazır bulundu.

Oğluma neden gitmediniz?

Duruşma öncesinde Hakan Tosun’un yakınları ve dostları İncirli Metro İstasyonu’nda bir araya gelerek Bakırköy Adliyesi’ne yürümek istedi. Polis yürüyüşe izin vermeyerek grubun önünü barikatla kesti. Buna tepki gösteren Tosun’un annesi Fatma Tosun, “Oğlum sokakta dövüldü, dakikalarca yerde yattı, gelmediniz. Şimdi bize barikat kuruyorsunuz” dedi.

Polisle yapılan görüşmelerin ardından, “Hakan Tosun’a ne oldu?” ve “Görüntü kesildi sanmayın, gerçek hala kayıtta” pankartlarının indirilmesi koşuluyla yürüyüşe izin verildi. Grup, “Hakan için adalet, herkes için adalet” sloganlarıyla Bakırköy Adliyesi’ne yürüdü.

Adliye önünde de barikat

Adliye önünde polis, “mahkeme kararı var” diyerek yalnızca aile üyeleri ve avukatların içeri alınacağını söyledi. Kitle adliyeye girmekte ısrar edince girişe polis barikatı kuruldu. Tepkilerin ardından duruşmayı takip etmek isteyenler tek tek içeri alındı. Duruşma başlamadan önce salonun küçük olması nedeniyle birçok kişi içeri giremedi. Avukatlar daha büyük bir salon talebinde bulundu ancak bu talep kabul edilmedi.

Engeller ve tartışmalarla başladı

Duruşma öncesinde adliye güvenliği, basının salona girişini sınırlandırarak yalnızca 4 gazetecinin içeri alınacağını duyurdu. Yapılan görüşmelerin ardından 3 gazetecinin daha kapı önünden duruşmayı takip etmesine izin verildi. Ancak bu karara tepki gösterilince, davayı takip eden avukatlar kendi yerlerini basına bırakmak istedi. Mahkemenin bunu kabul etmemesi üzerine salonda tartışma yaşandı.

Tartışmaların ardından mahkeme heyeti, bir üst kattaki 19. Ağır Ceza Mahkemesi salonunun açılmasına karar verdi ve dışarıda kalan gazetecilerin duruşmayı SEGBİS üzerinden takip etmesi sağlandı. Ancak bu salon da yetersiz kalınca birçok kişi dışarıda kaldı. Duruşmayı izlemek isteyenlere polis koridorda barikat kurarken, yaşanan arbedede bazı yurttaşlar hafif yaralandı.

Tüm bu yaşanırken mahkeme heyeti, aile üyeleri ve bazı avukatlar salonda olmadan duruşmayı başlattı. Kimlik tespitinin ardından SEGBİS’le bağlanan sanıkların savunmaları alındı.

‘Alkol ve uyuşturucu etkisindeydi’ iddiası

İlk olarak savunması alınan sanıklardan Abdurrahman Murat, savunmasında gazeteci Hakan Tosun'un alkol ve uyuşturucu etkisinde olduğunu iddia ederek şunları söyledi: “Böyle bir olay yaşandığı için üzgünüm. Ölene rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum. Doğduğumdan beri aynı mahallede esnaflık yapıyorum. Kadir abim aradı, arabasına gittiğimde Hakan Tosun oradaydı. Elinde bira şişesi vardı, uyuşturucu maddenin etkisindeydi. Üstü başı kirliydi. Uyardım, sonrasında bana küfretti. Önce ben tekme attım, ardından abim de geldi ve bir tekme attı. Arkadaşım motorla geldi. Giderken mahalleli bizi uyardı. Hakan Tosun bana doğru gelirken yumruk attım. Daha sonra ambulans çağrıldı. Keşke bu olay yaşanmasaydı, elim kırılsaydı da o yumruğu atmasaydım.”

Kafatasındaki kırık nasıl oluştu?

Olay sonrası duruma ilişkin sorularda Murat, Hakan Tosun’u yerde bıraktığını kabul etti ve ambulans ya da polis çağırmadığını, yalnızca çevredeki kişilerin çağırdığını duyduğunu söyledi. Şiddetin boyutuna ilişkin soruya ise Hakan Tosun’a “iyi niyetle bulunduğu yerden kalkmasını söylediğini” öne sürerek yanıt verdi. Kafatasındaki kırığa ve düşme anına ilişkin soruda Murat, Hakan Tosun’un direğe yaslı olduğunu, çantasının üzerinde bulunduğunu ve bu nedenle “dengeli düştüğünü” savundu.

Katiller birbirini suçladı

Daha sonra sanık Adnan Şahin savunmasına geçildi. Şahin, Hakan Tosun’u “dürtme amacıyla” tekmelediğini belirterek, Abdurrahman Murat’ın kendisine Tosun’un mahalleliyi rahatsız ettiğini söylediğini ve sonrasında Tosun’un kendisine küfrettiğini iddia etti. Şahin, “Hakan Tosun’u dürtme amacıyla ayağımla tekmeledim, kesinlikle kasıt yoktur” dedi.

Şahin ayrıca kendisine yöneltilen suçlamaları reddederek, “Abdurrahman’ı kurtarmaya çalışıyorlar” ifadelerini kullandı. Abdurrahman Murat ise Şahin’i suçlayarak iddiaları kabul etmedi. Ancak çapraz sorguda Şahin’in ifadeleri değişti. Daha önce tekme attığını kabul etmesine rağmen bu kez “öyle bir şey yapmadım” dedi. Olay anında telefonuna baktığını söyleyerek kendisini olaydan uzak göstermeye çalıştı. Kamera kayıtları hatırlatıldığında ise tekme iddiasını yine reddederek “öyle bir şeyin gözükmediğini düşündüğünü” ifade etti.

Anne Tosun: Aynı acıyı onlar da çeksin

Sanık savunmalarının ardından söz alan Hakan Tosun’un annesi annesi Fatma Tosun da şunları söyledi: "Olayı görmedim. Öncesinde oğlum aradı beni, anne geliyorum dedi. Saat 7-8-9 oldu, çocuğum yok. En son konuşmamız yolda olduğuyla ilgiliydi. Benim çocuğum asla küfretmez. Birader, der maksimum. Benim çocuğum karıncayı incitmez. Sadece 100 lirası varsa da hayvanlara bağışlar. Çocuğumu aradım, en son ulaşılamıyor dediler. Benim burada yaşadığım bütün sorunları onlar da yaşasınlar. Benim çektiğim acıyı onlar da çeksin."

Fail olması gerekirken tanık oldu

Saldırıda Abdurrahman Murat’ı motosikletiyle getirip götüren ve “üçüncü kişi” olarak anılan Yusuf Özakdağ ise tanık olarak dinlendi. Özakdağ, Murat’ın Hakan Tosun’a “Ben markete gideceğim, döndüğümde seni burada görmeyeyim” dediğini, geri döndüklerinde Tosun’un hâlâ orada olduğunu ve tuvaletini yaptığını öne sürdü. Murat’ın ilk karşılaşmada fiziksel müdahalede bulunmadığını savundu.

Kamera kayıtlarıyla çürütüldü

Savcının “Neden tekrar olay yerine döndünüz?” sorusuna Özakdağ, “Adam gitti mi diye bakmaya gittik” yanıtını verdi. “Siyah BMW ile gelen kişi Hakan’a vurdu mu?” sorusuna ise “Evet” dedi.

Avukat Cemal Yücel’in çapraz sorgusunda Özakdağ’ın beyanlarının kamera kayıtlarıyla çeliştiği belirtildi. İlk olayda darp olmadığını söylese de görüntülerde saldırı anının yer aldığı, Murat’ın araca bindiği ve ikinci saldırı için yeniden olay yerine gidildiği yönündeki kayıtların dosyada bulunduğu ifade edildi. Özakdağ ise bu aşamada saldırı görmediğini ve Murat’ı olay sonrası götürdüğünü söyledi.

Tanıktan koruma talebi

Mahkemede dinlenen bir başka tanık ise olayın kendi evinin önünde gerçekleştiğini belirterek, “Ambulans geç geldi. Küfür ya da hakaret duymadım. Ama yemin ettiğim için söylüyorum, Abdurrahman’ı orada gördüm” dedi. Mahkeme heyetinin, “Vurduğunu gördün mü” sorusuna tanık, “Gördüm” yanıtını verdi.

Tanık, ifadesi sırasında endişesini de dile getirerek, “Devletimiz beni korusun, çocuğum var” dedi. Mahkeme başkanının, “Duruşmadan önce sana ifade ver ya da verme yönünde ulaşan oldu mu” sorusuna ise tanık, “Burada anlattıklarımdan sonra çocuğumun başına bir şey gelmesini istemiyorum” şeklinde yanıt verdi.

Savcı tutuklulukların devamını istedi

Hakan Tosun davasında savcı, duruşmada ara taleplerini mahkemeye iletti. Buna göre, sanıklar Abdurrahman Murat ve Adnan Şahin’in tutukluluk hallerinin devam etmesi talebinde bulundu.

Savcı ayrıca, Tosun ailesinin davaya katılma talebinin kabul edilmesini istedi. Olayın aydınlatılması için ise sanık ve tanık beyanlarının karşılaştırılabilmesi amacıyla olay tarihinden üç gün öncesine kadar HTS kayıtlarının talep edilmesini istedi. 

Bunun yanında, saldırıda adı geçen motosikletli Yusuf Özakdağ hakkında başka bir soruşturma bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için ilgili birimlere yazı yazılması da talep etti.

Hakan'ı 'darp' etmemişler, 'dürtmüşler'!

Duruşmada avukatların savunması da alındı. İlk olarak sanık avukatlarının savunmaları alındı. İlk olarak cinayetin faillerinden biri olan Adnan Şahin’in avukatı söz aldı. Avukat, Adnan Şahin'in “kasten öldürme” niyetiyle hareket etmediğini savundu. Şahin’in avukatı “Olayın sonuna doğru müvekkilimin maktul şahsa yönelik hiçbir düşmanlık ve kinle hareket etmediği ortadadır. Benim müvekkilimin hareketleri darp niteliği oluşturmaz, müvekkilim yerde yatan şahsı dürtme yoluyla uyarmıştır” dedi. Ancak olay anına dair kamera kayıtlarında Adnan Şahin’in Hakan’ı sert bir şekilde kaldırıp yere ittiği görülüyor.

Adil yargılama hakkı zedeleniyor

Ardından Hakan Tosun’un avukatlarının savunmalarına geçildi. Avukatlar olay anına dair görüntüleri mahkeme heyetine izlettirerek video savunma yaptılar. Görüntülerin sanıkların tüm beyanlarını çürüttüğünü, sanıkların suçtan kurtulmak için savunma yaptıklarını belirttiler.

Avukatlarının savunmalarının ardından ara kararını veren mahkeme Tosun ailesinin davaya katılım talebini kabul ederken baroların katılım talebini reddederek duruşmayı 8 Temmuz tarihine erteledi.

Görüştüğümüz Hakan Tosun’un avukatı Cemal Yücel, mahkemeden taleplerine ilişkin yanıt alamadıklarını belirterek, “Mevcut koşullarda adil yargılama hakkı zedeleniyor. Bu şartlar altında adil bir yargılama olacağını düşünmüyoruz. Ancak Hakan’ın kürsüsünü boş bırakmayacağız” dedi.

* * *

Bu sadece bir cinayet değil

Duruşma öncesinde gazetemize konuşan CHP İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Hakan Tosun’un yalnızca bir gazeteci değil, doğa mücadelesinin de sesi olduğunu söyledi. Tosun’un yaşamı boyunca hakikatin peşinden gittiğini belirten Rızvanoğlu, “Bu olay sadece bir cinayet değil, doğasını savunanlara verilen bir gözdağıdır” dedi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise Türkiye’de adaletin ancak mücadeleyle sağlanabildiğini ifade ederek, “Adalet kurumları katillerin ve suçluların aklanmasının araçları haline gelmiştir” dedi. Baş, Hakan Tosun’un doğaya ve insana sahip çıkanların sesi olduğu için hedef alındığını söyledi.

Her cenaze bizim evimizden kalkıyor

1995’te gözaltında öldürülen gazeteci Metin Göktepe’nin ablası Meryem Göktepe de gazeteci cinayetlerinde gerçek sorumluların çoğu zaman yargılanmadığını belirtti. “Katledilen her gazetecinin cenazesi bizim evden kalkıyor” diyen Göktepe, adaletin ancak toplumsal sahiplenmeyle mümkün olduğunu vurguladı.

EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Hakan Tosun cinayetinin tekil bir olay olmadığını belirterek, “Bu tür politik cinayetler aydınlatılana kadar mücadelemiz sürecek” dedi.

DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Çınar Altan ise soruşturma sürecinde delillerin karartıldığı iddialarına dikkat çekti. Altan, “Hakikati iğneyle kuyu kazar gibi ortaya çıkaracağız” diyerek adalet mücadelesini büyüteceklerini söyledi.