- Sorunun ağırlığına uygun, kategorize etmeyen ve 'pişmanlık' iması bulunmayan bir 'çerçeve yasa'nın çıkmasını istediklerini belirten EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, aslından devletin Kürtlerden özür dilemesi anlamında olması gerektiğini söyledi.
MA'dan Helin Özgün'e konuşan Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, Kürt Özgürlük Hareketi'nin adımlarına karşılık verilmediğini belirterek, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında atılması gereken adımlara işaret etti. Aslan, AYM, AHİM uygulanması, kayyumların geri çekilmesi, siyasi ve hasta tutsakların serbest bırakılması adımlarının atılması gerektiğini vurguladı.
24 Mayıs’tan bu yana Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşme olmadığını anımsatan Aslan, şöyle devam etti: “İmralı’da yıllardır tecrit uygulanıyor. Şimdi Devlet Bahçeli'nin ‘Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun’ sözlerini hatırlıyoruz. Öcalan’ın gelip Meclis’te konuşmalı mı? Evet, bizce de konuşmalı. Eğer siz barış sürecinin tarafı olarak kabul ediyorsanız, muhatap olarak kabul ediyorsanız ki öyledir, o zaman konuşmalı. Öcalan'ın kendi düşüncelerini, önerilerini kamuoyuyla paylaşabilecek bütün kanalları açmanız lazım. Adaya gazetecilerin gidip gelmesi, görüşmek isteyen siyasetçilerin gidip görüşmesi lazım. Siz hem bir taraftan sürecin bir aktörü olarak göreceksiniz, baş müzakereci diyeceksiniz ya da koordinasyon temsilcisi olarak ifade edeceksiniz ama 42 gün boyunca tecrit uygulayacaksınız, bu olmaz. Bu doğru bir tutum değildir. Kürt halk o yüzden sürece temkinli yaklaşıyor, güven duyması zorlaşıyor. Türkiye'de siyasi bir genel affa da ihtiyacımız var.”
Neden 'çerçeve yasa'?
Sorunun adı doğru konulmazsa 'çerçeve yasa'nın adının da doğru konulamayacağını belirten Aslan, Kürt halkı ve siyasetçilerinin af dilemediğinin altını çizdi. Son 40 yılı savaşla geçmiş yüzyıldır süren soruna dikkat çeken Aslan, "Binlerce insan hayatını kaybetmiş, on binlerce insan cezaevine girmiş. Yerlerinden, yurtlarından sürgün edilmiş insanlar var. Yakılan, yıkılan köyler var. ‘Kadın demeden, çocuk demeden katledin’ diyen zihniyetler var" hatırlatmasında bulundu. Bunların hiçbirisi olmamış gibi davranılamıyacağını vurgulayan Aslan, "O yüzden ‘çerçeve yasa’ esas olarak bugün var olan egemen düzenin özrü anlamına gelecek bir yasa olmalıdır. ‘Biz yıllarca Kürt halkına, Kürt kadınına, gencine, yaşlısına yapmış olduğumuz haksızlıklar, hukuksuzluklar, eziyetler karşısında bugün barışın sağlanması için en azından adımlar atılması için bir çerçeve yasa çıkarıyoruz’ demeleri gerekir" diye konuştu.
Yasanın niteliği
'Çerçeve yasa'nın siyasi yasaklara, denetimli serbestlik yasasına dayanmaması gerektiğini vurgulayan Aslan, şöyle devam etti: "Haftada bir gün karakola imza verecek bir esarete dönüşmemesi lazım. Silah tutanlar, silah tutmayanlar, suç işleyenler, suç işlemeyenler diye ayrım yapılmaması lazım. Demokratikleşmede adım atılacak bir yasa olarak ele almalıyız. Doğal olarak örneğin ‘pişmanlık yasası’ önlerine konulacaksa niye gelsinler ki? Aslında özür yasası olmalıdır. Asla ve asla denetim serbestlik yasası olmamalıdır. Eğer barışın önü açılacaksa gelecek insanların senin, benim gibi Türkiye'nin herhangi bir vatandaşı gibi buradaki demokratik haklarını kullanmalılar. Belediye başkanlığına, milletvekilliğine aday olabilirler. Bir siyasi partinin çatısında üye ve yönetici de olmak dahil olmak üzere bu haklara sahip olarak gelmelidirler. Bunlar olmazsa diğeri işi yokuşa sürmektir.” ANKARA