Geçmişte yaşanan hak ihlallerine ilişkin gerçeklerin ortaya çıkması, toplumsal hafızanın güçlenmesi ve bu ihlallerden etkilenenlerin adalete erişmesine katkı sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdüren Hakikat-Adalet Hafıza Merkezi, zorla kaybettirilenlerin eşleriyle yaptıkları görüşmeler sonucu hazırladıkları "Fotoğrafı Kaldırmak": Eşleri Zorla Kaybedilen Kadınların Deneyimleri" başlıklı projenin ayrıntılarını ve sonuçlarını açıklamak amacıyla Cezayir Toplantı Salonu'nda basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Akademisyen Özgür Sevgi Göral, proje sorumluları Hatice Bozkurt ve Özlem Kaya katıldı.

'Kadınların ayakta kalma hikayesi bu çalışmaya yönlendirdi'

Açılış konuşmasını yapan Akademisyen Özgür Sevgi Göral, 2 yıldır kayıp yakınlarıyla görüşmeler yaptıklarını belirterek, aynı zamanda hukuk mücadelesi yürüttüklerini de söyledi. Saha araştırması yaptıkları esnada dikkat çeken noktalara işaret eden Göral, "Zorla kaybetme, birçok devlet şiddetinin olduğu anlamına gelmektedir. Bunlar köy boşaltmaları, anadilde yasağı, işkenceyi içeriyor" dedi. Kadınların kaybedilen eşlerini bulmak için muazzam bir çaba içinde olduklarına dikkat çeken Göral, "Kadınlar çok kilit bir yerlerde duruyor, ama tüm bunlara rağmen kadınlar kendi değerlerini değersizleştiriyor. Bu kadar değersizleştirilen bu deneyim aslında o kadar kilit bir deneyim ki. Bundan dolayı kadınların ayakta kalma hikayesi bizi çalışma yapmaya yönlendirdi" diye konuştu. 


'Eşlerinin kaybından nasıl etkilendiklerini görmek istedik'
Açılış konuşmasının ardından eşleri zorla kaybedilen kadınlarla yapılan görüşmelerden derlenen belgesel izlettirildi. Belgeselin ardından proje sorumlularından Özlem Kaya hazırladıkları raporu açıkladı. Raporu hazırlarken zorla kaybedilenlerin listesini İHD, TİHV, YAKAY-DER tarafından yayınlanan liste ve raporlarla doğruladıklarını ifade eden Kaya, listede 272 kaybedilme vakaasının yer aldığını ve bunların 7'sinin kadın olduğunu aktardı. Eşlerini kaybedenlerin birinci dereceden dayanaktan yoksun kaldıklarını hatırlatan Kaya, "Bunun için eşlerini kaybetmiş kadınların bundan nasıl etkilendiğini görmek istedik" dedi. Kaya, 2013 Eylül ve Kasım aylarında Şirnex, Amed ve ve İstanbul'da toplam 33 kadınla görüşmeler yaptıklarını kaydetti.
Raporun sonuçlarını aktaran Kaya, raporda iki temel soruya cevap aramak istediklerine işaret etti. Kaya, "Bu raporda muradımız iki temel soruya cevap aramaktı. Kadınlar cephesinden nasıl yaşandığı ve onları nasıl etkilendiğiydi. Örneğin, yaptığımız görüşmelerde bir kadın, jandarmanın postallarıyla geldiğini anlattı. Bir kadın ' tam o anda çocuğumu emziriyordum, bırakamadım' dedi" diye belirtti.

'İnsan değeri soğan başı kadardı'

Görece yaşı büyük olan kadınların eşlerini daha aktif bir şekilde aradıklarını söyleyen Kaya, "Diğerleri çocuklarına bakma zorunda oldukları için arayamadıklarını söyledi. Aslında bu kadınlar, bilmedikleri bir dilde dilekçeler yazıyorlar. O dönemde 'insan hayatının değeri soğan başı kadardı' diyorlardı. Eşlerine ölü demek zorunda kalsalar da aslında ölmediklerini söylüyorlar. Yaşadıklarını çocuklarına anlatıyorlar. Bize söylenenler kaybedenin bulunması ve yargılanması ve eşlerinin bedenlerini bulmaktır" dedi. Önerilerini sıralayan Kaya, eşi zorla kaybedilen kadınların da resmi hakikat komisyonlarına erkeklerle eşit düzeyde katılmaları sağlanması ve arayış sürecinde kadınlara karşı işlenen suçların aftan muaf tutulması gerektiğini söyledi. Kürtçe eğitim ve öğretimin de yasalaşması gerektiğini belirten Kaya, kadınların bu süreçte biriktirdikleri deneyimlerin devlet tarafından dinlenmesi için belli yöntemler geliştirilmesi gerektiğini söyledi.

DİHA/İSTANBUL