Bitmez tükenmez ezen-ezilen retoriğinin en sıcak parametrelerinden “3 maymunu oynama” ve ihtivasına yönelik Sartre’den bir mini bukle ile “ANLAYANA” diye bir not düşelim:

Şiddet karşıtlarının görüntüsü hoştur: Ne kurban ne işkenceci… Oy verdiğiniz hükümet ve kardeşlerimizin hizmet ettiği ordu hiç duraksamadan ve vicdan azabı duymadan “soykırım‟ işlerken siz kurban değilseniz, o zaman kesinlikle işkencecisiniz… Pasifliğiniz sizi ezenlerin safına koymaktan başka bir amaca hizmet etmez.
**
Emekli astsubay ve çiftçi Abdülkadir İçli: “Mandacılık, kaybolan değerlerimizden biri. Biz de bu yatırımımızla bu değerimizi canlandırmanın yanında hazır paramızı da üretim için değerlendirmeye karar verdik” diyerek emekli ikramiyesini “manda”ya yatırmış.
Tüm değerli mandalar aşkına! Buradan 70 milyon insana sesleniyorum! Sana sesleniyorum Abdulkadir İçli! Son manda İdrisciğim maalesef gitti! Boşuna bu işe yatırım yapmışsın. Üzüldüm şahsen… Adam zaten kaybolan değil yeniden üretilen dev bir “değerdi”. Onu canlandırmak yerine mumyalayıp saklayın la…
**
Erdoğan, katıldığı bir programda BDP’li belediyeleri eleştirdikten sonra şöyle dedi: “Hakkari’de inanın pislik diz boyu. Afrika’ya gittik orada neyse, orada da o.”
Öncelikle kendisine katılıyorum! Çünkü en son o ve onun akıncı beyi, gözü pek yeniçeri beyi İdris Naim Hakkâri’ye gitmişti. Onlar gittiğinden beri zaten halk diyor “Kentimiz resmen kirlendi…”. Yani bu tespiti aylar evvel onlar yapmıştı! Sanırım MİT ya da polisten daha iyi çalışan bölge AKP başkanlıkları bilgiyi yanlış anlamış. Afrika’ya bende gittim. Yurtsever gele Efrika’nın selamları var elbet. Erdoğan’ın arkalarından konuşmasını da doğal karşıladıklarını beliryerek, “Delinin değirmeni kendi kendine çalışır” dediler. Öpüşüp vedalaştık ve ben ayrıldım oradan.
**
Tayyip Erdoğan, Antep’te konuştu: “Bazıları rahat durmuyor. Ya ne oluyor da yetmiyor mu? Otur oturduğun yerde. Makamsa makam, milletvekilliğiyse milletvekilliği, parlamentoya da giriyorsun, cumhurbaşkanı da oluyorsun. Ne istiyorsun? Rahat ol. Tutturmuşlar bir şey; ‘Kürt sorunu’. Ben Kürt sorunu diye bir şey tanımıyorum. Hepsinin güvencesi biziz. Çünkü biz sizi Allah için seviyoruz. Olay bu. Ve tek devlet.”
Nazilerin propaganda bakanı Goebbels’in en önemli ilkelerinden biri de şudur: “Tekrar et, yalanda olsa tekrar et. İlla inanan çıkacaktır.” Erdoğan’ın da tüm meselesi bu. Kürtlere dair bir yalanı inandırmak için 50 tane doğru şeyi söylüyor. Bir tane doğruyu ters yüz etmek içinde sınırsız ve alakasız binlerce yalanı dolanı tespih taneleri gibi ard arda diziyor… Demin yukarıda verdiğim sözlerinin hangisi yeni? Hangisinin yenilir yutulur tarafı var? Benim için tek bir açıklaması var: Hastalık ilerliyor! Evet, bu kadar sinir bu kadar absürt söylemler ve dün söylediğini bugün yalanlama paranoyası ancak ve ancak tıbben üzerine gidilerek açıklanabilir.
Neymiş ‘Kürt sorunu yokmuş, Kürt kardeşlerinin sorunu varmış’. Hay benim sorunum kadar başına taş düşsün. Dicle nehri kenarındaki bir klip çekimine denk gelesen inşallah! Bundan daha büyük beddua olur mu? Olmaz! Bu arada zamanı ve yeri değil de “siz Kürtler ne istiyor yhaaa??? Otur oturduğun yerde” babında ki girişinden sonra korktum! Korktum çünkü Esmer dergisinin ilk sayılarında İbo için attığı bir kapak yazısı vardı! “Şöhret dedinse şöhret...” diye başlayan ve korkunç bir sonla bulan o cümleden mi esinlendi acep diye şey ettim de….
**
Bakü’de tarihi bir karar alındı. Türkiye, Azerbaycan ve Kırgızistan, ‘Avrasya Askeri Statülü Kolluk Kuvvetleri Teşkilatı’nın kurulması için imza attı. Yapıya Kazakistan ve Moğolistan’ın da katılması bekleniyor. Yani? Yanisi ve işin yahnisi şu: Türk dünyası ortak askerî birlik kuruyor… Yıllardır onlarca “Türk dünyası” projesi gördüm. Çoğu zihni sinir projesi tadında idi. 3 farklı ülkeden yan yana gelen 3 insan illa oturup bir birlik kuruyor bir proje atıyor ortaya. Bu kurulacak ortak askeri birlik kararı da beni üzdü şahsen! Göktürkler, Hunlar, İskitler ve hele Germiyanoğulları yok! Bu ne terbiyesizlik arkadaş! Vallahi orta asya bitmiş, birlik mirlik kalmamış… Yazık…