•  Hakkari’de 2015’ten beri fiili yasaklar uygulandığını ve Hakkari coğrafyasının yüzde 80’inin ‘özel güvenlik bölgesi’ ilan edildiğini belirten HDP Hakkari Milletvekili Sait Dede, mera, otlak, yayla ve köylerin halk tarafından kullanılamadığına dikkat çekti.
  •  2016’dan beri her 15 günde bir yenilenen eylem ve etkinlik yasaklarının olduğunu ifade eden Dede, bunun yanı sıra  salgın tedbirleri kapsamında da iki yıla yakın süredir her türlü eylem ve etkinliğin izin yetkisinin valilere devredildiğini söyledi.

MIHEMEME PORGEBOL/ERDAL BAZ - HAKKARİ

”Yarı açık cezaevleri derler ya; Hakkari artık tam anlamıyla kapalı bir cezaevine dönüştürülmüş durumda” diyen HDP Milletvekili Dede, ”Halk cezalandırılıyor. Parti devletinin kolluk kuvvetleri, idari ve mülki amirleriyle mücadele ediyoruz” diye konuştu.

HDP Hakkari Milletvekili Sait Dede, Hakkari’de 2015’ten bu yana uygulanan yasaklar, özel güvenlik bölgeleri ve HDP önünde bekletilen ailelerle ilgili olarak gazetemize konuştu. Hakkari’de 2015’ten beri fiili yasaklar uygulandığını ve Hakkari coğrafyasının yüzde 80’inin ‘özel güvenlik bölgesi’ ilan edildiğini belirten HDP Hakkari Milletvekili Sait Dede mera, otlak, yayla ve köylerin halk tarafından kullanılamadığına dikkat çekti. 2016’dan beri her 15 günde bir yenilenen eylem ve etkinlik yasaklarının olduğunu ifade eden Dede, bunun yanı sıra  koronavirüsü tedbirleri kapsamında da iki yıla yakın süredir her türlü eylem ve etkinliklere verilen izin yetkisinin valilere devredildiğini belirtti. ”Yarı açık cezaevleri derler ya; Hakkari artık tam anlamıyla kapalı bir cezaevine dönüştürülmüş durumda. Halk cezalandırılıyor. Ortada bir devlet kalmadı. Parti devletinin kolluk kuvvetleri, idari ve mülki amirleriyle mücadele ediyoruz” diyen Dede, bu durumu kabul etmeceklerini ve bu itirazlarını da her yerde söylemeye devam edeceklerini söyledi. Dede, ”Söylemekle de kalmıyoruz. Onların bize yasakladıkları sokaklara çıkıp bunu yapıyoruz. Tek kişi bile kalsak çıkıp o sokaklarda hakkımız olanı alacağız” diyerek mücadelelerinde kararlı olduklarını vurguladı.

Aynı konseptin parçası

Kürdistan’da devlet tarafından yürütülen her faaliyetin aynı konseptin bir parçası olduğunu belirten Dede, şöyle devam etti: ”Bütün uygulamalar tek elden çıkıyor. Askeri operasyonlar, partimize dönük kapatma davaları, Kobanê yargılamaları, HDP önüne getirilen aileler, konulan yasaklar, Kürt Özgürlük Hareketi’ni bitirmeye, kazanımlarını baltalamaya yönelik faaliyetlerdir. Birini diğerinden ayırmanın manası yok. Bugün Güney’i, Rojava’yı, Kuzey’i işgal etmenin mantığında da bu baltalama çabaları vardır. Herkesin bunu görmesi gerek.”

Valilik organizasyonuyla HDP önündeler

HDP Amed İl binasının önünde başlayan ve son zamanlarda HDP Hakkari İl binası önünde de yapılmaya başlayan provokatif eylemler hakkında “bu eylemler savaş konseptinin bir parçasıdır” diyen Dede, bütün bunların tek elden yürütüldüğünü söyledi. Dede, şöyle konuştu: ”Bu aileler HDP Hakkari İl binasının önüne geldikleri ilk gün arkadaşlarımız, balkona çıkıp ‘buyurun bir talebiniz varsa içerde konuşalım, partimizin kapısı herkese açıktır’ dedik. Ancak küfür ve hakaretlere maruz kaldık. Biz yine diyoruz partimizin kapısı herkese açıktır. Herkes gelebilir. Ailelerin bir talepleri varsa gelirler bir komisyon kurulur ki daha önce de yaptık. Ancak bunun bir valilik organizasyonu olduğunu ve ortada çözüme kavuşturulmak istenen bir şey olmadığını görüyoruz.”

Bize yasak olan onlara serbest

Geçen hafta valilik önünde yasakları protesto etmek için bir basın açıklaması yapmak istediklerini, ancak Hakkari’nin tüm devlet güçlerinin HDP önünde toplandığını; arkadaşlarının parti binasından çıkışına izin verilmediğini kaydeden Dede, ”Oysa aynı dakikalarda partimizin önüne getirilen aileler eylem yaptılar” dedi.

Ailelere para teklif edildi

HDP İl binası önünde beklemeleri için ailelere para teklif edildiğini söyleyen Dede, şunları ifade etti: ”Bu hafta içerisinde oğlu dağda olan bir aileye HDP İl binası önüne gitmesi için para teklif edilmiş. Ancak aile bunu kabul etmemiş. Partimizin önüne getirilen aileler sabit değil. Her hafta başka aileler getiriliyor. Diyarbakır’a götürülüp oradan getirilen, Derecik’ten buraya taşınan bir grup var. Hakkari, HDP’nin yüzde 80 oy aldığı bir kent. HDP önünde yapılmak istenen bu şeyi halkımız görüyor, itimat etmiyor. Yıllarca Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri’nin taleplerine kulak tıkayan AKP’nin anne hassasiyeti propagandası yapmasını kimseler yemiyor.

AKP’nin anne ve çocuk hassasiyeti varsa eğer Şemdinli’de gözaltına alınan 14 yaşındaki çocuğa da olurdu. Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla sabahın köründe evi silahlı polislerce basılıp gözaltına alınan, kemik testine götürülen bir çocuk gerçeği var. Belki yaşını büyütüp tutuklarlar diye yapıyorlar bunu. Bu savaşta öldürülen insanların mezarları tahrip ediliyor. Gever’de her hafta mezarlar yıkılıyor. Savaşta ölmüş birinin mezarını tahrip edip anneleri her gün cezalandırıyorlar ama anne hassasiyeti siyaseti yapıyorlar. Gever’de oğlu öldürülen ve elinde sadece mezarı kalan anne de bir anne, 14 yaşındaki çocuk da bir çocuk.

Korkmaya, baş eğmeye niyetimiz yok

Parti olarak Kürt meselesinden kaynaklı ölümlere dair acıyı en çok biz yaşıyoruz. Bu acının dindirilmesi ve Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmesi için yıllardır elimizi taşın altına koyuyoruz ama bizim bir konseptin parçası olmaya niyetimiz yok. Korkmaya, baş eğmeye niyetimiz yok.”

 

Van’daki yasak uzatıldı

Van’da bin 640 gündür devam eden eylem etkinlik yasağı, 15 gün daha uzatıldı. 

Van’da OHAL gerekçesiyle 21 Kasım 2016’da beri yasaklanan eylem ve etkinlik bir kez daha uzatıldı. Van Valiliği tarafından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:”Van ili coğrafi sınırları içerisinde 19 Mayıs’tan geçerli 2 Haziran tarihi de dahil olmak üzere 15 gün süre ile 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu hükümlerine göre düzenlenecek gösteri yürüyüşü ve açık hava toplantıları 2911 sayılı kanunun 17’nci maddesine istinaden yasaklanmıştır. Basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stant kurulması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması da belirtilen tarihler arasında mülki idare amirinin iznine bağlanmıştır.”