
Çalışma Bakanlığı bütçesinin ihtiyacı karşılayacak düzeyde artmasını bir yana bırakalım, azaltılmasının AKP'nin çalışma yaşamına verdiği önemi çok net olarak gösterduğunu ifade eden Tuncel, bütçenin yüzde 99’unun da cari transfere ayrılmasına dikkat çekti. Çalışma alanına ayrılan bütçenin ise çoğunun personel giderleri, mal ve hizmet giderlerine ayrıldığının görüldüğünü belirten Tuncel, Türkiye’nin işçi ölümlerinde dünyada 3’üncü sırada yer aldığını hatırlattı.
Bakanlığın söylediğine göre, 25 milyon işçinin sadece 11 milyonu sigortalı. Dolayısıyla 14 milyon işçi kayıt dışı.
Meslek hastalıkları ve güvencesiz işçi çalıştırmanın yaygınlığından dolayı yaklaşık 10 bin işçinin şu an ölüm riskiyle karşı karşıya olduğuna işaret eden İstanbul Milletvekili Tuncel, "Fiili çalışma süresi haftada 55 ila 59 saat arasında değişmekte, istihdamın da yaklaşık 4’te 1’inden fazlası 60 saatin üzerinde çalışmaktadır. Çalışma sürelerinin uzatılması ve esnekleşmesiyle ölümlü iş kazalarındaki artış arasında doğrudan ilişki vardır" dedi.
İşsizlik ve beraberinde artan yoksulluğun Türkiye’nin en temel sorunlarından birisi olduğunu anımsatan Tuncel, Türkiye’de işsizlik oranının yüzde 18 civarında; 6,7 milyon kişinin de kayıt dışı olarak çalıştığını söyledi.
Sayıları resmi olarak 12 milyonu bulmuş işçilerin ücretlerinden yapılan kesintilerle on yıldır işsizlik fonunda biriken miktar 62 milyar TL. İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, AKP'nin bu parayı başka alanlarda kullandığını söyledi. Ne işçilerin, ne sendikaların bu fonun kullanılması üzerinde hiçbir söz hakkı ve yetkisinin bulunmadığına işaret eden Tuncel, asgari ücreti hatırlattı: "Türkiye'de sigorta kapsamında çalışan işçilerin yüzde 44'ü asgari ücretle çalışmaktadır. Mevcut asgari net ücret ise 773 TL'dir. Açlık sınırı olan 1.050 TL'nin bile altında olduğu düşünüldüğünde emekçilerin neredeyse tamamı bu sınırın, açlık sınırının altında yaşamaktadır. Asgari ücretin en azından 4 kişilik bir aile için belirlenen 3 bin 335 TL miktarının üzerinde olması gerekmektedir."
Ulusal İstihdam Stratejisi planını eleştiren Tuncel, "İşveren kesiminin ihtiyaçlarına yanıt arayan ve emeğin kazanılmış haklarını budayan bir sınıfsal politikadır" diye konuştu.
Türkiye'de resmi verilere göre 2006 yılında mevcut 16 milyon 264 bin çocuğun yüzde 5,9'u yani yaklaşık 1 milyon çocuk işçi bulunmaktadır. Bu çocukların yüzde 68,5’i öğrenimine devam etmemektedir. Tuncel'e göre, gercek rakamların daha yüksek olduğunu belirterek, "Çocuğun emeğinin sömürülmesini engellemek yerine, Akontrol altına almaya yönelmektedirler. Oysa çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması için yasal düzenlemeler yapılmalı ve çocuk emeği sömürüsüne son verilmelidir" dedi.
Türkiye'de, 10 milyon 227 bin emekli bulunurken bunların yüzde 20'si yetersiz ücretlerinden dolayı ikinci bir işte çalışmak zorunda kalıyor. Tuncel, "Emeklilerin, bu toplumun atıl vatandaşları olarak görülmesi, yoksulluğa mahkum edilmesi sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz" şeklinde konuştu.
2002 yılında 387 bin olan taşeron işçi sayısı, 2011 yılında 1 milyon 611 bine yükseldi. BDP Milletvekili Tuncel, taşeron işçi sayısındaki dikkat çekici artışın en önemli sebebinin, hizmet alım yöntemlerinin doğrudan istihdam sağlamaya göre çok daha ucuza gelmesi olduğunu söyledi.
Türkiye'de kamuda işçiler arasında sendikal örgütlenme oranı yüzde 8, özel sektördeyse yüzde 3’tür. Sendikaya üye olmak isteyen işçilerin bin bir baskıyla, işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya geldiklerini belirten Tuncel, konuşmasını şöyle tamamladı: "AKP iktidarının hazırladığı bu bütçe bir savaş ve kriz bütçesidir. Bu her defasında burada ifade edildi, bir kez daha ifade ediyoruz. Dolayısıyla, geçen dönemin hesabının verilmediği bir bütçe bugün de çalışanların, emekçilerin hak ve özgürlüklerini gasp eden, esnek çalışmayı, taşeronlaşmayı destekleyen bir perspektiften hazırlanmıştır. Dolayısıyla, bu bütçeden yararlanacak olan işçiler, emekçiler değildir, gerçekten sermayedir. Dolayısıyla, 75 milyon insanın büyük bir kısmı, yüzde 90’ı bir kez daha mağdur olacaktır."
ANKARA
AKP'nin yarattığı tablo
İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel, bütçenin gayri meşru olduğunu söyledi.
Tüzel, Meclis Genel Kurul'unda yaptığı konuşmada, Sayıştay raporlarının Meclis'e gelmesini engelleyen AKP Hükümeti ve bütçenin gayrimeşruluğunu gösterdiğini belirterek, şunları söyledi: "Milyonlarca halka kesimi için yoksulluğun, borcun, işsizliğin, savaş batağının, açlığın bütçesidir. Hükümet etrafında toplanmış bir grup çıkar ve sermaye çevresi içinde teşviğin, vergi muafiyetinin, imtiyaz ve yolsuzluğun, kriz fırsatçılığın, hortumculuğun bütçesidir. Krizin etkileriyle değil yumuşak iniş, tepetaklak gidecek olan ekonomisi daha açık veren bir bütçedir. Ve her zaman olduğu gibi bu açığın faturası kemer sıktırılacak emekçinin ödediği KDV, ÖTV artışlarıyla, elektrik, doğal gaz zamlarıyla karşılanacaktır."
Tüzel, 2023 hedeflerine giderken “insanı merkezine aldığını” söyleyen, ülkeyi “güçlü Türkiye” laflarıyla uyutan AKP Hükümeti'nin yarattığı ülkenin tablosunu özetledi: "İşsizliğin girdabında debelenen milyonlarca genç insan. Kredi kartlarıyla bütçesini döndüren 45 milyon emekçi. İnşaat kalıpları altında kalan, azgın dalgalarda boğulan, kimyasallarla zehirlenen 11 bin işçinin iş cinayetine kurban gitmesi. Cezaevlerinde 253’ü ağır hasta 135 bin mahpus. 10 yılda şüpheli görülen 934 asker ölümü. Halkın onaylamadığı savaşın öldürdüğü 183 çocuk. Atanmayan ve sayısı her yıl artan 300 bin öğretmen adayı. Hizmet alımları kiralama yoluyla ihalelerde hortumlanan milyonlar. Halkı sağlığında etmek için 16 bin lira maaşla görevlendirilmiş tam 129 kamu hastane birliği CEO’su. “Darbelerle hesaplaşacağım, işkenceye sıfır tolerans” deyip kimseye dokunmayan, memurunu koruyup terfi ettiren bir iktidar. Ağzından demokrasiyi düşürmeyen ama daha 8 milletvekilini Meclis'e getirmeyen AKP totalitarizmi. Liste uzatılabilir."
Bu liste karşısında Başbakan Erdoğan'ın pembe bir tablo çizdiğini belirten Tüzel, “Kayseri’de 3 bin 500 kişiye sucuk dağıttık” deyip halkla alay eden Başbakan'a bir de başka bir Kayseri manzarası hatırlattı: "Krizde, işçileri 16 saat, izinsiz, tuvalete dahi göndermeden çalıştıran patronlar yeni fabrikalar kurmaktadır. 700 öğretmen norm kadroya düşmüştür. Vücut hatları görünmesin diye bol iş önlüğü giydirilen kadın işçiler, beş yaşındaki çocuğunu görmeden işe gidip gelen anneler vardır. 'Fakirlik de zenginlik de Allah’tandır', 'Karun gibi zengin olmayacağız' deyip kapağı AKP’ye atanlar…"
ANKARA