Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı bileşenleri, Türk devleti ile Kürdistan Özgürlük Hareketi arasında devam eden savaşın durması ve Kürt halkının gaspedilen haklarının iadesini öngören sürecin arkasında olduğunu yineleyerek, adım atmayan Türk Hükümeti'ni eleştirdi. Konferansı bileşenleri, Türk Hükümeti'nin atması gereken adımları da 8 maddeyle özetledi.

Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı bileşenleri, çözüm sürecindeki son durumu ve yeni eğitim yılının başlamasıyla ilgili "anadilde eğitim" talebi hakkında Sümerbank Resepsiyon Salonu önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya; DTK Eşbaşkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, BDP EşBaşkanı Selahattin Demirtaş, KADEP Genel Başkanı Lütfi Baksi, Azadi İnisayitifi Koordinatör Yardımcısı Muhammet Dara Akar, GÜNSİAD eski Başkanı Şahismail Bedirhanoğlu, TUHAD-FED Genel Başkanı Zübeyde Teker, Tabipler Odası Başkanı Kenan Karadaş, Barış Anneleri İnisiyatifi'nin yanı sıra Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı bileşeni STÖ ve siyasi parti temsilcileri katıldı. Açıklama öncesi kısa bir değerlendirmede bulunan DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, Kürt halkının tarihi bir süreçten geçtiğine dikkat çekti. Türk, "Kürt halkı Ortadoğu'da dinamik bir güç konumuna gelmiştir. Ortadoğu'da önemli bir aktör olmuştur. Kürt halkının barış ve gönüllü birliktelik talepleri yerine getirilirse Ortadoğu halklarının tümü için demokrasinin gelişmesi anlamına gelir. Bu nedenle Kürt sorunu sadece PKK'nin sorunu, sadece savaşın durması sorunu değildir. Kürdistan 4 parça olmuştur. Bu Kürt halkının iradesi dışında olmuştur. Ancak bugün Kürt halkının haklarına ulaşması için yeni bir dönemdir" dedi.
Önümüzdeki hafta yeni eğitim yılının başlayacağını hatırlatan Türk, Kürt halkı kendi anadilinde eğitim görmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını istediklerini söyledi. Barıştan bahsedilecekse tutsakların özgürlüğünün iade edilmesi gerektiğini belirten Türk, Kuzey Kürdistan ve Birlik Çözüm Konferansı bileşenleri adına hazırlanan basın metnini okudu. Türkiye devleti ve hükümeti ile PKK arasında silahların susması ve Kürdistan halkının meşru taleplerinin karşılanmasına yönelik başlatılan çözüm sürecini desteklerinin belirten Türk, hükümetin sorumluluğunda olan bazı hususları yerine getirmesi için talepleri şöyle sıraladı:

8 temel talep
*  Kürdistan halkının talebi olan 'Anadilde eğitim', 'Kürtlere ve diğer aidiyetlerin haklarına ilişkin anayasal güvence', 'Kürdistan halkının kendi kendini idare etmesi' ve 'Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesi' süreçten bağımsız olarak değerlendirilmelidir. Çünkü bu talepler tabii ve uluslararası hukuktan kaynaklı, Kürdistan halkının millet olmaktan kaynaklı haklarıdır, pazarlık konusu yapılamaz.
* PKK'nin daha önce almış olduğu ateşkes kararını ve bu karara bağlılığının devamını önemsiyor, devletin ve hükümetin gerekli adımları atmasını talep ediyoruz. PKK militanlarının Türkiye siyasi sınırları dışına çıkmasının durması sürecin bittiğini değil, tıkanıklığı gösterir. Kürdistan halkının evlatları ve Türkiye devletinin vatandaşları olan bu kişilerin çözüm süreciyle beraber sosyal ve isteyenlerinin siyasal hayata katılması gerekir. Bunun için acil olarak kanuni bir düzenlemenin yapılması elzemdir.
* Sayın Abdullah Öcalan'ın bu süreçteki rolü gözönüne alınarak sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için katılımı, kamuoyu ve halkla iletişimi önündeki engellerin kaldırılması gereklidir.
* Sürecin anlamlı olabilmesi için KCK tutukluları derhal serbest bırakılmalı. Bunun için kanuni düzenleme gerekiyorsa vakit kaybedilmeden TBMM gündemine getirilmeli.
* Siyasi açıdan önemli, çözüme katkı sunacak hususlardan biri de yüzde 10 seçim barajının kaldırılmasıdır. Kürdistan'daki siyasi parti ve oluşumların kendi aidiyetleriyle siyaset yapmalarının önü açılmalıdır.
*  Türkiye devleti ve hükümeti, Kürdistan'ın diğer parçalarındaki hükümet ve hareketlerle iyi ilişkilere sahip olmalıdır. Rojava'da Kürtlerle savaşan taraflara her türlü yardımı kesmeli, bilakis Kürtleri doğal müttefik kabul etmelidir. Rojava'daki siyasi parti ve oluşumlara ve Suriye Kürtlerinin siyasi kazanımlarına husumet, çözüm sürecine olumsuz etki yapacak, belki de temelden yürütülemez hale getirecektir.
* Türkiye'de yeni eğitim yılının başlayacağı bu günlerde 'Anadilde Eğitim'in mutlaka gündeme gelmesi ve hükümetin bu konuda olumsuz beyanatlardan kaçınması gerekir. Bu temelde Kürt halkının temel talebi olan anadilde eğitim talebinin gündemleşmesi için yapılacak bir haftalık eğitim boykotu ve Kürtçe derslerinin her alanda işlenmesi eylemine tüm halkımızı davet ediyoruz.
* Türkiye ve Kuzey Kürdistan'daki tüm etnik, dini, mezhebi vs. aidiyetler mahrumiyette değil, adalet ve özgürlükte eşit olmalıdırlar. Biz Kürdistani taraf olarak bunu taahhüt ediyoruz. Aynı tavrı devletten ve diğer kesimlerden de bekliyoruz.

AMED