“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.”
Anonim
Günlük hayatımızda sürekli olarak birileri ile iletişim halindeyiz.
Sosyal bir varlık olmamız, diğer bütün ortak noktalarımızı belirlediği
gibi iletişimimizi de belirleyen temel unsurdur. Fakat günlük
yaşamımızda neden başka insanlarla iletişime geçtiğimiz sorusunu, her
defasında kendimize sormayız. Çünkü çoğu zaman buna ihtiyaç olmadığını
düşünürüz. Ancak sosyalleşmenin getirisi iletişimin, en çokta Kürt
halkının gündemini meşgul etmesi gerektiğini düşünüyorum. Nihayetinde
etkili bir uzlaşmanın yolu başarılı bir komunikasyon (iletişim)
yönteminin kullanılmış olmasından geçiyor.
Öncelikle komunikasyon kelimesini kısaca bir tanımlamak istiyorum.
Latince kökeni communicare olan kelime: paylaşmak, iletmek, birşeyi
birlikte yapmak gibi anlamlara gelmektedir. İnsanlık tarihi kadar eski
olamasına rağmen, bilimsel bir disiplin olarak incelenmesi, yetmişli
yılların sonuna tekabül etmektedir. Genel anlamıyla “Komunikasyon” kendi
ihtiyaç, istek, duygu ve düşüncelerimizi çeşitli araçlarla (vücut dili,
işaretler, yazı, lisan gibi) bir amaç doğrultusunda paylaşmaktır.
Örneğin savaş, tarafların birbirini yenilgiye uğratmaya çalıştığı bir
tür komunikasyondur. Ya da reklamlar, bilinç altımızla iletişime geçme
araçlarıdır.
Kapitalist sistemin şekillendirdiği toplumsal kesimler iletişimi,
çoğunlukla bir sosyal değişim, daha doğrusu alış-veriş aracı (kar-zarar)
çerçevesinde değerlendirmektedir. Dolayısıyla bu sistemin
şekillendirdiği insan aklına hitap etmenin yolu, genellikle onun
çıkarlarına hizmet etmekteden geçiyor. Örneğin bu toplumlarda yapılan
birçok araştırma, insanların birbirine yardım etmesinin temel
gerekçesini şöyle tespit ediyor: İnsanlar, kendilerinin de acil bir
durum karşısında yardıma ihtiyaç duyabilecekleri ihtimalinden yola
çıkarak, başka insanlara yardım ediyorlar. Yani geleceğe yönelik bir
yatırım olarak eylem gerçekleştiriliyor ve olayın hayat bulması ise
‘ben’ kavramı etrafında gerçekleşiyor.
Kollektif kültürler de ise iletişimin temelinde, sosyal bir
alış-verişten ziyade empati, altrüizm (özgecilik) ve ahlak gibi
kavramlar bulunmaktadır. Bu tür toplumlarda yardım karşısında herhangi
bir beklenti söz konusu olmadan diğer insanlara yardım etme durumu
gerçekleştiriliyor. Bu eğilim daha çok Asya ve Ortadoğu toplumlarında
gözlemleniyor.
Örneğin kapitalist sistemin hakim olduğu ülkelerde yaşayan, orta yaş
üzeri Kürdistanlılar ile günlük sorunları bağlamında diyaloga
geçtiğinizde, kapitalist toplumlarda en çok eleştirdikleri konuların
başında insanlık, vicdan, merhamet gibi kavramlar olduğu dikattinizi
çekmiştir. Ancak genç nesile baktığınızda ise belli bir kesim kendi
anasını-atasını eleştirme anlamaya çalışmama ve saf bulma gibi hatalara
düşmektedir. Çünkü sistem sadece kendisini güçlendirecek somut araçlar
yaratmakla meşgul değil, aynı zamanda oluşturduğu koşullar ile
duygularımızı da belirlemektedir.
Ancak bir azınlık tarafından benimseniyor olmasına rağmen, haklı bir
düşüncenin bütün bir insanlığı değiştirebilme gücü mevcuttur. Bunun ana
aracı ise etkili-bilgilendirici iletişimdir. Bu gerçeğin biliniyor
olmasındandır ki, dikkat edecek olursanız, Kürt halkının bütün medya ve
iletişim araçları üzerinde muazzam bir baskı söz konusu. Bu sayede Kürt
halkının ve onun kurumlarının sosyal bilgilendirici etkisi azaltılmak ve
aksi yönde gerçekleşebilicek durumların önüne geçilmektedir. Bundan
dolayıdır ki, Kürt halkını itibarsızlaştırmak istenmekte ve Kürde dair
herşey terörize edilmektedir.
Nitekim Kürtler dünyanın dört bir tarafına göç etmiş veya ettirilmiştir.
Yani gerekçeleri farklılık gösterse de, sürekli bir komunikasyon
halindeyiz. Üstelik sadece kendi aramızda değil, aynı zamanda diğer
toplumlarla da sürekli bir etkileşim ve iletişim içerisindeyiz. Diyaloğa
geçtiğimiz tüm insanları bilgilendirici tarzda etkileyebilme şansına
sahibiz. Hatta medya araçlarının günlük yaşamımızda devasal bir yer
almış olması, bu durumu daha da mümkün kılıyor. Sonuç itibariyle Kürt
halkı açısından artık, her alanda günlük yaşama indirgenmiş etkili,
bilgilendirici ve billinçli bir komunikasyon kaçınılmazdır. Çünkü
kendimizi ve haklılığımızı anlatmaya çalışmak, inkar etmeye çalışmaktan
daha kolaydır.
Haklı düşüncenin yayılma araçları