Halepçeliler "Halepçe Katliamı bir tek 16 Mart günü herkesin aklına geliyor" diyorlar. İşte bu yüzden şikayetçiler. Hiçbir hizmet, yatırım yapılmamasına rağmen, tüm siyasilerin 16 Mart günü Halepçe Katliamı Anıtı önünde toplanmasına ama katliamda yaşamını yitirenlerin mezarlarını ziyaret etmemesinden, katliamdan kurtulanların da acılarını paylaşmamasından rahatsızlar. Acıları üzerinden siyaset yapılmasına öfkeliler. Halepçe’de her yıl iki ayrı anmanın yapılması da bundan ötürüdür. Devlet erkanı Halepçe Anıtı’nın önünde, halk ise katliamda yitirdikleri binlerce insanının mezarı başında toplanır.
Halepçeli'yi bu yıl umutlandıran tek gelişme Halepçe’nin eyalet yapılacağı haberidir. Fakat onda da kaygı ve tereddütleri var. Çünkü Halepçe’nin eyalet yapıldığına dair belgeyi Güney Kürdistan hükümeti başbakanı Neçirvan Barzani 13 Mart günü basının huzurunda resmen imzalamasına rağmen Hewler’in böylesi bir kararı yasal olarak verme yetkisi bulunmuyor. Çünkü bu konuda yetki Bağdat hükümeti ve Irak parlamentosunda. Aslında Bağdat yönetimi de böylesi bir karara karşı değil. Ki, Bağdat bu konuda bir yasa tasarısını yaklaşık üç ay önce bakanlar kurulundan geçirip, parlamentoya göndermişti. Sorun, Halepçe’nin eyalet statüsüne kavuşturulmasına ilişkin siyasi çevrelerden herhangi birinin karşı reaksiyon göstermesinden kaynaklanmıyor. Sorun, tasarının Bağdat ile Hewler arasında son günlerde tırmanan petrol ve bütçeden krize denk gelmesinden ötürü parlamentoda askıda kalmasından kaynaklanıyor. Sadece Hewler yönetiminin yaptığı durumu fırsat bilip, Kürtlerin en hassas olduğu Halepçe Katliamının yıl dönümü gibi bir tarihe denk getirerek durumdan menfaat sağlamaya çabasıdır. Ama Hewler’in Bağdat’a rağmen böylesi bir hamle yapması Bağdat ile Hewler arasındaki gerginliği daha fazla tırmandıracaktır.
Halepçe’nin eyalet yapılmasına şuan tek tepki eyalet sınırlarına bağlanması öngürülen Seyid Sadık, Pencevin ve Derbendixan halkından geliyor. Onların tepki nedeni de Halepçelilerle aynı. Onlar da şimdiye kadar Süleymaniye’ye bağlı oldukları halde hiçbir hizmet ve yatırım görmediklerini, şehirlerinin yeni eyalet yapılacak olan Halepçe’ye bağlanmasıyla var olan hizmetin de azalacağından endişe ediyorlar. Şuan görünümde tek karşı tepki de bu.
Tabi, Halepçeli hizmet gelebilir umuduyla şehirlerinin eyalet yapılmasını istiyor. Fakat siyasi çevreler arasında da rahatsız olan bazı kesimler var. Bu rahatsızlık Güney Kürdistan’daki siyasi iradenin örgütlenme biçiminden ve partilerin hakimiyet alanlarından kaynaklanıyor. Ki, bilindiği üzere Federal Kürdistan Bölgesi her ne kadar Irak’a bağlı bir federe hükümet olsa da kendi içinde hala bir nevi partiler konfederasyonu gibi bir oluşumdur. Bu yapılanmaya göre her partinin derebeylik gibi özerklik alanları bulunmaktadır. Bu örgütlenişe göre Hewler ve Dohuk Kürdistan Demokrat Partisi (KDP)’nin, Süleymaniye ise Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK)’nin kontrolü altındadır. Goran Hareketi ise YNK geleneğinden gelmesinden ötürü YNK denetimindeki alanlarda kendine yer açma çabasında.
Helepçe’nin eyalet yapılmasıyla YNK ve Goran Hareketi'nin oyları ve hakimiyet alanları bölünecek. Bundan ötürü de Halepçe’nin eyalet statüsü kazanması YNK ve Goran Hareketi’nin işine gelmiyor. Üstelik Halepçe halkının yıllardır hizmet görememesinden kaynaklı tepkilerinin büyük bölümü YNK’ye yönelmiş durumda ki, burada güçlü bir örgütlüğü bulunan İslami partilerin eyaletin idaresini YNK’den alma riski dahi bulunuyor.
Siyasi çevreler içinde bu uygulamaya en sıcak bakan kesim KDP’dir. Çünkü KDP YNK ve Goran Hareketi'nin hakimiyet sahasını daraltıp, İslami hareketleri de o alanda söz sahibi kılarak, rakipleriyle arasındaki güç dengesini kendi lehini bozma hesabı içinde. Bundan ötürü KDP Halepçe’nin eyalet statüsüne kavuşmasını destekliyor ve gerekirse merkezi Irak hükümetine rağmen buranın eyalet yapılması için yoğun çaba da gösteriyor. Üstelik bu şekilde halkın da sempatisini topluyor.
Ama Halepçeli acıları üzerinden artık kimsenin siyaset yapmasını istemiyor. Hizmet ve kalkınma istiyor. Ama yok eğer, Hewler’in Halepçe’nin eyalet yapılması kararı Bağdat-Hewler gerginliğine kurban edilirse o zaman sonuçları herkes için ağır olur.
Halepçe eyalet oldu ama…
Irak’ta BAAS rejimi 16 Mart 1988 günü Halepçe kentine yaptığı saldırıda 5 bini aşkın Kürdü kimyasal gazlarla katletti. Bu insanlık ayıbını tüm dünya o gün ve ondan sonraki yıllarda sessizce izledi. Ta ki, BAAS rejimi Batılı güçlerin çıkarlarına ters düşene kadar. Irak’a kimyasal silah satanlar, İran’la savaşıyor adı altında her türlü yöntemi ve silahı kullanmasına onay verenler yeni uykudan uyanmış gibi, işte ondan sonra Halepçe’yi hatırlamaya başladı. Bu sefer de Halepçe’yi diline peleseng edip, Saddam rejimine yöneldi. Ama Halepçeli'nin derdine hiçbir zaman gerçekten ortak olmadılar, acılarını paylaşıp, yaralarını sarmaya çalışmadılar. Kürtlerin bugün federe bir hükümeti olmasına rağmen Halepçeliler hala bundan şikayetçi.