Farabundo Marti Ulusal Kurtuluş Cephesi (FMLN) komutanlarından Antanos Adonay Yuli, gerillanın en fazla halka ihtiyaç duyduğu zamanların müzakere süreçleri olduğunu belirterek “Halk gerillayı ve gerillanın kazandığı mevzileri koruyarak süreci güçlendirebilir. Barış süreçlerinde devreye silahsız gerilla yani halk girer” dedi.

Güney Amerika ülkelerinden El Salvador’da 36 yıl boyunca süren ve 75 bin insanın hayatına mal olan iç savaşta FMLN saflarında gerilla komutanlığı yapan Antanos Andonay Yuli, müzakere veya barış görüşmelerinde gerilanın en büyük güvencesinin halk olduğunu belirterek “Halkı koruyan gerillanın geri çekilmesi beraberinde halkın gerillayı korumasını getirir” dedi.

Zihinsel dönüşüm zor

İsviçre’nin Cenevre kentinde görüştüğümüz Yuli, barışın ancak savaşanların yapabileceğini anımsatarak, “Ülkemizdeki faşist Arena partisiyle yaptığımız ilk görüşmelerde silahların susması, siyasetin devreye nasıl gireceğini müzakere etmiştik. Bir çok çevre iki yönlü olarak görüşmelerimize cepheden karşı çıktı. ‘Faşist bir iktidarla nasıl görüşürsünüz’ ya da tersi, ‘terör örgütü ile nasıl müzakere’ edersiniz. Onlar faşistliğe biz de devrimciliğe devam ettik. Çünkü, zihinsel dönüşümün iki toplantı ile değişmeyeceğini biliyorduk. Her iki tarafında bildiği görüşmelerin meşru bir zemine oturmasıydı” dedi.

Sistem çözülüyor

İlk defa 1989 yılında açık müzakerelerin resmi olarak başladığına dikkat çeken Yuli, meşru zeminde ilerleyen sürece halkın katılmasıyla birlikte diyaloğun hiç de zor olmadığını gördüklerini kaydederek, şunları söyledi: “Süreç ilerledikçe faşist sistem çözülmeye başladı. Çünkü kendisini bizim üzerimizden yaşatıyordu. Bir süre sonra Salvador halkı bu ağırlığın üzerlerinden kalktığını ve aslında bizim ‘terörist’ olmadığımızı görmeye başladı. 36 yıllık faşist rejimin perdelediği gerçekler aydınlığa çıktıkca mücadelemizin meşruluğu anlaşıldı ve 1992’de yapılan seçimleri önemli bir farkla kazandık.”

Silah sadece bir araçtır

Dünyada hak ve halkları için savaşan hiç bir gerilla ordusunun silaha tapmayacağını ve silahın siyasetin tek aracı olduğuna inanmadığını kaydeden Yuli, silahlı mücadelenin siyasetin bir çok araçlarından sadece birtanesi olduğuna dikkat çekti. Yuli, şöyle devam etti: “Meşru siyaset geliştikce ve güçlendikçe silaha zaten ihtiyaç duyulmayacaktır. Ancak yine hiçbir gerilla ordusu haklarını güvence altına almadan ve kendisini legal siyasette ifade etmeden silahları bırakmayacaktır.”

PKK’nin tecrübesi ve manevralar

PKK’nin bu hususta tecrübeli olduğuna inandığını belirten Yuli, geri çekilmenin veya ileri gitmenin siyasi manevralar olduğunu, bunun silah bırakmak anlamına gelmeyeceğini vurgulayarak, “Elbetteki bir gün PKK silah bırakacaktır ama müzakere aşamalarında silahın bırakılmayacağını PKK biliyor” diye konuştu. Devletlerin ve devletleri yöneten iktidarların değişimlerinin zaman istediğini ifade eden Yuli, şöyle devam etti: “Bugünden yarına gelişmez. Siz geliştikce, mücadele ettikçe değişimler gerçekleşebilir. Ülkemizdeki Arena partisi özellikle seçimlerde faşist söylemlerine ve uygulamalarına devam etti. Bir çok milliyetçi ve muhafazakar çevre veya gruplar yine bir çok provakatif eğilimler gösterdiler. Muhatap olduğumuz çevreler bir tarafta artık siyasetin gündeme girmesini bizimle tartışırken, aynı çevreler devletin ve sistemin değişmeyeceğinde dem vuruyorlardı. Tabanımız buna çok tepki gösteriyordu ama biz de Arena da artık yanlız bizim için değil onlar için de değişimin kaçınılmaz olduğunu biliyoduk. Uzatmalar oynanıyordu yani. Biz buralara fazla takmadık. Çünkü 36 yıl boyunca ete kemiğe bürünen mevcut sistem ve Arena partisi mücadelemiz geliştikce soyuldu ve ortada sadece iskeleti kalıldı.”

Adeta SİT alanına çevirmeli

Mücadelelerde gerillanın motor güç olduğunu belirten FMLN komutanlarından Antanos Andonay Yuli, silahlı mücadele dönemlerinde gerillanın halkı koruduğunu ama gerillanın geri çekilme başta olmak üzere özellkle müzakere süreclerinden halkın gerillayı koruması gerektiğini belirterek, ekledi: “Müzakere veya barış görüşmeleri gerilla orduları için yeni bir mücadele alanıdır. Bu alanlarda halk gerillanın çevresini ve kazanımlarını adeta SİT alanına çevirmelidir” dedi.

PKK ölü toprağa ağaç dikti

Yuli, 36 yılık mücadeleleri boyunca halka sürekli “biz bir ağaç dikiyoruz onu korumak ve büyütmek sizin işiniz olacak” dedikleri aktararak, PKK’nin de ölü topraklara bir ağaç diktiğini vurguladı. Yuli, “Artık bu çoğrafyada ağaçların yetişeceğini Kürtler gördü ve yaşadı. Şimdi bir orman oldular. Tek tek bu ağaçlar korunmaladır ve geliştirilmelidir” dedi. Siyasi süreçlerde gerilladan daha fazla halka ve halkın oluşturduğu kurumlara ihtiyaç duyulacağına dikkat çeken Yuli, silahların susması mücadelenin bittiği anlamına gelmeyeceğini tam aksine mücadele biçiminin yeni bir evreye gireceğini hatırlattı.

Geçiş sürecinin sağlamlığı

“Bu süreçte artık gerilla, silahsız halktır” diyen Yuli,  halk rolünü oynadıkça gerillanın kazandığı mevzilerin genişleyeceğine dikkat çekti. Yuli, “Süreç doğallaştırılırsa ve gerillanın kazanımları tartışılarak zayıflatılırsa devlet aygıtları zaman kaybetmeden bu alanlara sızarak başta kazanımlar olmak üzere halkın mücadele birlikteliğini ve azmini bozmaya çalışır. Unutulmalıdır ki bu ve benzeri süreçler geçiş süreçleridir. Geçiş süreçleri ne kadar sağlam olursa gelişimler o kadar diri ve sağlam olur” dedi.

Savaşın kazananı yok

36 yıllık gerilla ve siyasal mücadeleden sonra kendilerine ve kendileriyle müzakere edenlere sürekli “kim kazandı, kim kaybetti ya da biz kaybettik hayır siz kaybetteniz” tartışmalarına muhap kaldıklarını anımsatan Yuli, savaşların kazanan veya kaybedenlerinin olmadığının altını çizdi. Yuli, şunları ekledi: “Tekrar belirtiyorum; biz değil gasp edilen haklarımız kazandı; Arena değil gasp ettiklerini kaybetti. Ya peki yaşamlarını kaybedenler? Bir taraf gasp edilen haklarını almak için yaşamlarını ortaya koydu, diğer taraf ise bunları vermemek için öldü.”


ALİ ONGAN/CENEVRE