
Halkın son derece zor koşullar altında olsa bile direniş güçlerine müthiş bir sempati duyduğunu belirten Becker, Türk devletinin de artık o bölgeyi gözden çıkarttığına tanıklık etmiş.
Tek bir patlama sesinde, devletin işgal güçlerinin çoluk, çocuk, sivil demeden herkese yönelik saldırıya geçtiğini dile getiren Becker, "Savaşın tüm şiddetine rağmen kimsenin gözünde korkuya ve endişeye dair bir şey göremedik. İnsanlarda daha çok Avrupa ülkelerinin duyarsızlığına ilişkin büyük bir öfke ve kızgınlık var" dedi.
Daha önce de Kürdistan'a gittiğini bu gidişinde ise kentin işgalinin daha kente girer girmez hissedildiğini belirten Becker, "Zaten halk da Türk devletini işgalci güç olarak tanımlıyor" dedi.
Saldırganlığı korkudan
Türk işgal güçlerinin, tek bir mermi sesinde bile çocuk, kadın ve yaşlı demeden herkesi hedefe koyduğunu dile getiren Becker, "Ben bunu yaşadıkları korkuya bağlıyordum" dedi.
Becker'in ifadeleri devamla şöyle: "Sözde bizi korumaları için görevlendirilen askerler, bizim arkamıza saklanarak kendilerini korumaya çalışıyorlardı. Onlara, 'Bizi korumanıza gerek yok, yeter ki peşimizden ayrılın' dedim. Savaşın tüm şiddeti ve çıplaklığına karşın kimsenin gözünde bir korku, bir endişe yoktu. İnsanların daha çok Avrupa ülkelerindeki duyarsızlığına ilişkin öfkeleri vardı. Yine kendi aralarındaki dayanışmaları da olağanüstüydü. İki aya yakın ne su, ne elektrik var. İnsanlar buna rağmen direnişçi güçlere müthiş bir sempati duyuyor. Tabii Sur'un hepsini gezemedim. Bundan dolayı da tahribatı bütünüyle göremedik. Sadece kadın ve çocuklar alışverişe çıkıyordu mesela. Yine Türk polisi, Sur'da tünel olduğunu bahane ederek önüne gelen her şeyi yıkıyordu. Bence tünel bahaneydi. Devlet sanki bölgeyi gözden çıkarmış gibi."
İkinci Dünya Savaşı'nı
anımsamış
Annelerin çocuklarının cenazelerine ulaşmak için açlık grevi yaptığını hatırlatan Becker, "Annelerin dayanışması karşısında çok etkilendim. İkinci Dünya Savaşı'nın son yıllarını hatırladığım için, bu insanların ruh dünyasını kendime yakın buldum. Biz de küçükken müttefik kuvvetlerin attıkları bombalardan korunmak için bodrumlarda saklanıyorduk" dedi.
Bütün insanlık suçları, saldırı ve halkın taciz edilmesinin altından özel timler, askerler ve polislerin olduğunu belirten Becker, Türk devletinin bu suçlar konusunda 'PKK yaptı' açıklamasına da halkın inanmadığını vurguladı.
'Kürtlerin yanındayım'
Başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinin mülteciler konusunda Türkiye'yi bir tampon bölge olarak düşündükleri için devletin yaptığı saldırılara ses çıkarmadığın ifade eden Becker, "Devletler sesini çıkarmıyorsa, bizler Kürt halkıyla dayanışmacı duygularımızı yükseltmeliyiz. Daha fazla heyet göndermek, Avrupa'da yaşayan halkı bilgilendirmek gerekiyor. Televizyonların ve basın kuruluşlarının kameralarını buraya çevirmesini sağlamalıyız. Burada oluşturacağımız kamuoyu baskısıyla Federal Hükümeti harekete geçirebiliriz. Yine Almanya'da PKK yasağının kaldırılması için de mücadelenin kesintisiz bir şekilde yürütülmesi gerekiyor. Şunu bilmemiz gerekiyor ki, sessiz kalmak onaylamaktır. Kürt halkının devletlerin çıkarlarına kurban edilmesine izin vermememiz gerekir. İlerlemiş yaşıma rağmen Kürt halkının yanındayım" ifadesini kullandı.
Rolf Becker kimdir?
Alman bir subayın oğlu olan Rolf Becker, 31 Mart 1935'te Leipzig'de doğdu. İkinci Dünya Savaşı esnasında babasını yitirmesinden sonra Rolf Becker, babaannesi ve dedesi tarafından büyütüldü. 1956 yılında başladığı tiyatro sanatçılığının yanı sıra tanınmış bir sendikacı olarak biliniyor. Çok sayıda tiyatro grubuyla çalışan Becker, Hamburg kentinde yaşıyor.