Türkiye’nin gündemine bakarsanız çok sık değiştiğini ve oluşturulan yapay gündemin gerçek gündemi gizlediğini görüyoruz. Başbakan Erdoğan’ın nutukları ve yalaka medyasının pompalamasıyla aklımıza gelenleri sıralayalım:
- Kürt açılımı, Alevi açılımı, ileri demokrasi…
- Kürtaj yasağı, en az üç çocuk kampanyası,
- Ucube heykel,
- Biz olsak asardık, Sri Lanka ve idamı geri getirme açılımı,
- Çılgın proje, muhteşem proje,
- Bahtsız bedevi ve kutup ayısı,
- Açlık grevinde 1 kişi var,
- İncir çekirdeğini doldurmayan birçok konu ve “Muhteşem Yüzyıl”a muhteşem fırçalar…
-BDP’lilere yönelik linç kampanyaları ve sonunda dokunulmazlıklarının kaldırılması çabaları,
Kamuoyu bunlarla oyalanırken gerçek gündemin üstü örtülmekte ve geriye itilmektedir. Açlık grevleri bitti ama zindanlardaki on binlerce tutsak ne olacak? Sağlık-tedavi sorunları olan tutsaklar gene ölüme mi terk edilecek? Uğurların, Ceylanların ve yüzlerce çocuğun katilleri bulunup cezalandırılmayacak mı? Devlet tarafından katledilip cenazeleri kaybedilen on binlerce insanın annelerine çocuklarının bir mezarı bile çok mu görülecek?
Roboskî’de herkesin gözü önünde bombalanarak paramparça edilen 34 insanın katilleri yan gelip yatacak mı?
Dikkat edilirse bütün olup bitenler arasında değişmeyen gerçek gündemin birinci maddesi Kürt halkının özgürlük mücadelesidir. AKP’nin birinci gündem maddesi Kürt halkının özgürlük mücadelesini tasfiye etmektir. Başbakan’ın açıklamaları, kışkırtmaları, hakaret ve tehditleri bunu açıkça ortaya koymaktadır. Emrindeki yalaka medya da aynı silahlarla toplumu kışkırtmaktadır. Buna karşı Gül, Arınç ve bazı AKP’lilerin yumuşak mesajları şimdiye kadar iyi polis rolünden öte geçmemiştir.
2011 seçimlerinden önce Oslo görüşmeleri yapılmış ve varılan mutabakat Erdoğan’ın imzasına kalmıştı. Ama Erdoğan bu sırada eline urganı almış, meydanlarda “biz olsak asardık” diye nutuk çekiyordu. Yandaş medyası ise Sri Lanka senaryoları yazmakla-pompalamakla meşguldü. Erdoğan’ın yandaşları “Buna önem vermeyin. Erdoğan seçimlerde MHP’ye oy kaptırmamak için böyle yapmak zorunda, seçimden sonra çözecek” diyorlardı. Seçimler de geldi geçti. Bugün durum daha da vahimdir.
AKP devletinin bütün iç ve dış politikası Kürt Özgürlük Hareketinin tasfiyesine yöneliktir. Bütün ilişkilerin-anlaşmaların odağında Kürt hareketinin tasfiyesi vardır. Dağlardan her gün artan sayıda gencin cenazesi geliyor. Kendi istediği yasaları hiç aldırmadan çıkaran AKP iktidarı hala İmralı’ya gidecek bir koster bulamıyor. Anadilde savunma hakkını parası olana-parası kadar tanıyor, paralı adalet hizmeti başlatıyor. Herhalde buradan kar etmeyi bile düşünüyordur. Yeniden “kılık kıyafet şapka inkılabı” yaparken, zorunlu din dersini inatla sürdürüyor. Yeni cami projeleriyle şehirlerin siluetini değiştirirken, Alevilerin cem evlerini hala ibadethane olarak kabul etmiyor. Erdoğan ırkçı-şoven-dinci dilini daha çok azdırıyor.
Bütün bunları “Erdoğan ilk turda başkan olmak için bunu yapmak zorunda. Sonra bütün sorunları çözecek” diye yorumlayanlar yanılıyor ve halkı yanıltıyor. AKP ve Erdoğan hala Kürdistan halkını ve PKK’yi bölüp parçalama, bir biriyle çatıştırma ve kendisi için küçük lokmalar haline getirerek yutma hayalleri peşinde. 10 yıllık iktidarı süresinde halk lehine tek bir köklü değişiklik yapmayanların, Muhteşem Süleyman gibi başkan olunca halkın iradesine saygı duyup özlemlerine-isteklerine cevap olması olanaksızdır. Erdoğan halkın özlemlerine cevap vermek istiyorsa bugüne kadar neyi bekledi, hala neyi bekliyor?
Açık ki Erdoğan-AKP diktasının Kürt Özgürlük Hareketini tasfiye etmekten başka derdi yok. Irak politikası da, Suriye politikası da buna dayanıyor. Kendi vatandaşı olan Kürtlerle anlaşmak yerine her devletle ve herkesle anlaşıp özgür Kürt hareketini tasfiye etmek istiyor. Bu amaçla Kürdistan dağlarına her gün tonlarca bomba yağdırıyor. Bu amaçla KCK operasyonları adı altında hukuk dışı bir saldırıyla Kürt halkının siyasetçilerini zindanlara atıyor. Bununla da yetinmeyerek meclisteki BDP grubunu düşürmek için dokunulmazlıkları kaldırmaya çalışıyor. İmralı tecridini daha da ağırlaştırıyor. İmralı’nın sihirli kosteri bir türlü düzelmiyor. AKP diktası Kürtleri temsil eden herkesi susturmak ve kendi karanlık planlarını uygulamak istiyor.
Şair “Herakit, Heraklit, akan suya vurulur mu kilit” demiş. AKP akan suya kilit vurmak değil tersine akıtmak istiyor. Böyle giderse bu sularda boğulmaya mahkum olacaktır.
Ne yaparlarsa yapsınlar özgürlük aşkıyla-bayrağıyla meydanları dolduran halkları susturamazlar, teslim alamazlar.
Halkı susturamazsınız