- Newroz Parkı, dün akşam Newroz kutlamalarında tanık olunan bir katılımla Amedspor'un Süper Lig’e çıkmasını kutladı. Kürt kenti, kendi dili, rengi, sesi ve kültürüyle başarmanın coşkusunu yaşadı.
Süper Lig’e yükselen Amedspor, Newroz Parkı’nda kupa kaldırma töreni düzenleyerek, şampiyonluğunu kutladı. Yüz binlerin katıldığı kutlamada, 7’den 70’e herkes Amedspor renklerine büründü.
Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesi kolay olmadı. Sezonun son bölümünde kötü sonuçların ardından kulüp, yalnızca kendi performansına değil, en yakın rakibinin de kritik anda puan kaybetmesine bağlı hale geldi. İstanbul Erokspor tam da o dönemde benzer bir form düşüklüğü yaşadı ve nihai hesaplamalar yapıldığında Amedspor ikinci sırada bitirerek, teknik olarak lider olmasa da Süper Lig’e terfi etti. Bu yükselme, Kürt illerinde bir kulübün üst lige çıkmasından çok daha büyük bir anlam taşıdı. İnsanlar, meydanlarda toplandı, dev ekranlardan maçları izledi ve sonucu kolektif bir gurur anı olarak gördü. Dün akşam da bu başarının kutlaması vardı. Dj Ramazan Karakaş’ın performansıyla başlayan kutlamada, on binler uzun süre halaya durdu. Ardından Süper Lig’e yükselen Amedspor Engelsiz Basketbol Takımı, Barış Annesi Nezahat Teke ile birlikte kupasını kaldırdı. Sonra sanatçı Beser Şahin sahne aldı, 'Rojbaş gerilla' dahil sevilen şarkılarını yüz binlerle birlikte söyledi.
Kimliğinden taviz vermedi
Kutlamada konuşan Amedspor Kulüp Başkanı Nahit Eren, “Büyük kazandık, hep birlikte kazandık. Birlikte yürüdük ve bugün bu kupayı bu kente getirdik. Asla inancımızı yitirmedik, size güvendik. Bizi asla yalnız bırakmadınız. Zorlanmadık mı, saldırılara uğramadık mı, ötekileştirilmedik mi? Evet ama asla Amedspor kimliğinden taviz vermedik. Deplasmanlarda bu meydandaki coşkuyu temsil ettik. Amedspor'un dili de kimliği de barıştan, kardeşlikten, özgürlükten, eşitlikten yanadır. Birlikte başardık” dedi.
Bir kulüpten fazlasıdır
Amedspor Asbaşkanı Şeyda Arslantaş ise şunları söyledi: “Amedspor bir kulüpten fazlasıdır, dedik. Bunun ne kadar gerçek olduğunu tüm dünyaya gösteriyoruz. Amedspor birleştirici bir kulüp, her türlü ayrımcılığa karşı çıkan bir kulüp. Amedspor kadın özgürlükçü bakış açısına, engellileri görünür kılmaya, çocukların hayallerini gerçekleştirmeye devam edecek."
Zılgıt ve sloganlarla
Konuşmaların ardından teknik heyet ve futbolcular, alkış, zılgıt ve sloganlarla sahneye çıktı. Sahneye tek tek çağrılan futbolcular, anne ve aileleriyle taraftarı selamladı. Halaylar ve danslarla sahneye çıkan futbolcular, taraftar tarafından büyük bir coşkuyla karşılandı. Alkış, zılgıt ve sloganlarla futbolculara madalya taktim edildi. Amedspor yönetimi, teknik heyeti ve futbolcular yine büyük bir coşkuyla kupayı kaldırdı. Kupa kaldırma sırasında uzun süre havai fişekler patlatılarak, meşaleler yakıldı.
Halkın umudu kazandı
Törenin ardından Amed’deki sivil toplum örgütleri adına söz alan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, “Bugün sadece bir takım Süper Lig'e çıkmadı. Bugün bir halkın umudu kazandı. Yıllardır içinde taşıdığı inanç kazandı. Amedspor çok büyük işler yaptı. Başarınız çok büyük ve ananızın ak sütü gibi helaldir” şeklinde konuştu.
Mehmet Kaya’nın ardından Amedspor İstişare Kurulu Başkanı Mehmet Kılavuz söz aldı. Kılavuz, “Amedspor’u diğer kulüplerden farklı kılan eski yönetim, yeni yönetim farkının olmamasıdır. İşte buradalar” diyerek, eski Amedspor başkanlarının isimlerini sıraladı. Kılavuz, sözlerini herkese teşekkür ederek tamamladı.
'Tima Gel', 'Em tên'
Dronlarla gökyüzüne "Tima Gel", "Em tên", "Birlikte başardık", "Şampiyon Amedspor" yazıldı. Sinevizyon gösteriminin yapıldığı kutlama, Koma Agirê Jiyan ve sanatçı Bajar’ın seslendirdiği şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla devam etti.
Buraya nasıl gelindi?
Amedspor, ilk kez Türkiye’nin en üst liginde oynayacak. Kulüp on yıllarca taşra belediye kurumu olarak varlığını sürdürdü; ardı ardına yeniden yapılanmalar ve isim değişiklikleri (Diyarbakır Belediyespor, Büyükşehir Belediyespor, DİSKİ Spor) yaşadıktan sonra bugünkü haline kavuştu. Belirleyici an, ne bir terfi ne de kupa başarısıydı. Asıl dönüm noktası, Ekim 2014’teki olağanüstü kongrede kulübün adının Amed Sportif Faaliyetler Kulübü olarak değiştirilmesi ve ambleminin eski surlardaki çift başlı kartaldan esinlenilerek yenilenmesiydi. Bu kararla bambaşka bir şeye dönüştü. İsim değişikliği, futbolda ona ulusal bir platform kazandırdı. Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, birkaç ay içinde Amedspor’a TFF’de (Türkiye Futbol Federasyonu) kayıtlı isminden farklı bir isim kullandığı için ceza kesti. Federasyon, isim değişikliğini, ancak Ağustos 2015’te onayladı. 2016’da seçilmi Büyükşehir Belediyesi'nin eşbaşkanları görevden alındıktan ve kayyum atandıktan sonra devlet tarafından atanan yönetim kulübe belediye desteğini “isimden vazgeçme” şartına bağladı. Kulüp, bunu reddetti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 2021’de bir muhalefet siyasetçisinin “Amed” kelimesini sıradan biçimde kullanmasına “Amed değil, Diyarbakır diyeceksin” diye tepki vermesi, en az 2014’ten beri farklı arenalarda tartışılan bir çizgiyi çekiyordu. Forma üzerindeki isim, hiçbir zaman yalnızca bir isim olmadı. İsminden ve duruşundan dolayı saldırılara uğradı, cezalar kesildi ama yılmadan yoluna devam etti.
Büyük statlar ağırlayacak
Süper Lig’e terfi, tüm bu yükü Türkiye’nin en çok izlenen ulusal spor arenasına taşıyor. Alt liglerin asla üretemeyeceği bir ölçek ve görünürlükle. Deplasman maçları Amedspor’u İstanbul, Ankara, Trabzon ve Bursa stadyumlarına götürecek. Kulübün kimliği, adı, taraftar kültürü ve Türkiye kurumlarının bunlara verdiği tepki, her hafta tam bir sezon boyunca ulusal yayın izleyicisinin önünde sergilenecek. Bu, kulübün daha önce karşılaştığı her şeyden temelden farklı bir görünürlüktür.
Mesele futbol değildi
Geçmiş sicil iç açıcı değil. TNC'nin analizinde hatırlattığı gibi; Amedspor maçları etrafındaki en ciddi olaylar sıradan futbol rekabeti niteliğinde değildi. Bursaspor taraftarlarının 1990’ların zorla kaybetmeler ve yargısız infazlarla ilişkilendirilen 'beyaz Toros' araçlarını çağrıştıran pankartlar açması ve o dönemin faili meçhul şiddetiyle özdeşleşen “Yeşil” figürüne dair imgeler kullanması, olağan taraftar düşmanlığı değildi. Bu, kontrgerilla hafızasının bilinçli bir çağrışımıydı; devletin Kürt siyasi faaliyetine fiziksel imha ile yanıt verdiği ve sorumluların hiçbir bedel ödemediği bir dönemin hatırlatılmasıydı. Geçen sezon da benzer olaylar yaşandı; örneğin Iğdır deplasmanında tribünlerin bir bölümünden Amedspor taraftarlarına yönelik düşmanlık ve sembolik provokasyonlar geldi. Tüm bu vakalarda dürtü, futbolla hiçbir ilgisi olmayan bir şeydi.
Süper Lig test edecek
Süper Lig, bu örüntüleri yeni bir ölçekte ve yeni bir izleyici kitlesi önünde test edecek. Her deplasman maçı, fiilen Türk kurumlarının Kürt görünürlüğünü tutarlı biçimde yönetip yönetemediğinin pratik bir değerlendirmesi haline gelecek: Polisin takımı ve taraftarları güvenlik sorunu olarak görmek yerine koruyup korumadığı, federasyonun tehditkar ve ırkçı sembollere diğer kulüplerde olduğu gibi müdahale edip etmediği, yayıncıların “Amed” adını editoryal tereddüt yaşamadan telaffuz edip etmediği, rakip kulüplerin kendi stadyumlarında yaşananlardan sorumluluk alıp almadığı… Bunlar gözlemlenebilir ve yanlışlanabilir ölçütlerdir. Tam bir sezon boyunca bunların varlığı ya da yokluğu, Türkiye’nin Kürt meselesinde nerede durduğuna dair her türlü resmi iyi niyet beyanından çok daha fazla şey ortaya koyacaktır.
Kürt sivil kurumu
Amedspor’u net biçimde anlamak önemlidir, çünkü kulüp, bazılarının düşündüğü gibi yalnızca Kürt siyasi hareketinin basit bir aracı değildir. Dernek statüsünde yönetilmekte, kendi seçilmiş kongresine sahiptir ve mevcut Başkanı Nahit Eren eski Amed Baro Başkanı’dır. Kulüp etrafındaki koalisyon (barolar, ticaret odası, sivil toplum ve taraftar grupları) bir parti yapısından daha kalıcı bir şeyi yansıtıyor: Şehrin profesyonel sınıfına derin kök salmış, kayyum kesintilerine ve siyasi baskılara rağmen ayakta kalabilen bir Kürt sivil kurumudur. Taraftar kültürü de bunu güçlendiriyor. Barikat, Mor Barikat, Direniş ve UltrAmed gibi gruplar antifaşizm, kadınların görünürlüğü ve sosyal dayanışma etrafında örgütlüdür; etkileri Amed'in çok ötesine uzanıyor, Türkiye’deki ve diasporadaki Kürtleri ulusal arenada daha önce kendilerine sunulmayan bir aidiyet noktası etrafında birleştiriyor. Amedspor oynadığında, sıradan anlamda bir şehri temsil etmiyor.
Süreç ve Amedspor
Şu anda Barış ve Demokratik Toplum Süreci devam ediyor, ancak herhangi bir uzlaşmanın hukuki ve siyasi şartları belirsizliğini koruyor. Sürecin gerçekten ilerleyip ilerlemediği, hükümetin iç siyasi ihtiyaçlarına göre yönetilip yönetilmediği yoksa sessizce tıkanıp tıkanmadığı tartışılıyor. Amedspor’un terfisi, sürecin doğası gereği üretemeyeceği bir şeyi yaratıyor Kürt meselesinin kitlesel, popüler ve duygusal olarak görünür bir testini. Müzakereler çok sınırlı sayıda aktörle yürütülüyor ve iki tarafın kendi yansıttıklarıyla sınırlı kalıyor. Amedspor ise tam tersidir. Sonuçları on milyonlarca insana yayınlanıyor. Kulübün deplasman stadyumlarında, yorumcular tarafından, federasyon ve siyasi figürler tarafından nasıl muamele gördüğü herkes tarafından görülecektir. 1990’lar faillerini öven pankartlar açan bir stadyumun görüntüsünü ya da bir yayıncının “Amed” diyecek mi yoksa diyemeyecek mi diye tökezlemesini yönetmek zor olacaktır. Bu açıdan, önümüzdeki Süper Lig sezonu, resmi süreçten çıkan her şeyden daha talepkâr ve daha okunaklı bir Kürt meselesi testidir.
Kürt meselesini tanıma
Kürt meselesi, hiçbir zaman yalnızca silahlar veya hukuki statüden ibaret olmadı. Bunlar merkezi ve çözülmemiş boyutlar olmaya devam etse de yanlarında bir de tanıma meselesi vardır: Kürt kimliğinin, Türkiye’nin ulusal ana akımında görünür, kolektif ve kamusal biçimde var olmasına, tehdit olarak görülmeden izin verilip verilmeyeceği sorusu. Bu sorunun kendi mantığı, kendi zaman çizelgesi ve elit müzakerelerin tamamen karşılayamayacağı kendi gerekleri vardır. Bir barış süreci, ateşkes ve nihayetinde siyasi bir çerçeve üretebilir, ancak tek başına, bir yayıncının “Amed” adını kaygı duymadan söyleyip söylemeyeceğini, bir stadyumun deplasmandaki Kürt taraftarları normal futbol taraftarı gibi görüp görmeyeceğini veya federasyonun rakip kulüpleri tribünlerde yaşananlardan sorumlu tutup tutmayacağını belirleyemez. Bu sonuçlar, çok daha geniş bir kurumsal alışkanlıklar ve toplumsal refleksler bütününe bağlıdır ve Amedspor, şimdi Türkiye’yi bunların ne olduğunu göstermeye zorluyor.
Partilerin şimdi yapamadığı
Kürt siyasi hareketinin mevcut kısıtları bunu daha da önemli kılıyor. DEM’in daralmış hukuki alanı, İmralı’nın kapalılığı, Kandil’in uzaklığı ve muhalefetin Kürt meselesinde inandırıcı hiçbir şey sunamaması arasında sıkışan legal Kürt siyaseti, bu dönemde kitlesel seferberlik üretemiyor. Amedspor ise partilerin şu anda yapamadığını yaptı: Kürtleri siyasi aidiyetler, coğrafyalar ve iç ayrımlar ötesinde, aynı anda duygusal, sivil, kültürel ve ulusal bir tonda harekete geçirdi. Son maçın bitiş düdüğüyle başlayan kutlamalar kimse tarafından organize edilmedi. İnsanlar umursadığı için oldu; meselenin özü de tam olarak budur.
Kabule dair işaretler
Üst lige çıkması sonrası ilk işaretler temkinli bir iyimserlik taşıyordu. Erdoğan, kulübü tebrik etti. Fenerbahçe ve Galatasaray, Amedspor’un kendi Kürtçe duyurusunu alıntıladı; küçük bir şeydi ama hiçbir şey değil. Sembolik tanıma, Kürt meselesinin her zaman merkezi eksenlerinden biridir ve bu jest, Amedspor’un ve temsil ettiklerinin Türk kamu hayatında bir yeri olduğunu kabul etti, ancak bu kabulün tam bir sezon boyunca ayakta kalıp kalmayacağı sorusudur. Sembolik jestler kolaydır; normalleşme ise çok daha zordur. Normalleşme, Amedspor’un kendine özgü Kürt kimliğiyle bir futbol kulübü olarak, deplasman stadyumlarında her hafta tutarlı biçimde ve kriz yaratmadan muamele görmesi demektir. Bu daha önce hiç olmadı ve şimdi olacağına dair garanti de yoktur. Sorumluluğun nerede yattığını net biçimde belirtmek gerekir. Yapısal sorumluluk simetrik değildir. Devlet, federasyon, yayıncılar, güvenlik güçleri, yerel yönetimler ve büyük kulüpler, Amedspor’un Süper Lig sezonunun sıradan bir toplumsal hayata mı yoksa tekrar eden bir krize mi dönüşeceği konusunda çok daha fazla güce sahiptir. Bu asimetri, “herkesten denge” çağrısının arkasına gizlenmemelidir.
Amedspor hikâyesinin nihayetinde ortaya koyduğu şey, barış süreci müzakerelerinin genellikle perdelediği bir gerçektir: Türkiye’deki Kürt meselesi yalnızca arka kanallarda, güvenlik çerçevelerinde ve anayasal müzakere odalarında yaşamıyor. Aynı zamanda isimlerde, stadyumlarda, şarkılarda, yayınlarda ve milyonlarca sıradan insanın duygusal hayatında da yaşıyor ve bu boyutun kendi sınavları, kendi temposu ve kendi hükümleri vardır. Türkiye’nin Süper Lig’deki Amedspor’a vereceği yanıt, işte bu hükümlerden biri olacaktır; herkesin gözü önünde, gerçek zamanlı olarak verilecek bir hüküm. Kulüp, elbette Kürt meselesini çözemez ama tanıma meselesini, görmezden gelinmesi imkansız bir yere koydu: Sahaya, tüm ülkenin önüne, tam bir sezon boyunca her hafta. AMED