- Türk cezaevlerindeki hak gaspları ve ihlaller, devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni dinlemiyor. Engellenen tahliyelere, hücre cezalarına, tedaviye erişememeye yenileri ekleniyor.
Marmara Cezaevi’nde baskı ve işkenceye Adalet bakanlığı da göz yumuyor. Sincan F Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki 34 yıllık tutsak Nedime Yaklav'ın tahliyesi 7. kez ertelendi. Hasta tutsaklar, Cengiz Sinan Halis Çelik ile Şefika Kandar, ATK engelini aşamıyor. Şırnak Cezaevi’nde ziyarete giden ailelerin birbiriyle selamlaşması da yasaklandı. Açlık grevi yapan tutsak Gürkan Türkoğlu entübe edildi. Ağır hasta tutsak Abdulkadir Kaya her an hayatını kaybedebilir.
Marmara 6 No’lu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde gerçekleştirilen tecrit, baskı ve işkence uygulamalarına karşı 29 Nisan’da Cem Dursun ve Tacettin Erol Şahin süresiz açlık grevine başladı. Tutsakların avukatı Naim Eminoğlu, kameraları kapatan tutsaklara herhangi bir disiplin soruşturması olmadan keyfi bir şekilde hücre cezasının verildiğini; buna karşı açlık grevi başlatıldığını hatırlatarak, tutsaklara B ve B12 vitaminlerinin yanı sıra bitki çayları bile verilmediğini belirtti.
İki saatlik havalandırmaya çıkarma uygulamasının hukuka aykırı olduğunu belirten Eminoğlu, “Kanunlarda açık bir şekilde bir tutsağa, güneşin doğumundan güneşin batımına kadar havalandırma hakkı tanınıyor. Bundan önce de iki kişi açlık grevindeydi. Bunlara ilişkin Adalet Bakanlığı'na, ‘Bilgi Edinme Kanunu’ kapsamında başvurularda bulunduk. ‘Hukuka aykırı uygulamalar yapılıyor, bunları hangi yönetmeliğe göre yapıyorsunuz? Herhangi bir talimat var mı?’ diyerek başvurularımız oldu. Adalet Bakanlığı tarafından hiçbir şekilde cevap verilmedi. Bakanlık cezaevindeki uygulamalara göz yumuyor" dedi.
Tutsak entübe edildi
Tutsaklar Tahsin Sağaltıcı, Gürkan Türkoğlu ve Hüseyin Özen de Antalya Döşemealtı Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nden başka bir cezaevine sevk talebiyle açlık grevine girmişti. Tahsin Sağaltıcı ve Gürkan Türkoğlu 268, Hüseyin Özen, 248 gün açlık grevinde kalmıştı. Üç tutsak, sağlık durumlarının ağırlaşması üzerine 10 Nisan’da Antalya Şehir Hastanesi’ne kaldırıldı. Gürkan Türkoğlu’na 20 Nisan’da zorla müdahale edilerek yoğun bakıma alındı. 21 Nisan’da ise tutsakların taleplerinin kabul edildiği açıklandı. Antalya İnfaz Savcılığı, tutsakların Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edilmesine karar verdi. Avukatlardan edinilen bilgilere göre; Hüseyin Özen ile Tahsin Sağaltıcı 1 Mayıs’ta Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü. İki tutsak, tek kişilik koşullarda tutuluyor, sağlık durumları ağırlaşmaya devam ediyor. Hüseyin Özen ve Tahsin Sağaltıcı’nın yoğun kas kaybı nedeniyle vücutlarında yaralar, ödem ve şiddetli ağrılar oluştu. Ayrıca Tahsin Sağaltıcı, kas kaybı nedeniyle tek başına ayağa dahi kalkamadı. Gürkan Türkoğlu’nun sağlık durumu ise kritik. Cihaz desteği olmadan nefes alamıyor. Türkoğlu, 30 Nisan’da entübe edildi.
34 yıllık tutsağa 7'nci erteleme
Sincan F Tipi Kadın Kapalı Cezaevi'ndeki tutsaklara yönelik tahliye engelleme politikası devam ediyor. Son bir ayda biri hasta tutsak olmak üzere üç kadın tutsağın tahliyesi İdare ve Gözlem Kurulu kararı ile ertelendi. Son olarak 7 Mayıs'ta toplanan Kurul, 34 yıllık tutsak Nedime Yaklav'ın tahliyesini 7'nci kez erteledi.
ÖHD'li avukatı Fatma Sürücü, 7 Nisan 2023'te tahliye olması gereken Nedime Yaklav hakkında 7 defa değerlendirme yapıldığını; tamamında herhangi bir sebep belirtilmeden tahliyesinin engellendiğini söyledi.
Türkiye tarihinde ilk
Son bir yıllık erteleme ile birlikte Nedime Yaklav'ın 35 yıl boyunca cezaevinde kalacağını kaydeden Sürücü, "Bu Türkiye tarihinde bir ilk. Türkiye'de hiç kimse 35 yıl boyunca hapishanede tutulmadı. Bu bir ilk. Siyasi saiklerle tahliyelerinin engellendiğini biliyoruz. İtiraz ediyoruz, ancak ağır ceza mahkemeleri tarafından verilen kararlar da infaz hakimliği kararlarının birebir aynısı oluyor. Bu durum, siyasi kadın mahpuslara yönelik özel bir cezalandırma sistematiği olarak karşımıza çıkıyor” dedi.
Yeniden yargılama misyonu
Nedime Yaklav’a Kurul tarafından “Hiç asker öldürdün mü?” şeklinde soru yöneltildiğini belirten Fatma Sürücü, şunları söyledi: “Bu soru, İdare ve Gözlem Kurulu raporlarının yalnızca bir değerlendirme raporu niteliğinde olmadığını, aksine yeni bir idari yargılama yürütüldüğünü gösteriyor. Oysa bu değerlendirme raporları için kurulan heyetler yeniden yargılama mercileri değildir. Bu durumda Türkiye’deki mahkemelerin bağımsızlığını da sorgulayabiliriz. Kurullar, mahpuslara karşı yeniden yargılama yapmak üzere bir misyon edinmiş durumdalar.”
ATK raporlarını aşamıyorlar
Bu arada birçok sağlık sorunu bulunan Cengiz Sinan Halis Çelik ile Şefika Kandar, ATK ve hastanenin verdiği raporlar nedeniyle tahliye edilmiyor.
Hasta Mahpuslara Özgülük İnisiyatifi'nin Sakarya Caddesi’ndeki eylemlerinin 609. haftasında verdiği bilgiye göre; Samsun S Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki 28 yıllık tutsak Cengiz Sinan Halis Çelik’in hastalıkları yok sayıldı ve ‘hapishanede kalabilir’ biçiminde raporlar düzenlendi. Başvurular üzerine üç ayrı kez sağlık kuruluna çıkarıldı ama 'sağlık durumunun iyi olduğu' yazıldı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu’nun düzenlediği “F Oturması” eylemi 237. haftasında ise 66 yaşındaki tutsak Şefika Kandar’ın durumuna dikkat çekildi. Buna göre; Şefika Kandar’ın 6 ay önce durumunun ağırlaşması üzerine hastaneye sevk edildi. Üç kalp damarının tıkalı olduğu tespit edildi, ancak sağlığına kavuşamadan hapishaneye geri gönderildi. Yaklaşık iki ay önce de Ramazan Bayramı’nda telefon görüşü sırasında durumu ağırlaşınca yeniden hastaneye götürüldü ve kalp krizi geçirdiği söylendi. Yapılan müdahalenin ardından yine hapishaneye geri götürüldü. ATK ise 'cezaevinde kalabilir' raporuyla yaşam riskine destek verdi.
Her an cenazesi çıkabilir
Ağır hasta tutsak listesinde yer alan Abdulkadir Kaya'nın (60) eşi Sevda Kaya (56), 2018’de bir bayram sabahında evine baskın düzenlendiğini ve çocuklarına gözlerinin önünde işkence yapıldığını söyledi. Büyük bir zulüm yaşadıklarını belirten Sevda Kaya, “Eşim ve çocuklarım tutuklandı fakat zulmü bu sefer farklı şekilde sürdürdüler. Eşimi Hilvan 2 Nolu Cezaevi’ne, büyük oğlumu Erzincan Cezaevi'ne, küçük oğlumu da Konya Ereğli Cezaevine gönderdiler. Şimdi üçünün de görüşleri ardı sıra geliyor. Ben tek başıma nasıl üç cezaevinin görüşüne yetişeyim” dedi. Eşi Abdulkadir Kaya’nın cezaevindeyken açık kalp ameliyatı geçirdiğini, tek başına kendine bakamadığı için 2024’te üç ay izinli olarak tahliye edildiğini fakat daha iyileşmeden tekrar tutuklandığını dile getiren Sevda Kaya, “Eşimin yine hastalığı arttı. Aort damarlarında tıkanma, yüksek tansiyon var. Her an cezaevinde hayatını kaybedebilir ama bırakmıyorlar” diye konuştu.
Selamlaşmak yasaklandı
Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde ise görüşe giden siyasi tutsak ailelerine sistematik bir şekilde baskı yapılıyor. Cezaevi girişinde “detaylı arama” adı altında çıplak aramaya maruz bırakılan ailelerin, tutsaklar ile görüşmelerin yapıldığı salonda birbirleriyle selamlaşması, konuşması, kucaklaşması cezaevi idaresi tarafından yasaklandı. Uygulamaya tepki gösteren tutsak ailelerine, disipline uygun davranmadığı iddiasıyla bir ayı bulan görüş yasakları uygulanıyor.
Tutsak Ramazan Kalkan’ın babası Davut Kalkan,“Gardiyanlar diğer cezaevlerinde olmayan uygulamaları bize dayatmak istedi ve bunun Şırnak’a özgü uygulamalar olduğunu belirtti. Şırnak Cezaevi başka bir devletin sınırları içinde mi? Nasıl Şırnak Cezaevine özgü uygulamalar olabiliyor? Bir çok cezaevine gittim ancak Şırnak’ta yapılan uygulamaların bir benzerine rastlamadım. Ömrüm cezaevi dolaşmak ile geçti. Bunu kabul etmeyeceğiz. Eğer bu uygulama sürerse görüşleri protesto edeceğiz ve bir daha görüşmelere katılmayacağız. Söz konusu sorumlular hakkında suç duyurusunda da bulunacağız” diye konuştu.
HABER MERKEZİ