Fransa’nın Strasbourg şehrinde 67’inci günündeki tecride karşı direnişte yer alan eylemciler, Kürt halkına, gençlere, kadınlara ve özellikle de Kürdistan’daki diğer parti ve güçlere ‘geç kalınmadan’ harekete geçilmesi çağrılarını yinelediler.

Doktorların fiziki olarak ‘her gün dirhem dirhem eriyorlar’ dediği Strasbourg süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemcileri tecridin kırılacağı güne kadar kararlı bir biçimde eylemde olacaklarını vurguluyor.  Açlık grevi eyleminin bu kritik aşamasında eylemcilerden siyasetçi Mustafa Sarıkaya, akademisyen ve KNK üyesi Kardo Bokani, en genç eylemi olan avukat Deniz Sürgüt ve kadın devrimci Nurgül Başaran’ın mesajlarını sizlerle paylaşıyoruz:

‘Öz gündemimize döndük’

Mustafa Sarıkaya: Biz Strasbourg eylemcileri, haklı olarak Leyla, Nasır ve zindandaki arkadaşların kaygısını yaşamaya başladık. Şimdiye kadar bu eylem çok temel, anın ve dönemin hatta belki de tarihsel sürecin ihtiyaçlarına cevap veren bir eylem olduğunu ispatladı. Halk olarak, Özgürlük Hareketi olarak, dört parça Kürdistan olarak veya yurtdışındakiler olarak kendi öz gündemimize dönmenin rahatlığını yaşıyoruz. Tüm bu arkadaşlarımız yaşamın özgür kılınması ve bunun da ancak Önderlikle olacağı bilinciyle hareket ediyor. Bu açıdan bir gündem oluşturdu bu eylem.  Ama bizim sadece gündemle sınırlı kalma gibi bir lüksümüz de yok; eylemimizin başlangıç amaçlarını gerçekleştirme gibi acil bir görevimiz var, acil bir sorumluluğumuz var. Bu sorumluluk elbette ilk olarak ‘tecridin kırılmasıyla’ yoluna devam edebilir. Biz sadece tecridin kırılmasını isteyen eylemciler değiliz: Esas amacımız özgürlüktür ve özgürlük de Reber Apo’nun özgürlüğünden geçiyor. Herkesin, her çevrenin bu eylem etrafında gelişen talebi biraz kendi talebine dönüştürerek, eylemliliklere taşıması gerekiyor.

Böyle olduğunda atık bir kez daha bu duvar yıkıldığında hiç kimse İmralı utancıyla yüz yüze bırakamaz. Böyle bir aşamayı bu halk, bu hareket direnişi yarattı. Bir kez daha o duvarı aştığımızda, yıktığımızda kesinlikle faşizm yıkılacaktır. Leyla arkadaşın yaktığı isyan ateşinin her tarafta büyütülmesi gereken bir andayız. Biz Strasbourg eylem grubu olarak zerre kuşku duymuyoruz ve sonuçları ne olursa olsun kesinlikle başarmak için burada olacağız, burada devam edeceğiz. Bu baharı Kürdistan baharı, Önder Öcalan baharına çevirebiliriz.”

‘Başta kadınlar rol oynamalı’

Nurgül Başaran: “Önderliğimizin üzerindeki tecridi kaldırma ve özgürleştirme temelinde bu eylemi gerçekleştiriyoruz. Bu anlamdaki kararlılık ve iddia ilk günki gibi devam etmekte. Önemli olan tecridin kalkması için bütün halkın her alanda eylemliliğe kalkması, her alanda duyarlı kılınmasıdır. Ciddi anlamda bir diplomasi çalışması yürütülmesi gerekiyor. CPT, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu gibi tüm bu kurumların harekete geçirilmesi gerekiyor. Bu süreci sahiplenme temelinde başta Kürt kadınlarına, Kürt halkına, özellikle de İç Anadolu kadınlarına sesleniyorum: Artık bu aşamadan sonra ‘dur’ demek gerekiyor çünkü arkadaşlarımızın durumu kritik aşamayı geçmiş durumda.

Her ne kadar bedenler eriyor olsa da beyinlerimizde yaşanan o özgürlük sevdası daha da büyüdü. Bu anlamda mücadele de büyüyor, irade de büyüyor.”

‘Kürt partileri sürece dahil olmalı’

Kardo Bokani: “Eylemimiz oldukça kritik bir aşamadadır. Her an bir şehadet yaşanması ihtimal dahilindedir. Kürt ulusu hem ülkede hem de ülke dışında büyük bir destek sunuyor. Dost demokratlar, demokrasi güçleri destek veriyor, dayanışma gösteriyor. Ancak diğer Kürdistani güçler ve partilerden herhangi bir tavır sergilenmiş değil. Onlara çağrımız buraya gelmeleridir çünkü bu eylem Başkan Öcalan’ın özgürlüğünü amaçlıyor ve Başkan Öcalan da ulusal bir önderdir. Tüm Kürdistanlılar ve partiler çabalarını, eylemlerini ve desteklerini büyütmelilerdir.”

‘Gençlik seferberlik içinde olmalı’

Deniz Sürgüt: “Strasbourg yürüyüşünden sonra umut biraz daha canlandı bizde. Kesin artık o başarı bizim için daha belirgin, daha kısa bir vadede gözüküyor. Ama yine de belirtmek gerekir ki; bu eylem bütünüyle halkla beraber yürütüldüğünde nasıl bir sonuç çıkacağını bizler artık daha net görüyoruz. Büyük, görkemli bir sonuç çıkaracağını daha net görüyoruz. Herkesin omuzlarına düşen bir görev var.   Kesintisiz eylemde, kesintisiz alanlarda olmak lazım.

Her an bir şehadet yaşanabilir, Heval Leyla’nın, Heval Nasır’ın şehadeti yaşanabilir. Cezaevlerinden istenilmeyen haberler alınabilir. Dolayısıyla anında harekete geçmek önemlidir.  Gençliğin seferberlik ruhuyla eylemlerde, alanlarda olmazı lazımdır.”

 

STRASBOURG