
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında konuştu. Grup toplantısını PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah ve beraberindeki heyet de izledi. Kayseri'de görülen Ali İsmail Korkmaz davasını hatırlatan Demirtaş, cinayetin Eskişehir'de devlet eli ile işlendiğini ancak duruşmanın Kayseri'de yapıldığını söyledi. Demirtaş, kamu görevlilerinin sanık olduğu davaların "güvenlik" gerekçesi ile başka illerde yapılmasının tesadüf olmadığını belirterek, "Eskişehir Valiliği, başvuru yapıyor ve karar ile Kayseri'ye nakil yapılıyor. Bu yönlü bilinen davaların hiçbiri olayın olduğu yerde görülmedi. Lice davası daha yeni açıldı. Lice, Lice'de yakıldı. Fakat yargılama Eskişehir'e alındı. Eskişehir Valisi de orada güvenlik yok deyip Korkmaz davasını Kayseri'ye gönderdi. Kulp davası yeni açıldı. Dava Ankara'ya nakledildi. Metin Göktepe davası önce Afyon'a oradan Aydın'a daha sonra itiraz üzerine tekrar Afyon'a alındı ve polislere ödül gibi ceza verilerek kapatıldı. Gazi Davası, İstanbul'dan Trabzon'a gönderildi ve üstü örtüldü. Hakkâri'de 16 yaşındaki Seyfullah Turan'ın ölüm tehlikesi atlatması olayında o dava da Isparta'ya alındı, bu polis yırttı. Şerzan Kurt davası Eskişehir'e alındı ve orada da 8 yıl gibi bir hapis ile polis memuru kurtarıldı. Musa Çitil davası olarak yansıyan dava Mardin'den Çorum'a nakledildi" dedi.
Katliamları örtme yöntemi
Yargılamaların başka illere alınması ile "Yüz yüze yargılama" ilkesinin ihlal edildiğini söyleyen Demirtaş, şöyle devam etti: "Yargılamayı yapan yargıçlar hiçbir zaman olay yeri ve gerçek deliller ile yüzleşemeyecek. Bu devletin katliamları örtme yönteminin bir başkasıdır. Eskişehir'de güvenlik yok diyorsunuz ama buna benzer davaları oraya götürmüşsünüz. Kimin güvenliği yok. Orada insanlar sanıklara, yargıçlara saldırıyor mu? Hayır. Mağdur olanların yakınlarının güvenliği tehlikeye girdi. Çünkü gittikleri illerde polisin ve sivil faşist zihniyetli çetelerin saldırısına uğradılar. Şerzan Kurt'un ailesi Eskişehir'de saldırıya uğradı. Uğur Kaymaz'ın avukatları ve ailesi saldırıya uğradı. Dün Kayseri'de Ali İsmail Korkmaz'ın ailesi saldırıya uğradı. Buradaki dert güvenlik değil. Devletin tetikçilerinin kendi eli ile korunmasının faaliyetidir. Türkiye Cumhuriyeti döneminde AKP dönemi dâhil devlet bireyden üstündür. Kutsaldır. Devlete taş atmak öldürülmek için gerekçedir."
'Sen daha paralelsin'
"Alileri sokak ortasında infaz etmek bunlar için caizdir" diyen Demirtaş, bütün Alilerin birleşmesi gerektiğini, hesap sorabilmenin tek yolunun da bu olduğunu kaydetti. Demirtaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu zihniyetinin halka hesap vermesinin zamanı geçmiştir. TCK'da düzenlenen en ağır suçla yargılanıyorlar ama polis memuru tutuklanmıyor. Peki, sen 15 yaşında slogan attığı için tutuklanan çocukların hesabını nasıl vereceksin? 3 yılla yargılananı 5 yıldır tutuklu yargılıyorsun. Bizim belediye başkanları ceza aldığında devlet borçlu çıkacak ama halen tutuklular. Vahşice adam öldürmekten yargılanan polis memuru tutuklu değil. İşte bu adalet sistemi bu iktidarların yarattığı faşizmin kalesi olmuştur. Bugün paralel diyorlar. Sen onlardan daha paralelsin. Bunları cemaat yapmadı. Beraber yaptınız."
Mülk çökmüştür
"Adalet mülkün temeli ise mülk çökmüştür. Yargının güvenilirliğini yitirdiği bir toplumda kaos ve korku vardır. Türkiye bu durumdadır. Türkiye'de yargıcı ve mahkemesi olmayan tek siyasi hareket biz ve muhalif güçlerdir. Olmasın da. AKP'nin, CHP'nin ve MHP'nin var. Bunlar her biri kendilerine özel mahkemeler yargıçlar oluşturdular. Emniyet'te hepsinin adamları, yandaşları var" diyen Demirtaş, devlet içinde çatışmanın da bu olduğunu söyledi. Devletin hiçbir zaman halkın devleti olamadığını bunların devleti olduğunu kaydeden Demirtaş, "Bunların babasının mülkü gibi yiyip içtikleri bir yapıdır devlet Türkiye'de. Kendi kendinden hesap sorar mı bir yapı? Yapmaz. Bunu göreceğiz. Her gidişlerinde onlar o mahkeme salonunda o acıyı ve katliamı yaşayacaklar. Bizler bunun peşini bırakmayacağız" dedi.
'8 ay önce söylemiştik'
Haziran ayında yaptığı bir konuşmayı hatırlatan Demirtaş, şunları kaydetti: "O zaman Başbakan'a ÖYM'lerin kendisini yargılayabileceğini söylemiştik. 8 ay önce. Şimdi bu mahkemeler bunları ve çocuklarını yargılıyor. Büyük bir telaş ile 'bu mahkemeler paraleldir kaldırmamız lazım' diyorlar. İşin ucu size dokununca hemen kaldırmamız lazım. Vatandaş Bilal gibi olabilir mi? Tabii ki olamaz. Paralel devlet, diye her gün konuşuyorsun. Var tabii ki. Bizden daha iyi biliyorsun. Birlikte oluşturdunuz. Madem var belge nerede. Bu suç değil mi? Paralel devlet ile ilgili bir kişi yargılanmayacak mı? Diyarbakır'da bir yerden alıp başka yere koymuşsun. Elinde belge varsa bunu mahkemeye ver. Suçtur bu. Bu kadar ilkesizlik olmaz. En ağır suçla itham edeceksiniz ama yargılamayacaksınız. Bütün düzenlemeleri yaparken AKP'ye zarar vermeyecek hale getireceksin. Ergenekon'da olduğu gibi. Şimdi paralel devlet ile de aynı şekilde mücadele ediyorlar. Kendine dokunan kadarını engelliyor onun yerine kendi devletini inşa ediyor. Hadi tarihi bilmiyorsun günceli takip et. Saddam ve Esad'a bak bunlar senden daha güçlü polis devleti kurdular. Saddam veya Esad'ın mahkeme üzerindeki etkisi senden daha mı azdı. Bunlar liderleri kurtarmıyor."
Burnunuzdan fiti fitil gelir
Demirtaş, Türkiye'de denenmemiş tek yolun demokrasi olduğunu vurgulayan Demirtaş, konuşmasına şöyle devam etti: "Yeni, sivil-özgürlükçü bir anayasa; parlamentonun, hükümete bağlı olmadığı bir demokratik sistem anlayışı. Bunları yaparsanız kurtarabilirsiniz. Ülke için de sizin için de iyi olur. Bunları yapmazsanız burnunuzdan fitil fitil gelir. Gidişat aşağı doğrudur. Bir kez daha polis devletini güçlendirerek sadece birkaç ay zaman kazanabilirsiniz. 30 Mart'ta bütün toplum AKP'ye büyük ders verecek. Biletini 30 Mart'ta vereceğiz. İlk genel seçimde de otobüse bindirip yollayacağız."
Muhafazakar kesime çağrı
Demirtaş, dinin bir şeylere alet olması için insanlara gönderilmediğini belirten Demirtaş, "İslami maske adı altında yapılan hırsızlıklar, yolsuzluklar, paralel işler ilk defa bunlar döneminde İslami camiaya maal olmuştur. Bugün 10 bin Kürt siyasetçinin içerde tutulması bunlara mal edilmiştir. Bu anlayış İslamiyet'i temsil edemez. Bildiğimiz kapitalist zihniyettir. Muhafazakar kesim 30 Mart'ta bunların hesabını, bu anlayıştan soracak bir duruş içinde olmalıdır" dedi.
Güçlü bir alternatif var
Demirtaş, şunları söyledi: "Bir basın açıklaması yapacağız 5 tane kamera ile takip ediyorlar. Toplantımızda dışarıya dinleme cihazı koyuyorlar. 12 yıldır paralel devlet yönetiyordu da 17 Aralık sabahı mı haberiniz oldu? 16 Aralık günü Başbakan çıkıp paralel devleti eleştirseydi haklı olurdu ama bugün kendi meşruiyetinin tartışıldığı bir dönemde bunu söylüyor. Biz Türkiye'de çaresiz ve alternatifsiz değiliz. Bunlara mecbur değiliz. Biz iyi bir alternatifi hak ediyoruz. Türkiye'de ilk defa artık halk kendini yönetsin diye kendi ayaklarında duran güçlü bir alternatif var. 90 yıldır halk iktidar olamadı. Biz artık olsun diyoruz. Artık bunun fırsatı ve olanakları oluşmuştur. 30 Mart akşamı birçok kesim tarafından şaşırtıcı olacak. Başbakan ve diğer muhalefet liderleri seçim sonuçlarını izlerken yanlarından sağlık ekibi ve dilaltı hapını bulundursun. Tansiyonlarınız fırlayacak."
TMK uyarısı
Demirtaş, sadece TMK 10 ile görevli ÖYM'lerin kaldırılmasının yeterli olmayacağını, geçmiş dönemde yapılmış bütün yargılamaların ele alınması gerektiğini söyledi. Demirtaş, "İstiklal Mahkemesi'nden Şeyh Sait'in yargılanmasından tutalım Hatip Dicle'nin yargılamasına kadar bütün yargılamalar yeniden ele alınmalıdır. ÖYM'ler ve TMK kalkmalı ama oradaki yargılama usulleri ve cezalar asla TCK'ya aktarılmamalı. Böyle bir şey yaparlarsa biz muhalefet ederiz. Adil yargılamanın önünü açacak düzenlemelere de destek veririz. Korkunuz yoksa bırakın adil yargılama sizi de bizi de yargılasın. Biz konuşmalarımızdan siz çaldıklarınızdan yargılanın. Sizin malvarlıklarınız ile bizimkiler mahkemeye gidince adil yargılamada ne çıkacağını biliyoruz. Sizin çaldıklarınızın hesabını verecek yüzünüz olmayacak ama biz çıktığımız her mahkemede söylediklerimizi gene söyleyeceğiz" diye konuştu.
İnternet sansürü
İnternete getirilmek istenen yasağa değinen Demirtaş, "Öylesine bir teknik ile yapılacak ki yasak dahil anlaşılamaz. Şimdiye kadar getirilen yasaklarda sitelere ulaşılabiliyordu ama bunların getirdiği yasak ile siz bunlara ulaşamayacaksınız. Hükümetin bunu yasaklamaya kalkması tam bir tutarsızlıktır. Demokrasi adımı adı altında büyük bir sansürdür. Çocukları koruduklarını söylüyorlar. Sen bununla mı koruyorsun. Her sokak başında bahisçi var. Resmi kumar yerleridir bunlar. Milyarlarca dolarlık bir piyasadan bahsediyoruz. Kumardan vergi alıyor. Çocukları orada koruma derdi yok. Fuhuş, tecavüz, uyuşturucu metropollerde çocukları teslim almış durumda. Bunları önleyecek ne yapıyorsun da internetteki sansür için çocuk bahanesini atıyorsun" diye sordu. Demirtaş, internet yasası tasarısının tam bir sansür olduğunu söyledi. Tasarının geçmesi durumunda Türkiye'nin Çin, İran ve Suudi Arabistan ile aynı internet uygulamasına geçeceğini kaydeden Demirtaş, bu kanun tasarısına bu hali ile muhalefet edeceklerini vurguladı.
Başbakan’ın Rojava korkusu
Türkiye'nin dış politikasını eleştiren ve Türkiye'nin başından beri Suriye'de kaybeden bir ülke olduğunu kaydeden Demirtaş, şu eleştirilerde bulundu: "Mezhepçi politika, radikal grupların silahlandırılması, Türkiye sınırlarının El Kaide ve İŞİD'e açılması, TIR'lar ile silah yollanması Suriye'de kanın daha fazla akmasına neden olmuştur. Başbakan'ın Suriye'de asıl korkusu Rojava'dır. Başından beri engellemeye çalıştığı budur. O kanın içinde bir model uygulanmaya çalışılıyor. İnşa edilen özerklik modeli dışında başka bir model öneren hareket var mı? Hangisini ele alırsanız alın onun gibi birlikte yaşayalım diyen bir güç var mı? Yok. İŞİD de Türkiye'nin komşusu oldu. Başbakan PYD ile mücadele ediyor İŞİD'e destek için de TIR'ları yollamaya devam ediyor. Arada bir göstermelik obüs atıyorlar. Asya Abdullah oradan gelirken bile büyük bir baskı ile sınırı geçebiliyor. Diplomatik temas için gelen siyasi lidere bile binbir zorluk ile izin veriliyor. Ama TIR'lar, İŞİD yanlıları istediği zaman girip çıkıyor. Rojava konusunda Türkiye artık düşünmelidir. Orada Türkiye'ye kardeş bir yapı gelişiyor. Bu yönetim Suriye için bir modeldir. Saldırmak yerine desteklemek Türkiye açısından en doğru politikadır. Rojava'daki gelişmeleri engellemek yerine ilişki kurun ve destekleyin. Savaş politikaları kimseye kazandırmaz."
ANKARA