Halkların kutsalına saldırmak

Forum Haberleri —

28 Mayıs 2022 Cumartesi - 09:30

Ana Meryem Türbesi yıkıldı

Ana Meryem Türbesi yıkıldı

  • İstanbul Esenler’deki Ana Meryem Türbesi’nin yıkılması bir kez daha göstermiştir ki, devlet adım adım Alevilerin tepkisinin ve örgütsel düzeyinin somut verilerini elde etmek için denemeler yapmaktadır. Bu durum, yakında daha ciddi saldırıların gelebileceğini de göstermektedir. Böyle bir sürecin içinden geçmekteyiz.

HÜSNÜ ÇAVUŞ 
Alevi örgütlerinin Kürdistan’daki kimyasal gazların kullanılmasına, ekolojiye, demokratik değerlere ve kadınlara yönelik saldırılara karşı ciddi bir direniş gösteremediği görülmektedir. Bu tutumun kendilerine yönelik saldırılara da zemin sunduğu açıktır. Faşist ve sömürgeci bir ideoloji ve devlet yapılanmasının olduğu bir ülkede sadece basın açıklamalarıyla protesto etme alışkanlığı, Alevilerin direnişçi özünü törpülemektedir. Bu yetersiz tutumun, Aleviliğin tarihindeki direnişçi gelenek ten bir kopuşa yol açma tehlikesi bulunmaktadır. Bunun vebalini en başta öz savunma ve ortak irade konusundaki gevşekliğini sürdüren Alevi kurumlarının yöneticileri ve sonrada bütün aleviler taşıyacaktır. 
Sonradan ah vah etmenin, hata ve yanlışları görmenin kimseye faydası da olmayacaktır. Bu nedenle uyuşuk, pasif ve tepkisel basın açıklamalarıyla yetinen kurum yöneticilerinin ruh halinin Alevi toplumunu da etkisi altına alması, bugünün ve geleceğin kurumlarını da kaybetme tehlikesini taşımaktadır. 

Dersimde Diyanete bağlı “Alevi” gençlik kurumlaşması, kutsal yerlerin doğallığının bozulması, Pülümür’de ve Antalya’da Elmalı’ya bağlı Akçaeniş köyünde 12 Eylül 1980 faşist Cunta’sı döneminde yapılmış olan camilerden günde beş defa ezan okunması, Alevi dergahlarında gizli Şii örgütlenmesi ve binbir türlü yoldan aleviler büyük bir kuşatma altındadır.

Fakat bu görünen kuşatmayı parçalayamayan Alevi örgütlerinin pasif ve güçsüz durumu da ne yazık ki kendi eliyle kendini bağlayan ayrı bir kuşatmaya yol açmaktadır. Görünen kuşatma devletin eliyle yapılırken, görünmeyen kuşatma ise Alevilerin objektif olarak kendi kendini kuşatmasıdır. Tıpkı başta CHP olmak üzere tüm sistem içi partilerin kendi tabanını sokağa çıkartmayarak pasifleştirip kuşatması ve devletin bekasını garantiye alması gibi. Bu tuzağın farkına varma sorunu yoktur. Ama tuzaktan çıkamama sorunu bulunmaktadır.

Peki Alevi örgütleri sistem içi midir? Eğer değilse neden sistem içi bir tutumun zincirlerini kırma cesaretinden yoksundur.  Alevilik, demokratik komünal değerleri olan devlet dışı; ahlaki politik karakteri olan bir doğal toplum gerçekliğidir. Ama Aleviler kuşatma altındaki aleviliğin duvarlarını yıkamamaktadır. Yani kendi özgün köklerinden beslenmiş olan direnişçi geleneğine uygun bir tarz, yöntem ve üslup sergilemekten uzaktır veya çok çok yetersizdir. Düşman algısı da çok zayıftır. Dün kendisini aç bırakanın bugün uzattığı ekmeği alabilecek kadar zayıftır. Çünkü çok çabuk unutmaktadır. Yada bilinçli bir tercihle, unutup rahatlamayı seçmekte ve devletin hışımına tekrar uğramamanın bir tedbiri olarak görmektedir. Oldukça tehlikeli olan bu durumun değiştirilmesi, sağlıklı ve güçlü bir örgütlenme için de gereklidir.

Son tahlilde, “provakasyona gelmemek için sokağa çıkmıyoruz” diyenlere cevaben somut durumun çözümlemesini yaptığımızda, Alevilerin kendi örgütleri içinde örgütsüz yaşadıklarını belirtebiliriz. Eğer bunun tam tersi olsaydı, Alevilerin kutsallarına yapılan saldırıya karşı yüzbinler Sokakta olurdu. 

O zaman soru sorma hakkımı kullanayım: Alevilerin güçlü bir duyarlılığa, örgütlenmiş bir öz bilince, cesarete ve ortak tavır alışa dayalı kurumlaşması neden gerçekleştiril(e)miyor?

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.