
ROJAVA DEVRİMİ BİR YAŞINDA - 2
İlk defa kendi topraklarında irade olan ve kendilerini yönetmenin yanı sıra çözüm gücü olabileceklerini gösteren Rojava (Batı Kürdistan) halkının kazanımlarına karşı, çeşitli güçlerce şiddet ve özel savaş yöntemleri ile yönelimler devam ediyor. Rojava halkı ise kazanımlarını korumakla beraber özerk sistemlerini kalıcı hale getirip, resmileştirme çabalarını yoğunlaştırdı.
Suriye genelinde iktidar kavgaları daha çok yıkım ve ölüm getirirken, oluşturdukları güvenli bir ortam ve toplumu esas alan özerk yönetimle bölge haklarına örnek olan Rojava, hesapları bozulan çeşitli güçlerin hedefi oldu. Ortaya çıkan iradeyi kendileri için tehlike olarak gören söz konucu güçler şiddet ve özel savaş yöntemleri ile yönelimlerde bulundu.
Başını Türkiye’nin çektiği bu güçler, kimi oyunlar sahneleyerek Kürtleri, kör çatışmanın içine çekmek istediler. Türkiye, Rojava sınırı üzerinde bulunan askeri gücünü artırırken, 2 Ekim 2012’de ‘sınır’da bulunan Dirbesiyê kentinde Türk askerlerinin açtığı ateş sonucu bir YPG üyesi yaşamını yitirirken, 3 YPG’li de yaralandı. Yine Kürtler arasında düşmanlık yaratmak için bölgenin en büyük siyasi gücü olan Demokratik Birlik Partisi (PYD) Esad rejimi ile işbirliği geliştirmekle suçlandı. Bu planın sonuçsuz kalmasından sonra bu defa da Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) eli ile Kürtlerin değerlerine yönelik saldırılar hız kazandı. Bununla da sonuç alınamayınca kimi Kürt grupları ve partileri devreye sokuldu.
Türkiye’nin girişimleri
Askeri alandaki yönelimlerin yanı sıra, ortaya çıkan siyasal iradeye karşı da planlar devreye girdi. Kürt Yüksek Konseyi’nin kurulmasından sonra bazı Kürt partileri Hewlêr’de Türk Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile bir araya geldi. Bu arada Türk Dış İşleri Bakanlığı’nın, Kürtlerin kazanımlarının ortadan kaldırılması için PYD’nin etkinliğinin kırılmasını isteyen gizli bir belgesi ortaya çıktı. Yine El Parti’nin Genel Başkanı Abdulhakim Beşar, İngiltere’nin başkenti Londra’da Amerikalı yetkililerle bir görüşme gerçekleştirdi.
Kısa bir süre sonra Arap Birliği ve BM Suriye Özel Temsilscisi El Exder İbrahimi PYD ile bir görüşme gerçekleştirmek istedi. Buna karşın PYD yetkilileri, Kürt Yüksek Konseyin kendilerini temsil ettiğini belirterek bu görüşmeye tek başına katılmayı redetti. Ancak Kürt Yüksek Konseyi içinde yer alan ve Suriye Kürtleri Ulusal Meclisi’ne (ENKS) bağlı olan kimi Kürt partileri Şam’a gidip İbrahimi ile bir görüşme gerçekleştirdi.
PYD karşıtı gizli toplanılar
Hewlêr’de Güney Kürdistan Yönetimi ile Türkiye, Amerika ve İsrail’den yetkililerin katıldığı gizli bir toplantı ise sonbahar aylarında gündeme geldi. PYD’ye karşı bazı çalışmaların yürütülmesini öngören bu belge ve toplantının ardından PYD’ye dönük karalama kampanyasına da hız verildi. Rojavalılar ise bu kampanyaya yanıtını sokaklara dökülerek gösterdi.
Kürt Yüksek Konseyi de ENKS’ye tepki gösterek tutumunu netleştirmesini istedi. Yine Batı Kürdistan Halk Meclisi ve ENKS yetkilileri biraraya gelerek eleştiri ve önerilerini dile getirdiler. 4 Kasım’da Kürtlere birlik çağrısı yapan ve kendi düşmanlarının oyuncağı olmamaları yönünde uyarıda bulunan Güney Kürdistan Bölge Başkanı Mesud Barzani ise, 3 gün sonra Kürt Yüksek Konseyi’ni hiçe sayarak; El Parti, Birlik ve Azadi partisi yöneticileri ile beraber Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleştirilen Suriye Muhalefeti Meclisi toplantısına katıldı.
Çetelerin saldırıları
Türkiye ise daha fazla çeteci grupları saldırtarak Batı Kürdistan’daki kazanımları hedefleme çabasını sürdürdü. Tampon bölge girişimleri sonuçsuz kalan Türkiye, Batı Kürdistan kentlerinde çeteci grupları harekete geçirdi. Bu çerçevede 25 ve 26 Ekim 2012’de Halep kentinde Kürt mahalleleri saldırılara maruz kaldı. Burada saldırılar sonucu 30 Kürt katledildi. 27 Ekim’den 30 Ekim 2012’ye kadar Êfrîn ve civarında Türkiye destekli çeteci gruplar Kürtlere yönelik saldırılarını aralıksız sürdürdü. Sonrasında Halep ve Efrîn’de Kürtlere yönelik saldırılarda Azadi Parti’sinin parmağı olduğu ortaya çıktı.
Efrîn olmayınca Cizre’ye yöneldiler
Efrîn’de gerçekleştirilmek istenen plan başarısızlıkla sonuçlanınca, bu defa da ikinci bir plan Cizre bölgesinde devreye sokuldu. 2 Eylül’de Dirbêsiyê sınırı üzerinde bulunan Türk askerlerinin ateş açması sonucu bir YPG üyesi yaşamını yitirken 3 YPG’li de yaralandı. 20 Eylül’de ise ENKS’ê bağlı Ebu Candia Serêkaniyê’de öldürüldü. 8 Kasım’da Türkiye tarafında konuşlanan silahlı gruplar ise Serêkaniyê’ye geçmeye başladılar. Kendilerini başlangıçta rejim karşıtı olarak gösteren bu gruplar, 19 Kasım’da Kürtlere yönelik saldırıları başlattı.
İlginçtir ki bu saldırılar gerçekleştirilirken Katar’ın başkentinde ise gizli bir toplantı yapılıyordu. Bu saldırılarda Azadi, El Parti ve Birlik partilerinin ismi geçiyordu. YPG güçlerinin saldırılar karşısında gösterdikleri üstün direniş karşısında bu plan da boşa çıkarılırken, 13 Aralık’ta anlaşma imzalamak zorunda kalan çeteci gruplar, kenti terk etti. Kürtler de Dirbêsiyê, Tiltemir, Amudê ve Dêrik’de bulunan ve resmi binalarda bulunan Baas rejimi unsurlarını da kentlerden dışarı çıkardılar. Anlaşmaya göre muhalif güçler Kürtlerin yaşadığı yerleri kurtarılmış bölgeler” olarak kabul edip, saldırmayacakları taahüdünde bulundular.
Girziro ve yeniden Serêkaniyê
Serêkaniyê’de yaşanan çatışmalar ve ateşkesin ardından oluşan sessizlik bir ay sürdü. Kürt hareketi ve savunma gücü YPG 16 Ocak 2013 tarihinde Baas rejiminin Girkê Legê kentine bağlı olan ve petrol bölgesinde bulunan Girziro Köyü’ndeki askeri unsurlarını bölgeden çıkarmaya çalışırken, silahlı gruplar Serêkaniyê’de yeniden saldırı başlattılar. Bir öncekinden çok daha fazla güçle, 20 ayrı grupla saldıran gruplarla yaşanan çatışmalar 15 gün sürdü. Bu çatışmalarda biri Fransa’ya biri de Türkiye’ye ait olmak üzere 2 ambulans ile Türkiye yapımı silahlar YPG güçlerince ele geçirilirken, saldırlarda ölen saldırganlardan birinin Türkiyeli olduğu ortaya çıktı. Yine bu saldırılarda Türkiye, Fransa ve İran gibi ülkelerin yanı sıra, Baas rejimi ve muhalif güçlerin de yer aldığı ortaya çıktı. Çatışmalarda çok sayıda saldırgan öldürülürken, 4 sivil ile 11 YPG üyesi de yaşamını yitirdi.
Hem Girziro hem Serêkaniyê’de saldıralara karşı direnen YPG güçleri, rejim güçlerini Girziro’dan çıkarırken, Serêkaniyê’de silahlı gruplara ağır kayıplar vererek geri püskürttü.
YPG güçleri 21 Şubat 2013’te Girkê Legê’ye bağlı Çilaxa beldesi, 1 Mart 2013’te ise yaklaşık bir hafta süren çemberin ardından petrol bölgesi olan Rimêlan bölgesini rejim güçlerinden aldı.
Bir yandan bunlar yaşanırken silahlı gruplar ise 13 Şubat 2013 tarihinde bu defa Kürt, Arap ve Asuri yurttaşların birlikte yaşadığı Tiltemir kentini hedef aldı. ÖSO güçleri ile YPG arasında çıkan çatışmalarda 10 saldırgan öldürüldü. 25 Nisan 2013 tarihinde ise kente giren silahlı bir grup yurttaşlara hakaret ederek, rastgele ateş açmaya başladı. Saldırıda bir çocuk ile bir YPG üyesi yaşamını yitirdi. Silahlı gruplar Mayıs ayında yeniden kente saldırırken, gösterilen direniş sonucu kentten çıkmak zorunda kaldılar.
Bu saldırılar yaşanırken, 19 Mayıs 2013 tarihinde Batı ve Güney Kürdistan arasında açılan Sêmalka Sınır Kapısı Güney Kürdistan Bölge hükümeti tarafından kapatıldı. Gösterilen tepkilere rağmen sınır kapısı hala açılmazken, bölge hükümetinin bu yaklaşımı bölge üzerinde yapılan planların bir parçası olarak yorumlandı.
Yeniden Efrîn’e saldırı
Cizre bölgesinde hedeflediklerini gerçekleştiremeyen güçler, yeniden Êfrîn bölgesine yönelirken, bir yandan da bölgeye ambargo uygulayarak amaçlarını gerçekleştirmek istediler. 25 Mayıs 2013 tarihinden itibaren silahlı gruplar Êfrîn’e bağlı köylere saldırmaya başlarken, uygulanan ambargoyla da, Halep’ten yaşanan göçler nüfusu ikiye katlanan kente gönderilmek istenen yardımların geçişine de izin verilmedi. Ayrıca bölgenin elektrik ve iç suyu şebekeliri de kesilmeye çalışıldı. Bu saldırılarda da asayiş güçlerince yakalanan 3 El-Kaide militanının Tunus’tan Türkiye üzerinden Suriye’ye geçtikleri ortaya çıktı. Sözkonusu kişiler ayrıca Türk subaylarından oluşan bir ekibin kendilerine yardım ettiğini belirtti.
Bu saldıralara karşı YPG güçleri direniş gösterirken, halk meclisleri ve hizmet komiteleri de halkın sorunlarını çözmeye çalıştı. Zaman zaman saldırıların devam ettiği bölgeye uygulanan ambargo ise halen devam ediyor. Hasekî kentinde ise YPG ile silahlı gruplar arasında yaşanan çatışmada Türk askerlerinin künyeleri ele geçirildi.
Amudê ve yeni oyunlar
Uygulamak istedikleri planları boşa çıkan sözkonusu çevreler Kürtlere karşı onyıllardır uyguladıkları “Birbirine kırdırma” politikısına yeniden başvurdular. Bölgede uyuşturucu ticaretini geliştirerek toplumsal dokuyu parçalamaya çalışan bu girişimlere karşı, Asayiş güçleri operasyon başlatarak, uyuşturucu ticareti yapanları gözaltına almaya başladı. Bölge üzerinde hesapları olan güçler ise bunu fırsat bilerek müdahaleye çalıştı. Amudê kentinde uyuşturucu nedeniyle yapılan gözaltıları protesto bahanesiyle kente gelen ve aralarında kimi Kürt partilerine yakın kişiler ile Türkiye destekli 313 adlı silahlı bir grup, 27 Haziran 2013 tarihinde Hasekî’den dönen bir YPG birliğine saldırdı. Saldırıda bir YPG savaşçısı ile 5 sivil yaşamını yitirdi. Saldırılara verilen cevap üzerine saldırganlar Türkiye sınırına kaçtı. Saldırganlar yaralılarını da yine Türkiye’ye götürürken, Türk Genelkurmay Başkanlığı konuya ilişkin yaptığı açıklamada tarafını gösteriyordu.
Saldırılara karşı birlik
Bölge üzerinde uygulanmak istenen tüm bu planlar sonuçsuz kalırken, Kürt siyasal hareketi oluşturduğu toplumsal kurumları ile birlik çalışmalarına hız verirken, özerk sistemi resmileştirme hamlesini başlattı. Bu kapsamda Rojava’nın Cizre Bölgesi’ndeki tüm aşiretlerin ileri gelenleri 21 Şubat 2013 tarihinde Amudê kentinde bir araya gelerek, yürütülen tartışmaların sonucunda Aşiret Meclisi kurdu. Toplantıda ayrıca bölgedeki diğer etnik ve inanç unsurları ile görüşmeler yapılarak daha geniş bir toplantı yapma kararı da alındı.
Uygulanan ekonomik ambargoya karşı ise özerk sistemin temel ayaklarından olan toplumsal ekonomiyi yaşama geçirme çalışmaları başlatıldı. Bu kapsamda Batı Kürdistan Toplumsal Ekonomiyi Geliştirme Kurumu açılırken, bu kurum bünyesinde elektirik, su, yol ve diğer toplumsal ihtiyaçları karşılama amacıyla kurumsallaşmalara gidildi.
Desteya Bilind ve diplomatik zafer
Siyasal ve birlik alanında önemli adımlar atan Kürtler diplomasi alanında önemli başarılara imza attı. Mayıs ayında Rusya resmi olarak davet edilen Kürt Yüksek Konseyi yaptığı temaslarda Suriye üzerine Cenevre’de yapılması planlanan uluslararası toplantıya Kürtler adına katılma talebinde bulundu. Bu talep ilgili çevrelerce kabul edilirken, böylece Kürtler ilk defa kendi iradeleri ile bir uluslarası platforma katılma fırsatı buldu. Ancak daha sonra başını ABD’nin çektiği kimi güçler Kürt Konseyi’nin katılımı engelleme çabalarına girişirken, Abdulbasit Seyda gibi kimi Kürt şahsiyetler öne çıkarılarak birlik dağıtılmaya çalışıldı.
Geçici yönetim ve seçim hamlesi
Yılların verdiği mücadele sonucunda büyük deneyimler kazanan Kürtler ise bu girişimlere karşı daha ileri bir adım atarak, bölgenin tüm yapılarını temsil edecek geçici bir yönetim ve toplumsal sözleşme hamlesini başlattı. Buna göre tüm etnik, kültürel ve dini yapılar ile yapılacak görüşmelerin sonucunda oluşturulacak olan ve her kesimin temsilini bulacağı bir komite ile yönetimi belirleyecek. Kürt Yüksek Konseyi’nin rolünü de üstlenecek olan bu geçici yönetim, 3 ay devam edecek olan bu çalışmaların ardından seçime gidilecek, ayrıca toplumsal sözleşme de halkın oyuna sunulacak. Seçim sonucunda bölgenin resmi yönetimi belirlenmiş olacak.
Tüm gelişmeler dikkate alındığında, 19 Temmuz devriminin birinci yılında Rojava halklarının, inkar ve tasfiye politikalarına karşı sarsılmaz bir savunma sistemi kurdukları ve “Demokratik Özerklik” olarak tanımladıkları sistemlerini de yaşamın her alanında uygulamaya başladıklarından bahsetmek mümkün.
Kadınların devrimi
Rojava’da Demokratik Özerklik sisteminin en temel ayaklarından biri de gençlik ve kadın çalışmaları oldu. Devrim sürecinin başından beri aktif olarak yer alan ve bütün alanlarda “Yekitiya Star” adıyla örgütlenen kadınlar ise, kadın meclisleri ve kadın evlerini kurarak karar aşamalarında yer aldı. Bunun yanında halk meclislerinde de kadın temsiliyetine öncelik tanınmış durumda.
Birçok kentte Kadın Eğitim ve Bilim merkezleri açılırken, kurulan Kadın Akademesi ile de kadın özgürlük ideolojisi topluma anlatılmaya çalışıldı. Rojava’da bütün yönetimlerde eşbaşkanlık sistemi kapsamında kadınlar yer alırken, eğitim, aile, siyaset, ekonomi, asayiş gibi konularda yaşanan sorunların çözümünde kadın kurumlar aktif rol oynuyor. Anadilde eğitiminde kadının rölünü önemseyen kadınlar ayrıca Şubat 2013’te SZK bünyesin Kürt Kadın Öğretmenler Birliği’ni kurdu.
Savunma ve YPJ
Savunmayı iktidarın ve devletin aracı olmaktan çıkarıp yeniden toplum bir parçası yapmayı amaçlayan özerlik sistemi kapsamında kadınlar savunma alanında da önemli adımlar attı. Daha önce YPG içinde yer alan kadınlar, özgün örgütlenmeye giderek Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) adıyla askeri örgütlenmeye gitti. Bununla savunmaya topluma mal etmeye hedefleyen kadınlar bütün illerde tabur ve tugaylar oluşturarak, örgütlülüğünü sağlamış durumda.
Gençlik çalışmaları da “Devrimci Gençlik Hareketi-Tevgera Ciwanên Şoreşger” adı ile bütün kentlerde özerk bir biçimde yürütülmekte. Ayrıca üniversite öğrencileri de “Yurtsever Öğrenciler Federasyonu-Federasyona Xwendekarên Welatparêz” adı altında örgütlü çalışmalarını sürdürmekteler. Her iki alanda da akademiler kurularak, bölge gençliği eğitimlerden geçiriliyor.
Ekonomi ve sağlık
Bölgede yaşanan ambargo nedeni ile ekonomik ve sağlık sorunları had safhaya çıkmış durumda. Halk özellikle ilaç, gıda ve yakıt gibi temel yaşam ihtiyaçlarınına ulaşmada çok büyük zorluklarla boğuşuyor. Bu sorunların çözümü için de Kürt Yüksek Konseyi çatısı altında bir komite oluşturuldu. Yardım çalışmalarının yürütülmesi ve yurtdışından gelen yardımları organize etmek için Kürt Kızılay Kurumu - Heyva Sor a Kurd kurulurken, birçok kentte yaralı ve ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunuldu.
Sistemin temel ayaklarından biri olan ekonomi alanında önemli gelişme ise 2013’te yaşandı. Hem ambargoyu kırmak hem de sistemi oluşturarak sorunlara çözüm geliştirmek amacıyla, Batı Kürdistan Ekonomisini Geliştirme Kurumu kuruldu. Topluma dayalı ekonomiyi geliştirmeyi amaçlayan kurum, Qobanî ve Derik kentlerinde kurulurken, kooperatifleşme çalışmalarına başlamış durumda.
Basın, yayın
Son bir yıl içinde Rojava’da yürütüler bir diğer temel çalışma da basın yayın çalışmaları oldu. Her ne kadar burada son 30 yıldır basın yayın faaliyetleri yürütülmüş ise de, ilk defa bu çalışma sistematik bir biçimde ele alınmış bulunuyor. Bu çerçevede haber ajansı, televizyon, gazete, dergi ve radyo kurularak, çalışmaları sürdürülmektedir. Bu çerçevede en son Qamişlo, Qobanî, Dêrik ve Efrîn kentlerinde radyolar açıldı.
YARIN: KCK Yürütme Konseyi Üyesi Şahin Cilo ile röportaj