7 Haziran seçimleri kuzey Kürdistan’da olduğu gibi Kürdistan’ın diğer parçalarında da merakla izleniyor. Seçimlerde elde edilecek başarının tüm bölgede Kürtlerin özgürlük mücadelesine büyük etki edeceği herkesin ortak kanısı. 

Güney Kürdistan’da son günlerde birçok çevreden Türkiye ve kuzey Kürdistan’da yapılacak seçimlere ilişkin röportajlar yapıyoruz. Sorduğumuz temel soru, sizce kuzey Kürdistan’da Kürtlerin seçim başarısı Ortadoğu’da Kürtlerin özgürlük mücadelesini nasıl etkiler? Sokaktaki insandan, parlamentodaki vekile, sanatçılardan, yazarlara, aydınlara, kadınlardan, gençlere kadar herkesin cevabı ortak. “Kuzeyde seçim başarısı tüm Kürtlerin ortak başarısı olacak ve bölge devletleri Kürtler karşısında pozisyonlarını yeniden gözden geçirmek zorunda kalacaklar.”

Peki farklı parçalardaki Kürtlerde HDP’nin seçim başarısının tüm Kürtleri etkileyeceği kanısı neye dayanıyor? 

Birincisi; kuzey Kürdistan ve Türkiye’de değişik inanç ve etnik kimliklerin HDP çatısı altında birleşmiş olmasının getireceği başarı, diğer parçalardaki farklı kesimlerin de Kürtlerle ortak cephelerde güç birliği yapmalarına örnek teşkil edecek, yüz yıldır Kürtlere karşı ulus devletlerin yarattıkları ön yargılar kırılacaktır. 

Çünkü bu şekilde Türk, Arap, Fars halkı, devletlerinin bugüne kadar çizmiş oldukları Kürt profilinin aksine Kürt gerçeğini daha yakından görme olanağı bulmuş olacaklar. Kürtlerin dinamik bir güç olarak bölgenin demokratikleşmesindeki öncü pozisyonu HDP ile daha çok mümkün hale gelecek. Rojava’da DAİŞ çetelerine karşı ortak çatı altında geliştirilen ve büyük kazanım sağlayan bu strateji Türkiye’deki seçimlerle yeni bir aşamaya geçerek tüm bölgede halkların özgürlük yolu haline gelecek. 

İkincisi; Türk devleti bölge politikasını anti Kürt ittifakı üzerinden eskisi gibi geliştiremeyecektir. 

Peki bu nasıl olacak?

HDP’nin yüzde on barajını birkaç puan geçerek aştığını var sayalım. Bu durumda HDP sayısal olarak ana muhalefet durumuna gelmezse de nitel anlamda ana muhalefet olacaktır. Geçmiş dönemde 35 milletvekiliyle geliştirdiği muhalefet ile iktidar karşısında en çetin muhalefet partisi olabilmişken, yeni dönemde yapısal olarak farklılıklara dayanan dolayısıyla gücünü tüm Türkiye toplumundan almış bir parti olarak daha güçlü ve sonuç alıcı bir muhalefet yürütebilecektir.  

AKP tek başına iktidar olsa dahi karşısında HDP gibi bir demokrasi bloğu olduğundan geliştirdiği iç ve dış politikasında daha dikkatli olmak zorunda kalacak. Ülke içinde eğitim, sağlık, ekonomi, siyasi tüm politikaları geliştirirken defalarca düşünmek zorunda kalacak. Yanlış yapma durumunda karşısında HDP gibi toplumun tüm farklılıklarını içinde barındıran eşitlik ve adaleti dayatan halk gücü; onu frenleyen, yanlışlarını sorgulayan, hesap soran bir demokrasi mekanizması olacaktır. 

Temel soru: Bu kazanım Kürtlere nasıl yansıyacak? 

Birincisi; Güçlü şekilde parlamentoya giren HPD’nin etkin demokratik muhalefeti karşısında Türk devleti bölgede Kürt karşıtı kirli ittifakları artık istediği gibi geliştiremeyecektir. 

Bunun kanıtı Rojava’dır.

Bölge ulus devletlerinin Kürtlerin aleyhine -aralarındaki tüm çelişki ve çatışmaya rağmen- sürekli bir konsensüs halinde hareket ettiklerini yakın tarih bize açıkça gösterdi. Rojava’da Kürtlerin değişik etnik ve inanç kesimleriyle geliştirdiği ortak direniş ve özgürlük cephesinin DAİŞ gibi bir insanlık düşmanı güruha karşı elde ettiği kazanımlar bu ittifak halini kısmen bozdu. Buna, Kürtlerin HDP çatısı altında Türkiye’deki farklılıklarla geliştirdiği ortak cephenin kazanımı da eklenirse, artık tüm bölgede halkların ortak mücadele zemini bir iyi dilek olmaktan çıkıp önü alınamaz bir realite haline gelecek. Bu da Türk devleti başta olmak üzere bölgedeki ulus devletlerin Kürt karşıtı politikalarını deşifre edip bozmada büyük imkan sağlayacak. Bunun Güney ve Rojhilat Kürdistan’ına büyük etki etmesi kaçınılmaz olacaktır. 

İkincisi ise; güney Kürdistan’daki hakim güçlerin siyaseti değişmek zorunda kalacaktır. Rojava ve Bakur’da güçlenmiş ve Türk devletinin anti Kürt politikasını deşifre etmiş bir siyasi güce rağmen Türk devleti ile güney hükümeti arasında halkların aleyhine siyasi ve ekonomik ilişkiler kurulamayacaktır. Rojava ve Bakur’dan ulusal birlik ve ulusal kongre için tabandan gelecek basınç güney halkının sisteme karşı sesinin daha gür çıkmasını sağlar. Bu, güney siyasi güçlerinin, Türk devletinin anti Kürt politikasına yatmasını da önemli oranda engellemiş olur. Çünkü yıllardır tartışılan Kürt ulusal kongresinin önünde Türk devletinin büyük engel olduğu güney Kürdistan toplumunun da genel ortak kanısı. 

İşte tüm bu etmenler bir arada düşünüldüğünde farklı parçalardaki Kürt halkının kuzey Kürdistan’da yapılacak seçimlerin bölgede Kürtlerin geleceğini büyük oranda etkileyeceği düşüncesi daha iyi anlaşılmış oluyor. Bunun için görüşlerine başvurduğumuz tüm toplumsal kesimler kuzey Kürdistan’daki Kürtlere HDP etrafında birleşin, oylarınızı farklı partilere vermeyin, çağrısı yapıyor. 

İşte HDP faktörü bu yönüyle Türkiye’deki seçimleri sadece Türkiye seçimleri olmaktan çıkardı tüm Kürtlerin hatta tüm bölge halklarının seçimi konumuna taşıdı. Erdoğan ve AKP’nin Kürt özgürlük hareketi ve HDP’ye karşı saldırgan politikası da seçim sonuçlarının bölgeye yapacağı olası etkiden kaynaklanıyor.