Efrîn Kantonu Başbakanı Hêvi Îbrahîm Mustefa, Rojava’da yaşanan devrim ve kurumlaşmalarla zaten bir sistemin kurulduğunu belirterek, “Bizim yaptığımız bunun ismini koymak ve onun yönetimini oluşturmaktı. Halkın kendisi zaten sistemini geliştirmişti” dedi. “Yönetimimiz, sorunların çözümü ve halklara hizmet için görev başına geldi” diyen İbrahim, “İmkanlarımız şimdilik sınırlı. Ancak çalışarak yeni imkanlar yaratacağız. Ve başaracağız da. Büyük bir iddia ve karalılık var hepimizde. Çünkü halklar arkamızda. Suriye ve Ortadoğu’ya örnek olacağız bunu biliyorum. Çünkü bölgemiz için en uygun çözüm yöntemini seçmişiz” diye konuştu.
Efrîn Kantonu Yürütme Meclisi Başkanı (Başbakan) Mustefa ile 2007’den itibaren gündemde olan iki yılı aşkın süredir hayat bulan özerk yönetimleri, kantonların Suriye ve Ortadoğu için ne ifade ettiğini, öncelikli projelerini, yürütücekleri çalışmaları konuştuk.

Bu görevin bir kadın olarak size verilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bir kadın olarak bu göreve getirilmemin özel bir anlamı var. Tabii bu Kürt kadını için yeni bir adım değil. Daha önce atılan adımların devamıdır. Özgürleşmek için uzun yıllardır verilen bir mücadele var. Binlerce kadın kahramanız ve şehidimiz var. Kurulmuş kadın ordusu var. Rojava’da bizi savunan Rojava Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) var. Rojava Devrimi’nde kadın öncülük yapmış ve bu öncülüğünü devam ettiriyor. Şimdi yönetimde öncülük yapma görevi biz kadınlara verilmiş. Her dönemde kadın öncülük yapmış ancak hiç görülmemiş ve emeği, toplumu, toplumsallığı çalınmış. Ancak şimdi her şeyine kendisi sahip çıkıyor ve çıkacağım diyor. Özgürleşen, özgürleşmek için mücadele eden Kürt kadının yaratacağı adil, komünal toplum için önümüze konulmuş bir görevdir. Aslında dünya kadınlarının önüne konulmuş bir görevdir. Bu görevle, biz kadınlara gerçek toplumsallığı kurmak için öncülük görevi verilmiştir. Yapmaya çalıştığımız ve çalışacağımız da odur. Çünkü özgür kadın özgür toplum demektir, bu da demokratik bir ülke ve ulus demektir. Bunu gerçekleştirecek olan kadındır. Bin yıllardır erkeğin öncülük ettiği bir toplum var. Savaş; şiddet, kan, gözyaşı ve sömürüden başka bir şey getirmedi. Şimdi biz kadınlar buna son vermek için öncülük görevini üslendik.

Yönetiminiz ne kadar kapsayıcı? Hangi parti, örgüt ve halkları içerisinde temsil ediyor?

Efrîn Kanton Yasama Meclisi beni kanton yönetimini kurmakla görevlendirdi. Bu görevi onur ve gururla kabul ettim. Yasama Meclisi beni görevlendirdikten sonra hükümeti kurmak için siyasi partiler, bazı bağımsız kişiler yine özerklik sisteminin bazı kurum ve kuruşlarının yöneticileri ile Efrîn’de yaşayan Arap ve diğer hakların temsilcileriyle bazı görüşmeler yaptım. Yönetimimizde yer almalarını talep ettim onlardan. Amaç bütün çevreleri yönetimimize dahil etmekti. Talebimize Êzîdîler, Aleviler, kadın örgütleri, sivil toplum örgütleri, Kürdistan Öğrenciler Konfederasyonu, Devrimci Gençlik Hareketi, Suriye Kürtleri Demokratik Sol Parti, Suriye Kürtleri Demokratik Birlik Partisi Konferans kanadı, Demokratik Birlik Partisi ile Efrîn’de yaşayan Arap Amirati ve Bobeni aşiretleri olumlu yanıt verdiler. İlan edeceğimiz Kanton Özerk Yönetimi’nde yer alacaklarını bu yönetimde görev almaya hazır olduklarını söylediler. Bazılarına göre Kanton yönetimlerimizi ilan etmemiz Cenevre Konferansı’na bir cevap vermeydi. Çok yanlış bir değerlendirme değil. Doğru, Cenevre Konferansı’na bir cevaptı ancak sadece o değil. Çünkü geçmişi olan stratejik bir projedir aynı zamanda bu.

Kanton yönetiminin ilanına kadar ki süreci özetleyebilir misiniz?

2007 yılından bu yana üzerinde çalışılan bir projedir. Demokratik Birlik Partisi (PYD) 2007 yılındaki kongresinde bu görüşü ortaya koydu ve bu doğrultuda çalışmalar yürüttü. Ancak Suriye’de var olan koşullar projelerini gerçekleştirmeye imkan vermiyordu. O yüzden günümüze kadar sarktı. Suriye’de devrimci sürecin başlamasıyla Kürtlerin on yıllardır Suriye’de ve diğer parçalarda yürüttükleri mücadele ile özgürlüklerini sağlama için koşullar doğdu. O yüzden devrimci sürecin başlamasından hemen sonra halkımız devrimini gerçekleştirdi. Alanlarını özgürleştirdi. Ve iki yılı aşkın bir süredir büyük bedeller ödeyerek her türlü saldırılara rağmen bölgelerini koruyor. Halkımız kendisini siyasi, diplomatik, savunma ve koruma iradesi olarak ortaya koydu ve geçen iki yıllık süre içinde de bunu kanıtladı. Bunun öncesi de var. Rojava halkının Kürdistan’ın diğer parçalarındaki mücadelelere katılmaları bu projenin temelini oluşturuyor. Yani öyle bir anda birkaç gün ay yada bir iki yılda ortaya çıkmış bir şey değil.
Gerçekleştirilen devrimden bu yana da halkımız kendi kendisini yönetiyor. Kendini yönetmenin kurumlaşmalarını gerçekleştirmiş. Savunma güçleri olan Rojava Halk Savunma Birlikleri (YPG) ve Kadın Savunma Birlikleri’ni (YPJ) oluşturmuş ve bu güçler şimdiye kadar bölgelerimizi bedeller ödeyerek savunmuştur. Yine toplumda her türlü yozlaşmış, çürümüş, ahlak değerlerini düşürücü tarzda uygulanmak istenen özel politikalara karşı da iç güvenlik sistemini; hırsızlık, çetecilik, talancılığa karşı mücadele eden iç ve dış savunma güçlerini oluşturmuştur. Yaptığı devrim ve geliştirdiği kurumlaşmalarla zaten sistemini kurmuştu. Geliştirilen kurumlaşmalar Suriye’nin birliği ve demokratikleştirilmesine yönelik kurumlaşmalardı. Bizim yaptığımız bunun ismini koymak ve onun yönetimini oluşturmaktı. Halkın kendisi zaten sistemini geliştirmişti.

Özerklik ilanını Cenevre 2 Konferansı’nın arifesinde ilan etmekle nasıl bir mesaj vermek istediniz?

Cenevre Konferansı’na cevap vermek için adımlarımızı hızlandırdık. Çünkü o konferansa, Suriye’nin en büyük gücü olan ve kurdukları sistemleri ile birlik, kardeşlik, demokrasi dersini tüm bölgeye vermeye çalışan Kürtler davet edilmedi. Bizde ilanla ‘İşte varız, yaşıyoruz, sistemimizi geliştiriyoruz ve Suriye’nin birliğini herkesten çok savunuyoruz’ diyerek, sorunun çözüm yolunun bundan başka olamayacağını söylemek istedik. Suriye’de yaşayan halkları inkar etmekle, onları yok saymakla hiçbir sorunu çözemeyeceklerini belirtmek istedik. Gerçek olan da budur.

Rojava’da üç kantonda özerlik ilanı yapıldı. Bu yönetimler, kaos içindeki Suriye için ne ifade ediyor?

Suriye’de yaşanan iç savaş, şiddet ve halkları inkar, imha siyasetinin bitmesini; demokrasinin işlediği, halkların, inançların, kültürlerin barış ve kardeşlik içinde yaşamasını isteyen tüm kesimlerin kendisini içinde bulabileceği bir yönetim modelidir. Suriye sorunun çözümünün anahtarı budur. Bunun dışındaki hiçbir çözüm Suriye’ye barış, kardeşlik, bir arada yaşama ve demokrasi ile kendi kendine yönetme çözümünü getirmez. Suriye’deki sorunun çözümünün kilit noktasının Kürtlere yaklaşımdan geçtiğini herkesin bilmesi gerekiyor. Bunu esas almayan hiçbir çözümün de kalıcı olmayacağını ve çözüm olmayacağının bilinmesi gerekir.
Yönetimimiz, sorunun çözümü ve halklara hizmet, sorunlarını çözme için görev başına geldi. Sorunlarımızı büyükten küçüğe, kısa vade, orta vade ve uzun vadede çözülebilecekler diye tasnif ederek çözmeye çalışacağız. Savunma ve hizmete öncelik vereceğiz. Ekonomik, toplumsal, diplomatik yolları açarak sorunları çözmeye çalışacağız.

Öncelikli hedefleriniz ve projeleriniz nelerdir?
Bölgemiz çok daraltılmış. Adeta kuşatılmış durumda. Ciddi ve yoğun saldırılar altındadır. Nedeni ise kantonumuz şimdi merkezi bir rol üslenmiş durumda. Çünkü Hama, Humus’tan tutalım Şam, Halep, Rakka ve Idlıp’a kadarki bölgelerden güvenliğin ve huzurun olduğu bölgemize göç ederek gelen binlerce, on binlerce insan var. Elimizdeki imkanlar dahilinde hizmet ederek halklar, inançlar, kültürler arası güveni geliştireceğiz. Barış ve kardeşliğin sağlanması için tüm imkanlarımızı sarf edeceğiz. Yine bölgemize göç ederek gelen insanlara barınma, yaşama ve iş imkanlarını yaratmaya çalışacağız. İmkanlarımız şimdilik sınırlı. Ancak çalışarak yeni imkanlar yaratacağız. Ve başaracağız da. Büyük bir iddia ve karalılık var hepimizde. Çünkü halklar arkamızda. Suriye ve Ortadoğu’ya örnek olacağız bunu biliyorum. Çünkü bölgemiz için en uygun çözüm yöntemini seçmişiz. Halkların, inançların, toplulukların, grupların ihtiyaçlarını göre belirlenmiş yönetim biçim ve modelimiz. Bunun tarihsel toplumsal, kültürel temelleri var.

Komşularınızla ilişkileriniz nasıl olacak? İlişkilerinizi nasıl geliştireceksiniz?

Yönetimimizin hiçbir komşumuza zararı olmaz. Aksine faydası ve yararı olur. İki yıldır Suriye’nin Türkiye ile yani Rojava dediğimiz bölge ilen olan sınırının tamamına yakını bölgede yaşayanların denetiminde. Şimdiye kadar bu bölgede tek bir mermi bile patlamamış. Ama çok az bir kısmı diğer grupların elinde her gün bombalar patlıyor, çatışmalar oluyor.
Çalışmalarımızda önceliği kendimizi tanıtma, zararımız değil faydamızın olacağı yönünde ilişkiler geliştirmeye vereceğiz. Türkiye başta olmak üzere tüm komşu ülkelerle Dışişleri Bakanlığımız nezdinde girişimlerde bulunacağız. Tüm komşularımızla, dostluk, kardeşlik ilişkilerimizi geliştireceğiz.

Diğer parçalardaki Kürtler ve yönetimde yer alan haklar ile devrimci, demokrat çevrelere bir çağırınız olacak mı?

Diğer parçalarda yaşayan halkımız, özgürlük peşinde olan haklar, demokrasiden yana olan güçlerin desteğini bekliyoruz. Özellik de Kuzey, Güney ve Doğu halkımız bunu kendi yönetimi olarak görmeleri gerekiyor. Kendi yönetimlerine sahip çıkacak şekilde sahip çıkmaları gerekiyor. Yükü sadece Rojava halkı ve hakları üzerine atmamalılar. Güçlü bir sahiplenmeyi bekliyoruz. Şu ana kadar ortaya çıkanda biraz o yöndedir.  

Hêvi Îbrahîm Mustefa, Efrîn’in Mabeta nahiyesindesinden, rejimin bölgede uyguladığı özel politikalar ve ekonomik sıkıntılardan ötürü ailesi Halep’e göçmüş. 1967 yılında Halep’te doğan Mustefa, evli. Yurtsever ve siyasetle iç içe bir aileden gelen Mustefa, ilk, orta, lise ve öğretmen okulunu Halep’te okudu. 6 yıl Efrîn, çevresi ve nahiyelerinde öğretmenlik yaptı. 21 yıl da Halep ve çevresinde öğretmenlik yaptı.



SEYİT EVRAN/ANF/EFRÎN