Suriye’de uzun süren savaş nedeniyle sağlık sistemi çökerken, Rojava’da ise halk her alanda olduğu gibi sağlık alanında da kendi imkanlarıyla sistemini inşa etmeye çalışıyor. Rojava’da işleyen sağlık sistemi ve özelde kadın ve çocukların yaşadığı sağlık sorunlarına ilişkin sorularımızı yanıtlayan Amudê Heyva Sor yöneticisi Cemîla Hemî, Amudê’de yaralanma vakaları dışında günlük olarak 80 ila 160 arasında kişiye sağlık hizmeti verdiklerini belirterek, tıbbi ilaç ve malzemelere duydukları ihtiyacı yineledi. Cemîla Hemî, Avrupa’da yaşayan Kürtlerden Rojava’da yaşananlara karşı sessiz kalmamalarını istedi.


Amûdê’de mevcut personel ve sağlık merkezleri sağlık sorunlarını karşılamaya yetiyor mu?

Amûdê’de toplamda üç sağlık merkezi, iki de hastane var. Gerek merkezlerde gerekse hastanelerde ücretsiz sağlık hizmeti sunuluyor. Heyva Sor olarak ise bu merkez ve hastanelerin tıbbi ilaç, teknik malzeme gereksinimlerini karşılamaya çalışıyoruz. Temin ettiğimiz ihtiyaçları bu merkezlere ulaştırıyoruz. Sağlık personellerimiz de ücretsiz hizmet sunuyor. Hastaneler ise özeldir. Ancak hastanelerin ihtiyaçlarını da ücretsiz karşılıyoruz.

Savaş ortamında bu merkezler nasıl işliyor?

Savaş alanlarında bu merkezlerin rolü çok önemli. Doktor, cerrah, hasta bakıcılardan oluşan 10’ar kişilik gruplar oluşturup savaş alanlarına gönderiyoruz, sağlık için gerekli müdahaleleri yapıyoruz. Rojava’da bulunan bütün doktorlar olan imkanlarını devrim için seferber ediyorlar. Bu bakımdan pek sıkıntımız yok.

Rojava’daki savaş kadın ve çocuk sağlığını ne şekilde etkiliyor?

Rojava’ya yönelik çete ve Esed rejiminin saldırılarında birçok kadın ve çocuk mağdur oldu, psikolojilerini derinden etkiledi. Kadınlarımız, çocuklarımız başsız cenazelerle karşılaşmak zorunda kaldılar. Bu psikolojiyi tarif etmek imkansız; anlatmak ile görmek ayrı şeyler. Kafasız cesetlerle karşılaşmanın yarattığı travmanın tedavisi yok. Onlara destek olmaya çalışıyoruz. Savaş, kan, şiddet görüntülerinden korumaya çalışsak da bir yere kadar mümkün olabiliyor. Morallerini sağlam tutmaya çalışıyoruz, ancak savaş hala tüm şiddetiyle devam ediyor. Her şeyden önce huzurlu ortam gerekir. Huzur yaratıldığı müddetçe travmaların aşılmasına dönük çalışmalar sonuç verebilir.

Savaş ve ambargodan kaynaklı özellikle ne tür hastalıklar öne çıkıyor? Bu hastalıklara ne şekilde müdahale edilmeye çalışılıyor?

Birçok hastalık meydana geldi. Savaş ve ambargonun özellikle çocuklar ve hamile kadınlar üzerinde çok etkisi oldu. Öncelikle beslenme sorunları var. Hamile kadınlar için her şeyden önce vitamin gerekli. Bol meyve, sebze gibi besleyici yiyecekler gerekiyor. İmkansızlıklardan dolayı çocuklar şimdiden sakat doğmaya başladı. Bunun önünün alınabilmesi için en azından vitamin içeren ilaçlar lazım.
Savaş yaralanmaları dışında tifo, dizanteri, kızamık gibi bulaşıcı hastalıklar, şeker, hamilelik, kolesterol gibi sebeplerle günde 80-160 arasında kişi tedavi olmak için bize başvuruyor. Havaların soğumasıyla birlikte ise soğuk algınlığından kaynaklı bulaşıcı hastalıklar baş gösterdi.
Yine çok sayıda felçli insan var. Mevcut haliyle tespitli felçli sayısı 472’dir ve çoğu çocuktur. Ancak henüz köylere ulaşamadık. Bu nedenle Heyva Sor olarak içinde bulunduğumuz aydan başlayarak, felçli çocukların tespiti ve ihtiyaçlarının karşılanması için köylerde çalışma yürüteceğiz. Bu hastalarımız için tekerlekli sandalye, rehabilitasyon yatağı, süt, ilaç lazım. Mümkün olduğunca engellilik durumlarını azaltmaya çalışmak istiyoruz. Bu ihtiyaçların tümünü karşılayacak imkanımız yok ne yazık ki. Bu hastalarımıza manevi destek sunmak bile çok önemli. Yapmaya çalıştığımız bu. 


Sağlık sorunlarının tedavisi için yeterli imkanlarınız mevcut mu?

Altı aydan beridir dışarıdan bize tıbbi ilaç ve malzeme yardımı geliyor. Ancak bu yetmiyor. Genel sağlık problemlerine kısmi çözüm bulabiliyoruz ama şeker, kanser, felçlilik gibi hastalıkların tedavisi konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Aşı için gelen ilaçlar da yeteri ihtiyacı karşılamıyor. Ama biraz önce de değindiğim gibi bizi en çok kaygılandıran durum, hamile kadın ve küçük çocukların beslenme sorunlarıdır. Bu yüzden vitamin içeren ilaçlar, ameliyat için malzemeler ve çocuk sütü ve temizlik malzemeleri yanında, antibiyotik ilaçlar, aşı için medikal ve tıbbi ilaçlara çok ihtiyaç duyuyoruz.

Avrupa’da yaşayan Kürt kadınlara bu temelde neler söylemek istersiniz?

Büyük saldırılar var Rojava üzerinde. Her an tehlike altında yaşıyoruz.  
Avrupa’da yaşayan halkımızdan isteğim, Rojava’da yaşananlara sessiz kalmamalarıdır. Her Kürt dayanışmayı kendisine bir görev olarak bellemeli. Bu sadece bir parçanın devrimi değil, her Kürt’ün devrimidir.



SOZDAR DÊRSIM/HABER MERKEZİ