Hapishaneler mezar oldu

Edibe Babur

Edibe Babur

  • Verilere göre son bir yılda 50’si ağır hasta olmak üzere toplamda 80 tutsak hayatını kaybetti. TUHAD-DER Eşbaşkanı Babur, bin 500’ü aşkın hasta tutsağın olduğunu hatırlatırken, dışardakilerin sağır ve dilsizi oynadığını söyledi. Babur tutsaklar için duyarlılık çağrısında bulundu.

NUDA KOÇAK/WAN

Türkiye ve Kurdistan’daki hapishanelerde yüzlerce ağır hasta tutsak kötü koşullarda yaşamını sürdürüyor. Birçoğu tedavi adı altında insanlık dışı muameleyle karşılaşırken, kimi de ağır hastalığına rağmen tedavi ve tahliye edilmediği için hapishanelerde can veriyor. Devlet, hapishaneleri siyasi tutsaklar için adeta tabutluk olarak işletiyor. Hasta tutsaklara ilişkin konuyu, Van Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma Derneği (TUHAD-DER) Eşbaşkanı Edibe Babur, gazetemize değerlendirdi.

1517 hasta tutsak

İnsan hakları kurumlarının verilerine göre 2022-2023 yıllarında 50’si ağır hasta olmak üzere toplamda 80 tutsağın hayatını kaybettiğini vurgulayan Babur, cezaevlerinde 660’ı ağır olmak üzere bin 517 hasta tutsağın olduğunu söyledi. Hasta haliyle tutsak kalmaya devam edenlerin sayısının gün geçtikçe arttığını dile getiren Babur, kısa süre önce Van'da yaşamını yitiren ağır hasta tutsak Bişar Yazıcı’yı da hatırlattı.

Bilinçli bir politika izleniyor

Hasta tutsakların, avukatlarının ve ailelerinin başvurularına rağmen gerektiği gibi tedavi edilmediğini ifade eden Babur, “İlaçları düzenli verilmiyor. Bu durum, hasta tutsak sayısının giderek artmasını ve adeta bilinçli bir politikası olarak yaşama kastı ortaya çıkarıyor. Oysa ki tutsaklar, mevcut yasalara göre bile devletin koruması altındadır ve devlet tutukluların her türlü sağlık sorunlarıyla ilgilenmek ve yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlamakla mükelleftir” dedi.

70 yaşında Alzheimer

Şu anda durumu ağır olduğu halde tedavi ve ya tahliye edilmeyen tutsakların olduğuna dikkat çeken Babur şöyle devam etti: “Örneğin 70 yaşında tutsaklar var. Bunlardan biri Alzheimer hastası Findi Yağcan. Hiçbir şey hatırlamıyor. Ama tahliye edilmiyor. Yine Engin Aktaş’ın iki kolu yok ve ATK’nin ‘cezaevinde kalamaz’ raporuna rağmen tahliye edilmiyor. Hastanelere götürüldüklerinde de Hipokrat yemini etmiş doktorlar elleri kelepçeli halde askerlerin, gardiyanların yanında tutsağı muayene ediyor. Tutsaklar hastanelerde ağız içi aramalara maruz kalıyor, bunu kabul etmediklerinde de muayene edilmeden hapishanelere geri gönderiliyor.”

Kadınlara yönelik özel baskı

Hapishanelerin kadın tutsaklara yönelik yaklaşımı, Kürt ve sistem karşıtı kadından intikam alma tutumuna dönüştü. Kadın tutsaklara özellikle farklı bir tutum sergilendiğini ifade eden Babur, “Örneğin çıplak arama dayatması bunun açık örneklerinden biri. Hapishanelerden çıkarılıp hastanelere götürüldüklerinde yol boyunca cinsiyetçi hakaretler başta olmak üzere onur kırıcı sözlerle karşılaşıyorlar. Birçok tutsak, ağır hasta olmalarına rağmen hapishane yönetimlerinin ve personelinin davranışlarından kaynaklı doktora gitmekten vazgeçip hastalıklarıyla baş başa kalmayı tercih ediyor” diye belirtti.

Tecritten bağımsız değil

Son olarak hapishanelerde yaşanan hukuksuzluğun Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecritten bağımsız ele alınamayacağının altını çizen Babur, Öcalan’a yönelik keyfiliğin bütün hapishanelere sirayet ettiğini, devletin bu antidemokratik ve hukuksuz uygulamalarıyla Kürtlerden adeta intikam almaya çalıştığını ifade etti.

 

*****

Herkes sağır ve dilsizi oynuyor!

Geçtiğimiz nisan ayında kadın tutsaklar, seçime girecek siyasi partilere, ittifaklara ve tek tek adaylara seçim bildirgelerinde ağır tutsaklar başta olmak üzere hasta tutsakların tahliyelerinin de yer alması gerektiğine yönelik bir çağrıda bulundu. Siyasi partilerin bu çağrıya bir yanıtlarının olup olmadığını sorduğumuz Van TUHAD-DER Eşbaşkanı Edibe Babur şunları söyledi: “Sadece Yeşil Sol Parti’nin konuya ilişkin bir bildirgesi oldu. Yine az sayıda CHP milletvekili bu durumu kimi zaman gündeme getiriyor. Siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının çabalarını yeterli bulmuyoruz. Herkes adeta sağır ve dilsizi oynuyor. Bu durum büyük bir toplumsal kırılmaya yol açıyor. Başta siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları olmak üzere tüm duyarlı kesimlerin cezaevlerine ses olmaları çağrısını yineliyorum.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2024 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.