- 'Çerçeve yasa'yla ilgili AKP tarafından servis edilenlerin, ne kadar ciddi yaklaşıldığına dair kuşkular oluşturduğuna dikkat çeken Hareket Yönetimi, dün bir yazılı açıklamayla pozisyonunu ve olması gerekenleri tekrar hatırlattı:
- Rêber Apo’nun konumunun yasada dikkate alınmaması, daha baştan pratikleşmesini engelleyecektir. Konumu netleştirilmeli. Rêber Apo devreye girmeden ve süreci yönetmeden kararların ve yasanın gereklerini yerine getirmek mümkün değildir.
- Sadece silahsızlanmaya indirgemek, bu sürecin ruhuna uygun değildir. 'Kök' ya da 'çerçeve yasa'dan söz etmek, başka yasaların çıkacağı ve adımların atılacağını kabul etmektir. Bunun vurgulanması, rahatlatıcı olacak ve güveni artıracaktır.
Hareket Yönetimi, 'çerçeve yasa'nın, barışı hedefleyen bir yasa niteliği taşıması gerektiğini belirterek, "Taraflar, atılacak adımların kabul edilebilir ve uygulanabilir olmasını esas alır. Bir oyalama değil, çözüm süreci olacaksa yaklaşımın bu olması gerekmektedir" diyerek, bir kez daha uyarıda bulundu.
Hareket Yönetimi, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve 'çerçeve yasa' tartışmalarına dair dün yazılı açıklama yaptı. Türkiye halklarının geleceğini ilgilendiren 'kök yasa'yla ilgili tartışmaların çeşitli biçimde sürdüğü ve kamuoyuna yansıdığı belirtilen açıklamada, tartışmalar ve açık kaynaklardan yansıyanlara bakıldığında bu yasaya ne kadar ciddi yaklaşılıyor konusunda kuşkular oluştuğu kaydedildi.
Rêber Apo'nun 20 Temmuz tarihli görüşmede çıkacak yasanın basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen biçimde olmaması ve karşılıklı hassasiyetlerin dikkate alınması gerektiğini vurguladığı hatırlatılan açıklamanın devamı şöyle: "Çünkü bu yasanın Kürt halkı ile Türk devleti arasındaki yüzyıllık kopukluğu gidermede önemli bir adım olması beklenmektedir. Dolayısıyla barışı hedefleyen bir yasa özelliği taşıması önemli olmaktadır. Dünyanın her yerinde olduğu gibi barış en başta da dilde başlar. Kendini feshetmiş ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırmış bir örgüt için hâlâ ‘terör’ ve ‘terör örgütü’ kavramlarını kullanmak, daha baştan halklarımızın geleceğini ilgilendiren bir süreci sorunlu hale getirmek olur. Daha baştan hassasiyetlere dikkat etmemektir. Özcesi dil, tanımlama ve içeriğin amaca uygun olması sürecin ilerlemesi için çok önemlidir.
Rêber Apo'suz mümkün değil
Kuşkusuz çatışma çözümü söz konusu olduğunda taraflar, atılacak adımların kabul edilebilir ve uygulanabilir olmasını esas alır. Rêber Apo ve Hareketimiz buna dikkat etmektedir. Bir oyalama değil, çözüm süreci olacaksa yaklaşımın bu olması gerekmektedir. Özgürlük Hareketi olarak Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'nın gereklerinin yerine getirilmesinde Rêber Apo’nun rol alması gerektiğini vurguladık. Bunun için de Rêber Apo’nun konumunun belli olması ve özgürlüğünün gerçekleşmesi gerektiğini her fırsatta dile getirdik. Rêber Apo devreye girmeden ve bizzat bu süreci yönetmeden alınan kararların ve çıkan yasanın gereklerini yerine getirmek mümkün değildir.
Rêber Apo’nun konumu netleşmeli
Rêber Apo’nun statüsü konusunda Devlet Bahçeli, 'Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü' olması gerektiğini belirtmişti. İmralı’da yapılan tartışmalarda da Rêber Apo’nun 'Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü' olması kabul edilmiş, çıkacak yasanın yürürlüğe girmesinde Rêber Apo’nun rolü de belirlenmişti. Açık kaynaklardan yansıyanlara göre; Rêber Apo’nun konumunun yasada dikkate alınmaması, yasanın daha baştan pratikleşmesini engelleyen bir durum ortaya çıkaracaktır. Bu açıdan muhatap ve başmüzakereci olan Rêber Apo’nun konumunun netleştirilmesi önemli olmaktadır.
Rahatlatıcı ve güven artırıcı olması için
Öte yandan Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni sadece silahsızlanmaya indirgemek bu sürecin ruhuna uygun değildir. 'Kök' ya da 'çerçeve yasa'dan söz etmek, bu yasadan sonra başka yasaların çıkacağı ve adımların atılacağını kabul etmektir. Bu nedenle çıkacak yasanın bir kök yasa olduğu belirtilmesi daha sonra sürecin sorunları çözecek demokratikleşme yasalarıyla ilerletileceğinin vurgulanması, tüm Türkiye halkları için rahatlatıcı olacak ve sürece güveni artıracaktır. Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi esas yaklaşım ve tutumumuzu yasayı gördükten sonra ortaya koyacağız. Kuşkusuz yasa olumlu olduğunda teşvik edici olacağız ve üzerimize düşeni yapacağız.” BEHDÎNAN