• Halk Savunma Merkezi Komutanlık Üyesi Murat Karayılan, Kürt halkının en zor ve en sıkıntılı dönemde bile devletin saldırıları altında yeni şehitler verme pahasına şehitlerine sahip çıktığını hatırlattı.
  • Murat Karayılan, "Kürt sosyolojisi böyledir. Bugün de aynı şey yaşanıyor. Kürt toplumu, şehidin ne anlama geldiğini biliyor. Toplumumuz yurtseverdir ve kendi şehidine, değerlerine bağlıdır" dedi.

 

Şehitlere sahip çıkmamın, aslında kendimize, davamıza ve geleceğimize sahip çıkmak olduğunu vurgulayan Halk Savunma Merkezi Komutanlık Üyesi Murat Karayılan, "Şehit aileleri bizim ailemizdir. Şehidin çıktığı her aile, aynı zamanda bu Hareket'in ailesidir. Hepimiz bu Hareket'e katıldık; şehitlerimizin hareketidir. Hareket'in sahibi şehitlerdir. Bizim görevimiz, onlara ve onların davasına hizmet etmektir" diye konuştu.

Halk Savunma Merkezi Komutanlık Üyesi Murat Karayılan, ANF’nin sorularını yanıtladı. Uzun ve kapsamlı söyleşinin bazı bölümleri özetle şöyle:

Kürdistan'ın en cesurları

İsimleri açıklanan kahraman şehitlerin çoğunu tanıyoruz. Kürdistan’ın en dürüst, en samimi, en fedakar ve en cesur gençleriydiler. Bu çocukları yetiştiren anne ve babalar, onlarla her zaman gurur duymalıdır. Ailenin bütün fertleri, her şeyden önce bu kahramanlarla gurur duymalıdır, çünkü kendileri için hiçbir şey istemeden canlarını feda ettiler. Bütün yaşamlarını toplumun geleceğinin hizmetine adadılar. Onların direnişi ve emeği, Kürt toplumu ve Kürt halkı için varlığın ve gelecekteki başarının temeli haline geldi.

Kürt sosyolojisi böyledir

Kürdistan’da en zor ve en sıkıntılı dönemde, 1990’lı yıllarda halk, şehitlerine sahip çıkmak için alanlara çıktı. Devlet saldırdı, şehadetler yaşandı, halk yine şehitlerine sahip çıkmakta ısrar etti. Kürt sosyolojisi böyledir. Bugün de aynı şey yaşanıyor. Kürt toplumu, şehidin ne anlama geldiğini biliyor. Toplumumuz yurtseverdir ve kendi şehidine, değerlerine bağlıdır.

1976'dan beri şehadetler

İlk şehitlerimiz 1976'da verildi. 1976’dan 2026’ya kadar kayıt altına alınan toplam 25 bin 922 şehit var. Bakurê Kurdistan’da verilen şehitler:

* 1976’dan 1983’e kadar 173 şehidimiz var.

* 1984’ten 2000'e kadar 13 bin 778 şehidimiz var.

* 2001’den 2026’ya kadar 7 bin 949 şehidimiz var.

* 2015’ten 2026’ya kadar YPS'nin 760 şehidi var.

* Bunlara Rojava ve Şengal’deki 3 bin 262 şehit de dahildir.

* Özellikle 1984 ile 2000 yılları arasında kayda geçmemiş bin/binden fazla gerilla ile birlikte yaklaşık 27 bin şehit oldu.

* Kuşkusuz 5-10 bin arasında sivil şehitler de var.

Henüz açıklanmayanlar

Şimdi 230 arkadaşımızın anması yapılıyor. Kuzey Kürdistan’dan 520 şehidimiz kaldı. Kürdistan’ın diğer parçalarından da şehitlerimiz var fakat şu anda onların sayısı daha az. Önümüzdeki hafta ve ayda bütün şehitleri açıklamaya çalışacağız. Bu konuda çalışmalarımız ve ilgili kurumların çalışmaları yürütülüyor.

Neden geç açıklandı?

Son 10 yılda çok büyük imha saldırılarıyla karşı karşıya kalındı. Çok ağır bir savaştaydık. Savaş devam ederken arkadaşların güvenliği için iletişim sistemimizi durdurmak zorunda kaldık. Bu nedenle şehadetler konusunda birçok arkadaşımızın bilgisi zamanında karargaha ulaşamadı. Bilgi geç geldi fakat bu sırada savaş devam etti ve her gün şehadetler yaşanıyordu. Dolayısıyla geçmişte yaşanan şehadetleri duyurabilecek bir fırsat oluşmadı. Elbette bu şehadetler bizim içimizde biliniyordu. Anmaları yapılan bu şehitler için kendi içimizde birçok toplantı yaptık, tartışmalar yürüttük. Kamuoyu ve aileler açısından ancak bu dönem açıklama imkanımız oldu. Bu konuda eksiklikler de var, bunun öz eleştirisini de veriyoruz.

Cenazeleri nerede?

Adı açıklanan bu son şehitlerimiz konusunda aileler emin olsunlar; belki birkaç arkadaş hariç çoğunun cenazeleri, bizim kontrolümüz altındadır. Onları bir araya getiriyoruz, şehitliklerde hepsini bir araya getirmek istiyoruz. Hiçbir şehidimizin kaybolmasına müsaade etmeyeceğiz. Elimizden geldiğince, bilen kişilerden de kuşkusuz yardım istiyoruz. Biz, yoldaşlarıyız; onlar için yaşıyoruz.

99’u Merkez Komite Üyesi

Yönetimdekilerin geride kalıp savaşçıların önde gittiği bir Hareket değiliz. Savaşçılar ve komutanlar hep birlikte hareket ederiz. Biz fedai bir hareketiz. Kuşkusuz örgütün ve ulusun çıkarları açısından komutanların ve öncülerin korunması gerekir fakat bu da bir aşamaya kadardır. O aşamadan sonra herkes bir neferdir ve bir fedaidir. Birçok alanda böyle oldu. Birçok saha komutanımız bizzat saldırılara katılıp şehadete ulaştı. Hiç kimse bir adım geri atmayıp son nefesine kadar direndi. Bu konuda halkımıza bir rapor da sunacağım:

* Bu arkadaşlardan 99’u PKK Merkez Komite Üyesidir.

* Bazıları Yürütme Komitesi’nde yer alıyordu.

* Aynı zamanda Saha ve Eyalet Komutanlarıydılar.

* Heval Haki Karer, Önder Apo’nun yardımcısıydı.

* Heval Ali Haydar Kaytan, Önder Apo’nun ilk yoldaşıydı.

* Rıza Altun, Sakine Cansız, Kemal Pir, Hayri Durmuş, Mazlum Doğan ve Ferhat Kurtay, partinin kurucularıydı.

* Hem kuruculardan hem de genel komutanlardan Heval Egîd (Mahsum Korkmaz), Nurettin Sofi, Delal Amed gibi arkadaşlarımız vardı.

***

Klasik yas değil

Halkımız ve ailelerimiz yas ve taziye gerçekleştiriyor. Bizim bakışımız ve yaklaşımımız açısından bu, klasik ve karanlık bir yas değildir. Biz yas tutuyoruz fakat bizim yasımız, farklı bir yastır. Biz şehitlerimizi hiçbir zaman bir kayıp olarak ele almayız. Kürt halkı kendi evladını şehit verebiliyorsa ulusal düzeyde önemli bir tutumdur. Bu, bir kişinin ölmesi üzerine tutulan, onun ardından ağlanan klasik yas değildir. Bunlar, halklarının özgürlüğü için kendilerini feda eden yiğitlerdir. İnsan bu çerçevede yaklaştığında, bunu yalnızca bir 'ulusal yas' olarak görmek çok yanlış olur. Hayır! Onun yerine sahip çıkmak, anmak, mücadeleyi yükseltmek ve bunu mücadelenin bir atılımı olarak ele almak gerekir. Onların izinden giderek bu davayı daha da büyütmemiz gerekiyor. Şehitlerimiz de bizden ağlamamızı ve moralsiz olmamızı istemezdi. Onların izinden daha güçlü bir şekilde yürümemizi isterlerdi.

***

Şehit aileleri, Hareket'in ailesidir

Şehit aileleri bizim ailemizdir. Şehidin çıktığı her aile, aynı zamanda bu Hareket'in ailesidir. “Şehîd Namirin” sloganı, sadece duygusal bir slogan değildir. Bir hakikati ifade eder. Şehitler bizim öncülerimizdir, bize yol gösterenlerdir. Şehadetleriyle bize talimat verdiler. Onlar bir güçtür ve  ölümsüzdür. Fiziksel olarak aramızda değiller ama oluşturdukları güç, en zor koşullarda bile ayakta kalmamızı sağlıyor. Onlar her zaman yaşayacaklardır. Şehitlerin davasını takip etmemiz gerekir. Bütün ailelerimiz de kendilerini sorumlu görmelidir. Bunun için illa görevlendirilmeleri gerekmez; zaten görevlilerdir. Şehit ailesidirler. Bu da bir katılım biçimidir. Hepimiz bu Hareket'e katıldık; şehitlerimizin hareketidir. Hareket'in sahibi şehitlerdir. Bizim görevimiz, onlara ve onların davasına hizmet etmektir. Bütün şehit ailelerimiz kendi mevcut kurumlarını daha da güçlendirebilirler. Birbirlerine daha fazla sahip çıkabilirler. Şehitlerin davasının mücadelesini geliştirme konusunda böyle bir sahiplenme rolü ve misyonu üstlenebilirler. Bazıları belki bilmeden yanlış yakınlaşmalara girebilir.

Şehitlere sahip çıkmak, aslında kendimize sahip çıkmaktır. Davamıza sahip çıkmaktır. Böylece geleceğimize sahip çıkmaktır.

***

Savrulma olmaz

Tarihsel, önemli ve kritik bir aşamadayız. Silahlı savaş aşamasından siyasi ve toplumsal mücadele aşamasına geçiyoruz. Bu dönemde herkesin dikkatli ve bilinçli olması gerekir. Şehitlerin davasına daha fazla sahip çıkmak ve şehitlerin oluşturduğu değerleri yeni süreçlerin temeli haline getirmek gerekir. 53 yıldır mücadele yürütüyoruz. 41 yıl silahlı savaş yürüttük. Bu 41 yıl içerisinde ateşkesler oldu; bunların toplamı 11 yıldır. Yani 30 yıl savaş yürütüldü. Bugün üzerimize düşen görev, stratejik değişimi çok dikkatli ve sorumlu bir biçimde gerçekleştirmek ve başarıya ulaştırmaktır. Silahlı savaş stratejisini bıraktık fakat mücadeleyi bırakmadık. Yeni dönemlerde daha geniş ve daha büyük bir mücadele gereklidir. Yani yeni bir döneme giriyoruz. Yeniden fedakarlık, yeniden doğruluk, yeniden emek ve mücadele gereklidir. Hatta belki de zorlukları daha fazla olabilir. Barış ve demokratik siyaset aşamasında başarılı olmamız gerekir.

Böyle bir süreçte rehavete kapılma, sağa sola savrulma olmaz. Herkes dönemin ihtiyacına, hassasiyetine ve sorumluluğuna uygun bir şekilde hareket etmelidir. Süreci doğru okuyalım, attığımız adımlarda tedbirli ve hesaplı olalım. Önümüzde tuzaklar da olabileceğini hesaba katalım ve buna göre adım atalım. Başta Hareket'in kadroları, ardından bütün yurtseverler, bu konuda sorumlu davranmalıdırlar. Böylece yeni dönemde siyasi ve toplumsal mücadeleleri geliştirebilir, güçlendirebiliriz.

***

Marjinal ama kötüler

Karayılan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne karşı çıkan kesimlere işaret ederek, bunları iki grup halinde tasnif etti:

* Kürt toplumunu yok etmek, iradesiz hale getirmek isteyen, savaş yanlısı ve savaştan rant elde edenler. Bunlar hem toplumda etki yaratmak istiyor hem de devlet içerisinde uzantıları var. Ellerinden rantın gitmemesi için kıyamet koparıyorlar. Kardeşlik yerine düşmanlık yaratmak istiyorlar. Bunlar böyle insanlardır.

* Kürt tarafında da sürecin başarıya ulaşmasını ve ilerlemesini istemeyen, onu bozmak isteyen bazı kesimler var. Bu da tabii ki Kürtlerin varlığına ve iradeli olmasına karşı bir tutumdur.

Kürt tarafındakiler

* Kürt tarafındaki bunlardan bazıları, örneğin aramızdan kaçıp giderek kendilerini bazı güçlerin kollarına atanlardır.

* Bazıları da geçmişten beri, devrime, PKK’ye, Önder Apo’ya karşı kendilerini konumlandırmıştır. Toplum içerisinde gizleniyorlar, sanki muhaliflermiş gibi davranıyorlar. Oysa zor ve sıkıntılı zamanlarda ne cezaevlerinde ne de dağlarda direnmeyip kaçmışlardır. Avrupa’ya kaçmışlar, kendi çıkarlarına bakıyorlar, oradan düşmanlık yapıyorlar. Sen bu halk için 24 saatini vermemişsin. İnsanlar açıkça canlarını veriyor. Her gün bedenlerini ortaya koyuyorlar. Sen neden bunların karşısındasın? Sen ne istiyorsun? Bunlardan bazılarının Türkiye tarafındaki bu karşıt kanallarla da bağlantısı var.

* Bazıları da kimlerin yanındaysa onlara göre hareket ediyor, yani bağımsız değiller.

* İmralı’daki görüşme notları adı altındaki yazılar üzerinden provokasyon yapmak ve süreci bozmak istiyorlar. Bu, düşmanlıktır. Bunlar öyle rastgele ortaya çıkmış değiller, marjinal ama kötülük yapmak isteyenlerdir. Provokatif şeyler yapanların amacı, kötülüktür. Bu halka karşı saygısızlıktır. Onca değere karşı onursuzluktur, başka bir şey değildir. İnsani açıdan boşlar.

Halkımızın, bütün yurtsever ve demokrat insanların böyle parazitleri dikkate almamalarını istiyoruz.