DTK Eşbaşkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması amacıyla sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminin 97. gününde

Türk cezaevlerinde 301 tutsak süresiz-dönüşümsüz açlık grevini sürdürüyor. Açlık Grevi Takip Platformu, eylemcilerin sağlık durumlarının kötüye gitmesi nedeniyle olası kayıpların önüne geçmek için devlet yetkilileri, ulusal ve uluslararası kurumları harekete geçmeye çağırdı.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in 79. günden sonra 97 gündür Amed’deki evinde sürdürdüğü süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde de yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 35 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 59, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 58, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 49. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 42, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağı eylemi de 39. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 28. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak, 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak, 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak, 29 Ocak’ta da bir cezaevinde 3 tutsak daha eyleme dahil oldu. Tek bir taleple açlık grevini sürdüren tutsaklar, Öcalan üzerindeki tecrit kalkıncaya kadar eylemlerini sürdürme kararlığında.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Temsilciliği, Tabip Odası, Amed Barosu ve Özgürlük için Hukukçular Derneği’nin (ÖHP) oluşturduğu Açlık Grevi Takip Platformu, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle başlatılan açlık grevlerine ilişkin hazırlanan raporu kamuoyu ile paylaştı. İHD Şubesi’nde açıklanan raporda, açlık grevi eylemcilerin sağlık durumlarına dikkat çekilerek, devlet yetkililerine derhal harekete geçmeleri konusunda uyarıda bulunuldu.

Talep karşılanmalı

 Raporun paylaşılması öncesinde konuşan Av. Gulan Çağın Kaleli, Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması talebiyle süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi başlatan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven ve eşlik eden tutsakların talebinin haklı ve meşru olduğunu söyledi. Kaleli, siyasal iktidar ve yetkili kurumların, eylemcilerin taleplerini yerine getirmediğini ve tecridi kaldırmaya yönelik olarak herhangi adım atmadığına dikkat çekerek, taleplerin derhal karşılanması gerektiğini vurguladı.

Kayıpların önüne geçmeli

 Leyla Güven ve ilk grupta bulunan açlık grevindeki tutsakların sağlık durumlarının kritik aşamaya yaklaştığının altını çizen Kaleli, olası kayıplara ilişkin uyarıda bulundu. Kaleli, şunları söyledi: “Bilindiği gibi uzun süreli açlığın insan vücudundaki tüm sistemler üzerinde olumsuz etkileri mevcuttur. Uzamış açlıkla birlikte bağışıklık sisteminin zayıfladığı, açlık grevi yapan eylemcilerin enfeksiyonlara yatkın hale gel(ebil)dikleri, çoklu organ yetmezliği geliştikten sonra ölümlerin yaşanabildiği geçmiş acı deneyimler bize göstermiştir. Açlık grevi eyleminin uzaması ile birlikte eylemcilerde ciddi kilo kaybı, bitkinlik, yorgunluk, yürümekte güçlük, görme bozuklukları, tansiyon düşüklüğü, baş, eklem ve kas ağrıları, bulantı-kusma, uykusuzluk, ses ve gürültüye karşı aşırı hassasiyetin gelişebildiği bilinmektedir. Yine sürecin uzaması ile birlikte sıvı ve tuz alımından sonra kusmaların başlaması ve sıvı alamamaya bağlı sağlık açısından yıkıcı bir takım sonuçların ortaya çıkması olasılık dâhilindedir.”

Devlet sorumludur

 Tutsakların yaşam ve sağlık haklarının devlet sorumluluğunda olduğunu kaydeden Kaleli, bu nedenle eylemcilere gerekli besin maddelerinin sağlanması gerektiğini ifade etti. Av. Kaleli, cezaevi kurumlarının eylemcilerin ihtiyaçlarını karşılamasının zorunlu olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Tüm açlık grevi eylemcilerine yaşamın devam etmesi için en az alınması gereken 5 büyük su bardağı su/sıvı, 2 çay kaşığı (2 gr) tuz, 5 yemek kaşığı şeker, 1 tatlı kaşığı karbonat ile 500 mg B1 vitamini içeren kompleks B vitamini preparatları sağlanmalıdır. En az alınması gereken bu maddelerin kısıtlanması durumunda geçmiş yıllardaki açlık grevlerinde yaşandığı gibi kalıcı bir takım hasarların oluşmasına ya da ölümle sonuçlanabilecek ağır sonuçların yaşanmasına neden olacaktır. Bu nedenle açlık grevi yapanların sağlık çalışanları tarafından onamlarına uygun olarak düzenli takip edilmesi, ihtiyaçları olan su, tuz, şeker ve B vitamininin sağlanması, kendilerine bakamayacak duruma geldiklerinde refakatçilerinin olması, tecrit altında tutulmamaları, zor kullanmaktan kaçınılması gibi konular ek sağlık sorunlarının ortaya çıkmasını engelleyecektir. Açlık grevlerinde ‘sıvı, B grubu vitamin, tuz, şeker ve karbonat’ alımı yaşamsal olduğu kadar, eylem sonlandıktan sonra kalıcı beyin hasarlarının önlenmesi açısından da kritik önemdedir.”

Tecrit kaldırılmalı

 Siyasal iktidar ve Adalet Bakanlığı’nın açlık grevi eylemlerinin tehlikeli bir noktaya evirilmeden bir an önce harekete geçmesi gerektiğini vurgulayan Kaleli, Öcalan üzerindeki tecridin derhal sonlandırılması gerektiğini kaydetti. Sözlerinin devamında İmralı Cezaevi’nde ağır hak ihlallerinin yaşandığını belirten Kaleli, tüm suç duyurularına rağmen tecridin koşullarının ağırlaştırılarak devam ettiğini ifade etti. Kaleli, “Mahpusların açlık grevi eylemi konusunda siyasal iktidarın ölümler yaşanmadan barışçıl yollarla gerekli tedbirleri alması ve talepleri değerlendirmek üzere harekete geçmesi gerekmektedir. Soruna temel hak ve özgürlüklerin esas alınarak yaklaşılması ve taleplerin bu doğrultuda değerlendirilerek çözüme kavuşturulması için bir an önce Adalet Bakanlığı, ulusal ve uluslararası hukuk ve insan hakları kurumları duyarlı olmalıdır” çağrısında bulundu.

Durumu kaygı verici

 Açlık grevine giren tutsakların sağlık durumlarına ilişkin hazırlanan raporu ise Tabipler Odası Eşbaşkanı Mehmet Şerif Demir paylaştı. Leyla Güven cezaevinde bulunduğu dönemde avukatları aracılığı bağımsız bir hekim heyeti tarafından tıbbi muayene edilmesi taleplerinin Adalet Bakanlığı’nca izin verilmediğini anımsatan Demir, Leyla Güven’in cezaevinden tahliye edilmesinin ardından ise oluşturulan hekim heyeti tarafından sağlık kontrollerine başlanıldığını dile getirdi. Sağlık kontrollerine, hekimlik mesleğinin gerektirdiği titizlikle yaklaşıldığını belirten Demir, söz konusu kontrollerde Güven’in durumunun kötüleştiğinin gözlemlendiğini aktardı.

Demir, Güven’in sağlık durumuna ilişkin gözlemleri şöyle aktardı: “Leyla Güven’in devam eden açlık grevi eyleminde günlük yaşamsal ihtiyaçlarını tek başına gidermekte zorlandığını söyleyebiliriz. Hareket kabiliyetinde azalma, desteksiz yürümede zorlanma, konuşma sırasında dahi olan yorgunluk oldukça dikkat çekiciydi. Temel olarak alınması gereken sıvı miktarını zorlansa da aldığı ifade edilebilir. Yine Dünya Tabipleri Birliğinin Malta Bildirgesi ile düzenlediği ‘açlık grevi eylemcileri için hekim tutumunda’ belirtildiği gibi B1 vitamininin yeterli dozda alındığı söylenebilir. İhtiyaç duyulan bazı mineralleri aldığı, sıvı içindeki glikoz-tuz-karbonat ile ortalama olarak karşılandığı söylenebilir. Ancak yaşamın idame edilmesi için alınması gereken minerallerin tümünün ifade edildiği kadarıyla alınmadığı belirtebiliriz. Besleyici olabilecek gıdaların alınmamasına bağlı belirgin kilo kaybı olduğu görüldü. Beslenmemeye bağlı mide-bağırsak sisteminde yoğun şikâyetleri bulunmaktaydı. Özellikle gün içinde yaşadığı karın kramplarının tedirgin edici düzeyde olduğu görüldü. Işıktan rahatsız olma, geçmeyen baş ağrıları, bulanık görme şikâyetlerinin son 1 haftadır şiddetlenmiş olması kaygı verici niteliktedir.”

AMED

 
 

Ciddi ihlaller var

   

Farklı cezaevlerinde yüzlerce tutsağın sürdürdüğü açlık grevi eylemine de dikkat çeken Tabipler Odası Eşbaşkanı Mehmet Şerif Demir, tutsakların maruz bırakıldıkları hakkında şu bilgileri paylaştı:

  • Diyarbakır E Tipi: Açlık grevinin 59. gününe gelmiş olmasına rağmen halen kendilerine karbonat verilmedi.
  • Diyarbakır D Tipi: Eylemciler aynı odaya alındı ve refakatçi yok. Revire çıkmıyorlar, sağlık kontrolleri düzenli olarak yapılmıyor. Bazı mahpusların diş eti kanamaları ve ağız içi yaraları oluştu.
  • Diyarbakır 1 Nolu T Tipi: Sağlık takibi düzensiz yapılıyor. Hükümlü olmaları nedeniyle görüşme yapılmıyor.
  • Şanlıurfa 1 ve 2 No’lu T Tipi Kapalı Cezaevi: Yeterli B1 vitamini verilmiyor.
  • Elazığ 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi: Greve giren mahpuslar 3 kişilik odada kalmakta ve yanlarında refakatçi yok. Greve başladıktan uzun bir süre temel iaşe ihtiyaçları (Tuz, Şeker vb.) giderilmemiş ya da düzensiz gideriliyor. B vitamini talepleri 25. günden sonra yerine getirildi, o da düzensiz olarak verilmeye başlandı.
  • Elazığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi: Grevdeki mahpuslardan bazıları tek kişilik hücrelere alınıp grevi bırakmaları yönünde baskılar yapılıyor. Mahpusların yanına halen daha refakatçi verilmedi. İaşeleri tam olarak verilmiyor ve ek sıvı madde talepleri yerine getirilmiyor. Kilo ve tansiyon kontrolleri düzensiz yapılıyor. 20. günden sonra kendilerine B1 vitamini verildi.
  • Malatya E Tipi Cezaevi: Vitamin verilmiyor.
 
 

Kontrol da vitamin de yok

 

Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tecride karşı açlık grevine giren 4 tutukluyla yaptıkları görüşmeleri raporlaştıran İHD Antalya Şubesi Hapishane Komisyonu, tutsakların sağlık kontrollerinin yapılmadığını ve gerekli vitaminleri almadığını belirtti.

İHD Şubesi Hapishane Komisyonu, Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine başlayan Mesut Canbey, Ramazan Sayan, Nevin Gökçe ve Zelal Başboğa ile yaptığı görüşmeyi raporlaştırdı.

6 aydır sevk yok

 Raporda, hasta tutsakların 6 aydır hastaneye sevklerinin yapılmadığı ve kelepçeli muayeneyi reddedenlerin de disiplin cezalarına maruz kaldığı belirtildi. Koğuşların “arama” adı altında basılarak gardiyanların, tutukluları psikolojik şiddete maruz bıraktığının ifade edildiği raporda, İHD’li avukatların 5 Ocak’tan bu yana açlık grevinde olan Canbey, Sayan, Gökçe ve Başboğa ile yaptıkları görüşmelerine yer verildi.

Kendileri ölçüyor

 İHD’li avukatların görüştüğü Nevin Gökçe’nin, tutsakların açlık grevine başladıkları gün revire götürülmelerini istemelerine rağmen götürülmedikleri ve sağlık kontrollerinin yapılmadığını aktardığı belirtildi. Doktor yüzü görmediklerini kaydeden Gökçe, kendilerine B1 vitamini verilmediğini ve bunları istemelerine rağmen cezaevi idaresinin, “bunları sağlayacağız” dediğini aktardı. Kendi imkanlarıyla koğuş arkadaşlarının yardımıyla tansiyon ölçümü yapıldığını söyleyen Gökçe, koku hassasiyetinin arttığını anlattı.

Doktor görmüyorlar

 Koğuşta istemedikleri için sağlık kontrollerinin yapılmadığını belirten Zelal Başboğa, sadece sıvı, tuz ve şeker aldıklarını belirtti. Kendilerine bir defa B1 vitamini verildiğini; ancak daha sonra hiç verilmediğini aktaran Ramazan Sayan da disiplin cezaları verildiğini kaydetti. Sağlık kontrollerinin yapılmadığını belirten Mesut Canbey de doktor yüzü göremediklerini ifade etti.

Tutsaklar kararlı

 Açlık grevindeki 4 tutuklu da kamuoyuna şu mesajı verdi: “Önderlik üzerindeki tecrit kırılmadan eylemlerimizi sonlandırmayacağız. Bizler bu ülkeye barış ve özgürlük gelsin diye bedenimizi açlığa yatırdık ve direnişimizle kazanacağız. Zafer bizim olacak.”

Raporun sonunda şu ifadelere yer verildi: “İnfaz koruma memurlarının koğuşları arama sırasında özellikle kadınları psikolojik şiddete maruz bıraktığı, yazılı şikayet başvuruları sonrası şiddetin azaldığı; fakat tümüyle ortadan kalkmadığı kadın mahkumlar tarafından dile getirilmiştir. Özelikle açlık grevi eylemcilerinin sağlık kontrolü eksikliği ve vitamin sağlanması gerekliliği konusunda cezaevi yönetimiyle heyet halinde yapılacak bir görüşme faydalı olabilir.”

 
 

Mexmûr’da yeni grup

   

Mexmûr’da tecride karşı başlatılan açlık grevi eylemi 59. gününde 20 kişiden oluşan yeni bir grupla devam ediyor.

Şehit Rüstem Cudi (Mexmûr) Mülteci Kampı’nda Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecride karşı 16 Aralık 2018’de başlatılan açlık grevi eylemi 59. gününe girdi. Mexmûr’da dün yapılan açıklamanın ardından açlık grevi eylemini 20 kişiden oluşan 20. grup devraldı.

Kısa bir açıklama yapan Açlık Grevi Komitesi Üyesi Nuran Sezgin, “Önder Apo’ya yönelik uluslararası komplonun üzerinden 20 yıl geçti. Önder Apo ve Kürt halkına yönelik devam eden komploları burada bir kez daha kınıyorum. Komplolara ve komploculara karşı sonuna kadar mücadelemizi, direnişimizi sürdüreceğiz” dedi.

Ardından 19. grup adına konuşan Dr. Besê, şubat ayının Kürt halkı için kara bir ay olduğunu belirterek, “Önder Apo şahsında Kürt halkına karşı yapılan komployu kınıyorum. Kürt halkı olarak işgalcilere, komploculara karşı hiçbir zaman boyun eğmedik. Önder Apo üzerinde tecrit kaldırılıp, özgür olmayana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

   

İştar Meclisi Üyesi Fadile Tok ise 20 Ocak’tan beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemini kararlılıkla sürdürüyor.

 
 

Nasır Yağız 84. günde

   

Hewlêr’de tecride karşı başlatılan açlık grevi eylemi 84. gününde 42. grupla devam ediyor.

84 gündür süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemini sürdüren HDP’li Nasır Yağız, sağlık durumu kötüleşmesine rağmen eyleminde kararlılı olduğunu vurguluyor. HDP Başûrê Kurdistan Temsilcisi Müzeyen Güneş, Nasır Yağız’ın sağlık durumunun kötü olduğunu belirterek, “Nasır Yağız’ın sağlık durumu son günlerde giderek, daha kötüleşiyor. Nasır Yağız’ın eylemine siyasi partiler, halk destek vermesi gerekiyor. Öcalan’ın özerindeki tecridin kaldırılması için de herkes bir an önce tepkisini ortaya koymalıdır” diye konuştu.