Ağır hasta tutsakların infazının ertelenmesine yönelik 31 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 6411 sayılı kanun değişikliği yine kağıt üzerinde kaldı. Yasadan yararlanmayı bekleyen yüzlerce hasta tutsak arasında, 14 yıldır hukuksuz bir biçimde yargılandığı davadan müebbet hüküm giyen ve oğlu Azad’dan kopartılan kalp hastası Fatma Tokmak da var. Tokmak'ın Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi'nde geçirdiği riskli kalp ameliyatı sonrası durumu gitgide ağırlaşıyor. İnfazının durdurulması için Avukatı Eren Keskin’in Adli Tıp Kurumu’na yaptığı başvurunun sonucunu aylardır bekleyen Tokmak’ın Meclisteki 4 partinin milletvekillerinden Başbakan’a, Cumhurbaşkanı Gül’den eşi Hayrünnisa Gül’e kadar mektup yazmadığı yer kalmadı. Ancak hiçbir cevap alamayan Tokmak'ın tek isteği Azad’a kavuşmak. Tokmak, nefes almakta zorlanıyor, merdiven çıkamıyor ve günlük olarak aldığı çok sayıda ilaç ile hayata tutunmaya çalışıyor. Cezaevlerinde hasta tutsakların ölüme terk edildiği Türkiye’de, Fatma Tokmak ve oğlu Azad’ın yaşadığı zulüm bu ülkede Kürt kadın ve çocuklara reva görülenlerin somut bir örneği.


Çığlıkları hala kulaklarında

Fatma Tokmak 1974'de Şirnex'in Silopî ilçesinde dünyaya gelir. Anne ve babasını küçük yaşta kaybeden Tokmak, ablası tarafından büyütülür. Çocuk yaşta evlenen Tokmak’ın hayatı eşi Ali Aydın’ın devlet tarafından aranmasıyla tümden değişir. Eşi yaşadığı baskılar sonucu kırsalın yolunu tuttuğunda O, 7 aylık hamiledir. Bir gün özgür olacağı umuduyla oğluna Azad ismini koyar. Ancak 1996 yılında misafir olarak kaldığı evin özel timlerce basılması her ikisi için sancılı yılların başlangıcı olur. O dönem henüz 1,5 aylık olan oğlu Azad’ın çığlıkları hala kulaklarında çınlayan Tokmak, hayatını altüst eden dehşet günlerini şöyle anlattı: "Azad kollarımdayken polis aracına bindirildiğim gibi gözlerimi bir bezle bağladılar. Polisler yol boyunca beni darp ederek İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’ne götürdü. 11 gün boyunca orada he türlü işkence ve tacize maruz kaldım.

'TEM'de Azad ismiyle ölmesin'

Türkçe’yi anlamama rağmen tek kelime konuşmayı bilmediğim için, örgüt tavrı koyduğumu söyleyerek bu kez oğlum Azad’a gözlerimin önünde işkence yaptılar. Sırtına, boynuna, eline sigara basıyorlardı. Çocuk acıdan çığlık çığlığa ağlıyordu. O her bağırdığında içimden bir parça kopuyordu. Azad’ın oğlum olmadığını, olsaydı konuşacağımı söyleyerek çıplak bir biçimde yere yatırıp, oğlumu da soyarak ağza alınmayacak hakaretlerle üzerime attılar. Azad’ı da benimle birlikte hücreye attılar. Öyle ağır işkencelerden geçirilmiştim ki, Azad’ın ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmiştim. Çocuğumun altının değişmesi, beslenmesi gerekiyordu. O kadar kötü bir durumdaydı ki, işkenceciler TEM’de ölürse PKK’ye propaganda aracı olacağını söyleyerek, Azad’ın ismini değiştirmemi ve çocuk esirgeme kurumuna vermemi dayattılar. Kabul etmeyince işkencenin dozu arttı. Polisler beni darp edip hazırladıkları ifadeye zorla parmak bastırdılar. Ayakta duramaz bir halde Beşiktaş Adliyesi’ne çıkartıldım. PKK’ye üye olmak ve örgüte taban kazandırmak iddiasıyla tutuklanıp Gebze kadın kapalı cezaevine konuldum."

Yıllar süren travma

3,5 ay boyunca Azad’dan haber alamayan Tokmak, Avukat Eren Keskin'in çabaları ile çocuğunun çocuk esirgeme kurumunda olduğunu öğreniyor. Ciddi bir travma yaşayan Azad, cezaevine annesinin yanına getirildiğinde korkudan yatamıyor. Sürekli bir korku içinde yaşayan Azad uzun bir süre psikolojik destek gördü. Cezaevindeki kötü koşullar ve son olarak F Tipi Cezaevlerine karşı yapılan 44 günlük açlık grevi eyleminden sonra rahatsızlanan Tokmak'ı kalp kapakçıklarında sorun tespit ediliyor. Başta genç olduğu için, hastalığını ciddiye almayan Tokmak daha sonra, Siyami Ersek Eğitim ve Araştırma Hatanesi Kardiyoloji bölümünde yapılan tetkikler sonucu durumumun ciddiyetini öğreniyor ve anjiyo oluyor. Daha sonra cezaevlerinde tedavi imkanı olmadığı için Beşiktaş 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2006 yılında tahliye ediliyor.

Müebbet hükmü verildi
Tahliye olduktan sonra bir yandan tedavi gören Tokmak, bir yandan Sosyal Hizmetler Kurumu'nda çalışıyor, engellilere bakıyor. Yaşadığı tüm acılara rağmen, "Tam Azad ile yeni bir hayata adım atmışken, Yargıtay tarafından cezamın onanmasıyla müebbet hapis cezasına mahkum edildim. Cezaevine getirildiğimde ve kapı üzerime kapandığında, adalete olan inancım belki de ilk kez bu kadar derinden yara aldı. Bana ve çocuğuma işkence eden polisler elini kolunu sallayarak dolaşırken, mahkum edilen yine ben ve Azad olduk" diye anlatıyor yaşadıklarını.
2011 yılında Bağcılar Devlet Hastanesi’nde riskli bir kalp ameliyatı geçiren Tokmak’a, bu kez açık kalp ameliyatı olması gerektiği söyleniyor. Ancak cezaevinin koşulları buna el vermiyor. Ancak ölümlerin manşeti hak ettiği Türkiye’de Fatma’nın Azad’a kavuşması için daha ne bekleniyor?




ZEYNEP KURAY / BAKIRKÖY CEZAEVİ