Türkiye'deki cezaevlerinde ağır hasta konumunda bulunan ve İHD'nin cezaevlerinde hasta tutsak raporunda da yer alan 306 tutsak tahliye olmayı bekliyor. Hasta tutsakların infazının geri bırakılmasıyla ilgili 5275 Sayılı Kanun'un 16. maddesinde değişiklik yapılmasına rağmen, ağır hasta tutsaklar serbest bırakılmadı. "Ağır bir sakatlık veya hastalık nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını idame ettirememesi durumda infaz ertelenebilir" şeklinde kanunda yapılan değişikliği eksik gören uzmanlar, infazın ertelenebilmesi için Adli Tıp Kurumu ya da Adalet Bakanlığı'nca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurulları tarafından düzenlenerek, Adli Tıp Kurumu'nun onaylaması gerektiğini belirtiyor. Ancak verdiği birçok tartışmalı karar nedeniyle Adli Tıp Kurumu  güvenirliğini yitirmiş durumda.

Kapatılan Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) üyesi Ümit Aydın da bu ağır hasta tutsaklardan biri. Aydın, 2004'de karaciğer nakli oldu ve 14 Haziran 2012 tarihinde Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne tedavi için gittiği sırada tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne gönderildi.


Tahliye talebi reddedildi
Ümit Aydın'ın avukatı Mesut Beştaş, müvekkilinin tahliye talebinin hastalığına rağmen ret edildiğini belirterek, ''Aydın'ın dosyasının Adli Tıp'a gönderilmesini istedik. Adli Tıp'ta kendisine yüzeysel bir muayene yapıldı. Fakat Adli Tıp hazırladığı raporda Aydın'ın cezaevinde kalabileceğine kanaat getirdi" diye konuştu. Aydın'ın sağlık durumunun son dönemde daha da ağırlaştığına işaret eden Beştaş, yasada yapılan değişiklikler sonrası Aydın'ın tedavisi için tekrar tahliye talep ettiklerini belirterek, " Aydın'ın ağır hasta hali göz önüne alındığında cezaevinde kalması mümkün değildir. Daha önce verilen Adli Tıp raporunun tahliye için yeterli olduğunu düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

Ağır hak ihlali

Beştaş, hasta tutukluların durumunun Türkiye'de bir sorun olduğunu vurgulayarak, "Hastaneye kaldırıldığında dahi tutuklular yeterli tedaviyi alamıyor. Müvekkilimizin cezaevinde bu şekilde kalmasının ağır bir hak ihlali olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu. Beştaş, Türkiye'de son dönemde barış umuduna yönelik gelişmelerin göz önüne alınarak hasta tutsakların serbest bırakılmasının kamuoyunda olumlu bir etki yaratacağını söyledi.

TURAN TİTİZ / DİHA/AMED




Ağır hasta tutuklu

Van merkezde HPG'li Hayati Ölmez'in (Munzur Çelê) yaşamını yitirdiği olay sonrası gözaltına alınarak tutuklanan 4 kişiden biri olan Emrah Abi, kalp hastası ve yüzde 50 iş göremez raporu olmasına rağmen tahliye edilmiyor.
Van'da 27 Temmuz 2012 tarihinde Vali Mithat Bey Mahallesi'nde özel harekat polislerinin yaptığı baskın sırasında  HPG gerillası Hayati Ölmez (Munzur Çelê)'nin yaşamını yitirmesi ardından gözaltına alınarak tutuklanan 4 kişi hakkında Van 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde "Örgüt üyesi olmak" gerekçesi ile açılan davanın ilk duruşması 12 Şubat'ta görüldü. 4 kişiden biri olan ve kalp hastası olan Emrah Abi daha önce verilen yüzde elli iş göremez raporlarına rağmen tahliye edilmedi. Emrah Abi'nin kapalı alanda kaldığı için sürekli kalbinde şişme yaşandığı bu nedenle de hastaneye kaldırıldığı belirtildi.

'Yetkililer sorumlu'

Mehmet Abi, kardeşinin durumunun ağır olduğunu belirterek, tahliye edilmesini istedi. Son olarak geçtiğimiz hafta kardeşiyle görüştüğünü de belirten Abi, kardeşinin yürümekte dahi güçlük çektiğini aktararak, başına bir şey gelmesi durumunda yetkililerin bundan sorumlu olacağını dile getirdi.

Kardeşi tutuklanmadan bir hafta önce randevu aldığını ve Ankara'ya giderek ameliyat olacağını da belirten Abi, "Kardeşim daha önce de kalp ameliyatı oldu. Şu anda hastalığı giderek artıyor. Kapalı alanda kaldığı için kalpta sürekli şişme yaşanıyor. Sürekli rahatsız olduğu için hastaneye getirip götürülüyor. Ancak şu ana kadar bir çözüm olmadı. Tek isteğimiz kardeşimin hastalığı artmadan tahliye edilmesidir" diye konuştu.





Ölüm döşeğinde ceza

Kanser hastası Haci Nasır isimli tutsak tedavisi yapılmadığı için bitkisel hayata girdi. Hakkında 26 yıl hapis cezası verilen ağır hasta Hacı Nasır'ın cezası ertelenmedi.
İstanbul 12'nci Ağır Ceza Mahkemesi, gırtlak kanseriyken tutuklanarak gönderildiği cezaevinde bitkisel hayata giren hasta tutuklu Haci Nasır'a "uyuşturucu ticareti ve suç örgütüne üye olmak" iddiasıyla 26 yıl hapis cezası verdi. Hacı Nasır'ın durumu kötüleştiği için 20 Şubat'ta Metris Cezaevi Hastanesi'nden Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.

Cezaevi ağır hastayı istiyor

Haci Nasır'ın abisi İsmail Nasır, gırtlak kanseri olarak cezaevine giren kardeşinin cezaevi koşullarından kaynaklı durumunun daha da kötüye gittiğini söyledi. 26 Şubat'ta görülen davada kardeşi Haci Nasır'a 26 yıl hapis ve 300 bin TL para cezası verildiğini belirten Nasır, "Bir buçuk aydan beri yoğun bakımda ancak yine de tutuklu ve asker bekliyor başında'' dedi. Ağır hastalığına rağmen cezaevinin yazı yazarak hastaneye geri getirilmesini isteyen Nasır, kardeşinin serbest bırakılmasını istedi. Doktorun kendilerine, "Bekleyin her an cenazenizi alıp gidebilirsiniz'' dediğini aktaran Nasır, "Adalet Bakanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı böyle hastaları içeride nasıl yatırıyorlar. Biz çok yere bildirdik ama hiçbir yerden cevap alamadık" dedi.
Babasının Van'dan Gümüşhane Cezaevi'ne götürüldüğünü belirten Nasır'ın oğlu Engin Nasır ise, babasının tedavisinin yapılmadığına dikkat çekerek, sadece ağrı kesici verildiğini kaydetti.

'Ceza ertelenebilirdi'

Nasır'ın avukatı Ferhat Kamil Zor ise, mahkeme kararının insani duygulardan uzak olduğunu vurgulayarak karara tepkisini dile getirdi. Zor, "Bu kararla hasta bir insan ölüme mahkum edilmiş" diyerek şöyle devam etti: "7 tane telefon görüşmesi var. Bunlardan bir tanesi dikkate alınıyor ve 26 yıl ceza veriliyor. Böyle yargıya, böyle insanlığa lanet olsun. Tıbben iyileşinceye kadar karar ertelenebilirdi."

DİHA/İSTANBUL