Ağustos ayında İran’a dönük ticari yaptırımlardan sonra 4 Kasım’da da ABD, İran’ın farklı ülkelere petrol satışını engellemek için bütün gücünü ortaya koyacak. Dıştaki abluka, içte ise ekonomik, kültürel ve toplumsal sorunlarla baş başbaşa kalan İran’da, yetkililerin bu durum karşısında farklı mesajları gelmeye devam ediyor. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD’ye yönelik sert ve tehdit içerikli mesajlara ağırlık verirken, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi bu kez sisteme yönelik eleştirileri ele sahnede. ‘Reformcu kanadın’ önde gelen siması olarak kabul edilen Hatemi, ülkenin içinde bulunduğu sorunlar ve ablukayı aşması için bir an önce reformların pratiğe geçirilmesini istedi. Ya darbe ya da devrim Hatemi, İran’da ifade özgürlüğü ve toplumsal eylemlere karşı alınan sert tebdirlerin neden olacağı sonuçlara dikkat çekerek, ülkede toplumun taleplerinin dikkate alınmaması ve ifade özgürlüğü ile yasal eylemlerin engellenmesi durumunda bunun “ya darbe ya da devrimle neticeleneceği” uyarısında bulundu. Hatemi, reformist Yeşil Hareketi’nin yöneticileri Mir Hüseyin Musevi ve Mehdi Kerrubi’ye yakınlığıyla bilinen ‘Kaleme’ adlı internet sitesinde yayımlanan açıklamasında, İran’da konuşma ve iletişim kanallarının kapalı olduğunu, ülkenin ve toplumun hayrına bir şeyler söyleyenlerin çeşitli yaftalar ve hakaretlere maruz kaldığını belirtti. İfade özgürlüğü ve güvenliğin, toplumun nabzını ölçmek için önemli faktörler olduğuna dikkati çeken Hatemi, “Tüm vatandaşlar, ihtiyaçlarını karşılayabilmeli ve güvenlik içinde yaşayabilmelidir. Bugün mevcut olanı korumak isteyenler ile şartları iyileştirmekten yana olanlar arasındaki zıtlaşma derinleşiyor. Bizi endişelendiren ise aydın kesim ve halk nezdinde umudun azalmasıdır” değerlendirmesinde bulundu. İran’ın henüz tam olarak “dibe vurmadığını” ve sorunların çözülebilir durumda olduğunu dile getiren Hatemi, bunun için yöntem ve politika değişikliğine gidilmesi ve sistemin yapısında da bazı reformlar yapılması gerektiğini söyledi. Toplum için diyalog ortamının kapalı olduğunu dile getiren Hatemi, “Şiddet, sadece diyalog eksikliği değil, toplumun bazı ihtiyaçlarının karşılanmaması ve umudun kesilmesinden kaynaklıdır. Reformist ve muhafazakar meselesinden ziyade, bu süreçte İran’ın kurtuluşu söz konusu olmalıdır” diye konuştu. Hatemi, toplum mevcut durumdan razı değilse, sözlerine kulak verilmiyor, talepleri dikkate alınmıyor ve eleştirinin önü kapatılarak ifade özgürlüğü ile yasal eylemler engelleniyorsa bunun “ya darbe ya da devrimle neticeleneceği” uyarısında bulundu. Halkın talepleri doğrultusunda hareket edilip edilmediğine dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Hatemi, toplumda yeteri kadar özgürlük ortamı olmadığını kaydetti. Ahlaki ve adil bir demokrasi Reformcuların da çevre, adalet ve vatandaşlık hakları konularında daha güçlü programlar hazırlaması gerektiğini vurgulayan Hatemi, şunları kaydetti: “Her bir reform kendi yapısı içinde ele alınmalı. Evrensel insan hakları kuruluşları, çevresel örgütler, şiddet ve aşırıcılığa karşı gruplarla ortak paydalarda buluşabilir ve iletişim kurabiliriz. Söylemimizi evrensel hale getirmeli, reform karşıtlarının içeride ve dışarıda oluşturdukları ağır havayı da dağıtmalıyız.” Hatemi, reformistler yanlış yaptığında bunu cesaretle itiraf etmeleri gerektiğini vurguladı. Dünya kamuoyunun hali hazırda değişik konularda ABD’ye muhalefet ettiğine işaret eden Hatemi, İran halkının çıkarları için bu fırsattan yararlanılması gerektiğini ifade etti. Bugün özgür ve kirli bilgiye teslim olmayan basının daha etkin bir rol oynayabileceğini söyleyen Hatemi, “Demokrasinin göstergesi, iyi bir gene sahip olmak değil, kabiliyetli ve halkın oyuna layık olmaktır. Bırakalım din karşıtları konuşsun ki ortaya fikir çıksın. İfade özgürlüğünün engellenmesi meydanların meddahlara kalmasına neden oluyor” şeklinde konuştu. Hamaney: Ülke hassas dönemden geçiyor Eski Cumhurbaşkanı daha çok sisteme yönelik eleştiri yaparak bir an önce reform talebinde bulunurken, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, başkent Tahran’da on binlerce Besic milisine hitap etti. Ancak, Hamaney İran’ın hassas bir süreçten geçtiğini de itiraf etti. ABD baskısı ve ekonomik sorunlar nedeniyle ülkesinin ‘hassas’ bir dönemden geçtiğini söyleyen Hamaney “Allah’ın izniyle ABD’nin yaptırımlarını yeneceğiz. ABD, yaptırımların yenilgiye uğratılmasıyla İran halkından bir diğer tokat yemeli” ifadelerini kullandı. Etkinlikte İran Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’nün Komutanı Kasım Süleymani ve İran Devrim Muhafızları Komutanı Tümgeneral Muhammed Ali Caferi de hazır bulundu. ABD, 63 yıllık ekonomik anlaşmayı iptal etti Öte yandan Uluslararası Adalet Divanı’nın ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının insani durumu etkilememesi ve İran sivil havacılığını zora sokmaması yönünde karar alması ardından Washington, karara gerekçe gösterilen 1955 tarihli anlaşmayı iptal ettiğini duyurdu. İran yönetimi, ABD’nin nükleer anlaşmadan Mayıs ayında tek taraflı çekilmesi ardından uygulamaya koyduğu yaptırımların, 1955’te iki ülke arasında imzalanan ancak az tanınan ‘Eşitlik, Ekonomik İlişkiler ve Konsolosluk Anlaşmasının’ ihlali olduğu gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı’na başvuruda bulunmuştu. Adalet Divanı, bu başvuruda İran’ı haklı bulurken, Washington’dan çok az bilinen 1955 tarihli anlaşma üzerinden cevap geldi. İran’da Şah rejiminin olduğu dönemde imzalanan anlaşmanın iptaline dair ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, anlaşmanın on yıllardır kadük halde olduğu vurgulandı. Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, anlaşmanın İran’da rejim değişikliğinin olduğu 1979 yılında kaldırılmış olması gerektiğini söyledi. Pompeo, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın politik kararlar aldığını da söyledi. ABD ve İran ilişkileri Donald Trump yönetiminin İran’la 2015’te imzalanan nükleer anlaşmadan imzasını çekmesi ve bu ülkeye uygulanan ekonomik yaptırımlara geri dönmesi nedeniyle kötüleşmişti. ABD, 4 Kasım’da İran’ın petrol sektörüne yönelik ikinci dalga yaptırımları hayata geçirmeye hazırlanırken, 2018 başından bu yana İran riyali yüzde 75 oranında değer kaybetmiş durumda. HABER MERKEZİ