"Geçmişi yok saymak, bazılarının iddia ettikleri kadar kolay değildir. Bu dünyada hala onları hatırlamak ve diri tutmak isteyen tek bir insan bile varsa bunu yapmak mümkün değildir. Bu yeter; ahlaki çölde haykıran bir insan, önce biri, sonra biri daha, adalet kıvılcımının sönmesine engel olmak için bu yeter. Tarih bizi dinliyor olabilir, tarih bize cevap verebilir." Der Ariel Dorfman.

Evet. Tarih bizi dinliyor ve er-geç cevap verecektir bize, buna yürekten inanmak gerek ama önce hatırlamak gerek tabi.
Ape Musa’nın deyişiyle; hani zalimler Kürtler için bir lûgat icat etti ya… Hani o lûgatta Kürtlerin öldürülmesine temizlik adını koydular ya…
Hatırlayalım lütfen: Hani devletin cellatları vardı ya. Hani geldiler, kimisinin oğlunu, kardeşini, kiminin eşini ansızın sokaktan, evinden, çalıştığı işyerinden alıp gittiler ya hani...
Götürülenlerin izine bir daha rastlanmadı. Kayıp yakınlarının baş vurmadıkları merci kalmadı… Kapılar gibi yürek ve vicdanların kapakçıkları da kapalıydı hani…
Hatırladık değil mi?
Polis "yok" dedi hani. Savcı "Dava açamam" dedi. Herkes "Peşini bırakın" dedi ama ne anneler ne kardeşler ne de eşler ve çocukları olayın peşini bırakmadı ya. İşte o kederli tarih sahnelerinden gelen kayıp yakınları, Cumartesi Anneleri’nden söz ediyorum…
Sürüp giden zaman içinde, düşleri hiç eksilmedi bu annelerin. Yüzlerindeki çizgiler, saçlarındaki aklar, dizlerindeki sızılar çoğalsa da bekleyişler, arayışları hiç eksilmedi.
***
Yine Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası içindeyiz. 31 Mayıs'a kadar sürecek hafta boyunca, devletin kayıpların akıbetini açıklaması ve kaybedenlerin yargılanması istenecek. Bu yılki eylemlerde, gözaltında kayıplara karşı mücadelenin simge isimlerinden olan Hasan Ocak davasının zaman aşımına girme tehlikesine dikkat çekilecek.
İHD İstanbul Şubesi, Gözaltında Kayıplara Karşı Uluslararası Komite (ICAD) ve Yakınlarını Kaybedenler Derneği (YAKAY-DER) tarafından düzenlenen etkinlikler kapsamında kayıp yakınları 28 Mayıs'ta Ankara'ya giderek 12 Eylül davasına katılacak, "12 Eylül kayıpları nerede?" diye soracak.
Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (YAKAY-DER), gözaltında kaybedilen ve faili meçhul cinayetlere kurban gidenlerin faillerinin ortaya çıkarılması, Türkiye’nin BM’nin Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşmesi ve Minnesota Protokolü’nü imzalaması ile Meclis çatısı altında faili meçhullerin ortaya çıkarılması için Adalet Komisyonu’nun kurulması amacıyla geçtiğimiz yıl başlattıkları imza kampanyası, çerçevesinde topladığı 200 bin imzayı Meclis'e iletecek.
Mayıs 1989 yılında Birleşmiş Milletler’ce kabul edilen "Hukuk Dışı ve Yargısız İnfazların Hukuki Açıdan Soruşturulması"na ilişkin Minnesota Protokolü’nü bu güne kadar 87 ülke imzaladı. Türkiye bu protokole yükümlülüklerinden kaçınarak "çekinceli" imza koydu.
30 Mayıs'ta ise Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilk kaybettiği kişi olan Salih Bozışık, dönemin işkence merkezi olan Sansaryan Han'ın önünde anılacak. Kayıplar Haftası, 31 Mayıs Cumartesi akşamı sona erecek.
Unutturulmaya çalışılan anaların, babaların, amcaların, kardeşlerin akıbeti açığa çıkarılmadıkça ve bize bu sonsuz acıları yaşatanlardan hesap sorulmadıkça insanlığın vicdanı hep yaralı kalacak. "Bir daha asla" diyebilmek için; unutmamak, yüzleşmek ve hesaplaşmak zorundayız.