Arapça’dan gelen “Cemre” sözcüğü “kor durumunda ateş” demek. Ayrıca, Mina Vadisi’nde Arafat’tan gelen hacıların attıkları taşlarla oluşan yığınlara da “cemre” adı veriliyor.
Yılın bölümleri
Daha eskilerde 365 günlük yıl, ‘Kasım’ ve ‘Hızır’ günleri olarak ikiye ayrılıyordu. Kasım (kış) 179, Hızır (yaz) ise 186 gündü. Yılın Kasım kısmı yani kış devresi 8 Kasım’da başlayıp 6 Mayıs’a kadar sürerdi. Yaygın inanca göre 6 Mayıs’ta da Hıdrellez ile birlikte yaz devresi yani Hızır günleri başlardı.
Cemrelerin düşüşü
Birinci cemrenin Kasım'ın 105’inde (19-20 Şubat) havaya, ikinci cemrenin 112’sinde (26-27 Şubat) suya, üçüncü cemrenin 109’unda toprağa (5-6 Mart) düştüğüne ve bu cemrelerin yedi günlük aralıklarla buraları ısıttıklarına inanılır. Aslında, meteorolojik olarak ısınma sıralaması toprak - hava- su şeklindedir. Cemre her ne kadar folklorik bir inanış olsa da, cemreler arasındaki günlerde hava sıcaklığında az da olsa düşüşler bazen fırtınalar çıktığı ve kar yağdığı görülse de Marmara Bölgesi’ne ait istatistiklere göre, cemre tarihlerinde yüzde 80’e varan oranda ısınma meydana gelmektedir.
Dengesiz mevsimler ve dengesiz bahar
Küresel ısınmanın cemre hesaplarını ve havanın binlerce yıllık ritmini nasıl etkilediği ve etkileyeceği henüz tam olarak bilinmiyor. Ama sokaktaki insanların çoğu, ortada bir dengesizlik ve gariplik olduğunun farkında. Ünlü hava durumu suncusu Bünyamin Sürmeli de geçen günkü söyleşisinde bu yönde uyarmıştı. Sürmeli, söyleşisinde, “Dengesizlik devam edecek. Eskisi gibi sakin bir bahar olmayacak. Ara mevsimler giderek kısalıyor. Pat diye sıcaktan soğuğa, soğuktan sıcağa geçiyoruz. Yine öyle olacak, geçen seneki kadar soğuk olmasa da yine sıradışı bir bahar geçireceğiz. Yazın da hava sıcak ve dengesiz devam ediyor. Yani kışlıkları tamamen kaldırmamak gerekli, bir gün havuza girip ertesi gün hırka ile gezmek zorunda kalabiliriz” demişti.
FRANKFURT