Erzurum’da bir 8 Mart’ta ölümsüzleşen Sara arkadaşa atfen…


8 Mart 1857’de 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları talebiyle New York’da bir tekstil fabrikasında greve başladı. Polis işçilere saldırınca, işçiler fabrikayı kilitledi. Fabrikada yangın çıktı, işçiler fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamayınca 120 kadın yaşamını yitirdi. 120 kadının cenaze törenine 10.000'i aşkın insan katıldı. Ağustos 1910’da gerçekleştirilen II. Enternasyonal-Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı, Clara Zetkin’in önerisi ile katledilen 120 işçi kadın anısına 8 Mart'ı Dünya Kadınlar Günü olarak kabul etti. 1921’de III. Uluslararası Kadınlar Konferansı 8 Mart’ı, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kabul etti.   

O günden bugüne, 8 Mart’ı kadına ait tek bir gün olarak görmeyen milyonlarca kadın dünyanın değişik ülkelerinde mücadele ile büyük bedeller ödeyerek bugünü kutladılar. 8 Mart’ın başlangıçtaki "daha iyi çalışma’’ özünde "daha iyi, insan gibi yaşama’’ hedefini gerçekleştirmenin mücadelesini sürekli geliştirdiler. Ancak yine de her 8 Mart yaklaştığında, nedense bende asal olana dair bir şeyler eksik duygusu oluşuyor. Dünyanın birçok ülkesinde milyonlarca kadının 8 Mart etkinliklerini başlattığı bugünlerde yine bu eksiklik duygusu oturuyor içime. Neden mi? Nedenleri öyle çok ki!

Bu yıl, her yılkinden daha derin bir şekilde, kadınlara 8 Mart’ta Kadın Kurtuluş İdeolojisi (KKİ) gibi güçlü zihinsel bir mevzi oluşturan Rêber Apo’nun eksikliğini hissediyorum. Acaba diyorum, 1999 15 Şubatında esir alınmasaydı, 1999 8 Mart’ında bize hangi mevzileri kazandıracaktı? Ya da ufkumuzda ve hayal gücümüzde hangi derinliklere ve açılımlara yoldaş olacak, bizimle kulaç atacaktı? 1999-2017 arasında kadınlar olarak bu derinleşmenin ve açılımların meyvelerini şimdi nasıl toplayacaktık? Kadınlar, kendilerine KKİ gibi kapsamlı, ideolojik, stratejik armağanlar vermeyi 8 Mart’ı karşılamanın bir şartı kılamazlar mı? 

Haksızlık ettiğim düşünülebilir, oluşmuş onca feminist külliyat, kadın birikimi var denebilir. Ben de tam bu birikimin stratejik kadın aklını ve mücadele taktiklerini daha güçlü yaratmasının nedeni olduğunu düşünüyorum…    

Soru soruyu çeker, çağrışım özgürdür. Sorularla başlayan 8 Mart yoğunlaşmam sorularla ilerliyor. Mardin’in köylerinin tek tek ablukaya alınıp, insanlarına işkence edildiği, kadınlara cinsel şiddet uygulandığı, katledilen kadınların çıplak cesetlerinin sokaklarda teşhir edildiği bir Kürdistan’da kadınların 8 Mart’ı nasıl olmalı? Binlerce Êzîdi Kürt kadının DAİŞ vahşeti elinde esir olduğu, binlerce Suriyeli çocuğun kaybedildiği bir Ortadoğu’da 8 Mart’ı karşılama stratejimiz ne olmalı? "Silahımız Dayanışmamızdır’’ sloganı ile 30 ülkede başlatılan 8 Mart Uluslararası Kadın Grevi (International Women’s Strike, IWS) yeterli bir strateji mi? İşe gitmemek ya da evde bakım hizmetlerini kesmek; seks grevi, alışveriş grevi, cinsiyetçiliğin ifşa edilmesi, biçiminde kriterleri belirlenen bu grevin güçlü geçmesini elbette isterim. Kadınların istediklerinde ne kadar güçlü dayanışabileceklerini göstereceği için. Bugün bu kriterlerde dayanışan kadınların yarın daha radikal kriterlerde dayanışabileceklerine olan inancı besleyeceği için.

Ama bugün içimdeki arayışçı, sorgulayıcı ve anarşist damar çok güçlü atıyor. Bunda internette Lübnanlı yaşlı bir erkeğin 9 yaşında, gelinlikli bir kızla çektiği fotoğraf da tahrikçi bir neden olabilir. Şakran cezaevinde yaşanan Nazi zulmü ve buna karşı başlatılan süresiz açlık grevi de bir neden olabilir. 

Tüm dünya kadınlarının, dünyadaki bu gidişata son verecekleri ortak bir sözleşmeyi ve stratejiyi hayal ediyorum. Çağrışım özgürdür, kaptırdı kendini…

Hayal ediyorum... 2017 yılı 8 Mart etkinlik komitelerindeki kadınlar ortak bir değerlendirme toplantısı yapıyorlar, sonuçları açıklıyorlar. Hayal ediyorum, 2018 8 Mart’ına kadar dünya kadınlarının, karşısında ortak mücadele edeceği temel sorunları belirliyorlar. Birinci hedef savaşı durdurmak! Savaşın ölüm, göç, tecavüz, şiddet, esaret, ekolojik ve ekonomik yıkım, tarihsel yıkım kusan vahşetini önlemek! 

Hayal ediyorum, gelecek yılki kadın grevi, eylemleri, sloganları tüm dünya kadınlarının dilinde "Savaşa Son’’ sloganında kilitleniyor. Hayal ediyorum tüm dünya basını aynı manşeti atıyor: "Kadın aklı erkeği yendi. Savaş bitti!’’ Hayal ediyorum, dünyadaki binlerce köye kadınlar akın edip özgürlük tezlerini tartışıyorlar. Hayal ediyorum, Jineolojî zulmün karşısında mücadele eden tüm dünya kadınlarını bir arada tutan temel bir harç oluyor. Hayal ediyorum, 8 Martlar egemen erkekliğin milliyetçilik, devletçilik, cinsiyetçilik, dincilik zehrine karşı panzehirlerin keşfedilip zerk edildiği özgürlük günleri oluyor… Hayal ediyorum, bir kadın hepimiz adına dünyanın en güzel müjdesini açıklıyor: "Artık çocuklar, uzun ömürlü güzel çiçekler gibi özgürce yaşayacak yeryüzünde…’’