
Britanya'da halkın, 23 Haziran referandumunda "AB'ye hayır" şeklinde tercihte bulunması, hiç kuşkusuz Britanya tarihi için önemli bir adım olduğu kadar, buradaki göçmen toplumları da çok yakından ilgilendiriyor.
Türkiyeli göçmen toplumlarının temsilcileri bundan sonra daha da dozunu arttıracağı düşünülen ırkçılığa karşı ortak ve kapsamlı bir mücadele öneriyor.
Özellikle Kürtçe ve Türkçe konuşan gömen toplumlarının çok büyük oranını temsil eden Demokratik Güç Birliği bileşenlerinin ise bu konuda fikir birliği yok. AB referandumu sürecinde olduğu gibi, sonrasında da Kürdistani ve Türkiyeli göçmen kurumlarının biraraya gelip bir durum değerlendirmesi yapmaması da düşündürücü. Göçmen toplumlarını temsil eden kurum ve kuruluşların yöneticilerine aynı soruyu sormasak da temsilcilerin çoğu "Dernek içerisinde konu ile ilgili fikir birliği sağlanmadığı" gerekçesiyle demeç vermeyi uygun görmedi.
Biz de Avrupa Birliği'nden ayrılma kararı alınması (Brexit) ile sonuçlanan referandumu nasıl yorumladıklarını Türkiyeli sivil toplum temsilcilerine sorduk. İşte yorum ve çağrıları:
Arif Bektaş (DAY-MER yöneticisi):
Birleşik Krallık'ta, Avrupa Birliği'nden çıkma kararının verilmesinin en büyük sebebi, son 8 yıldır süren kemer sıkma politikalarıdır. Hayat standartı düşen emekçiler, bu politikalardan dolayı artık isyan etmiş ve parlamentodaki partilerin tersine bir karar vermiştir. Ekonomik krizden çıkmak ve bu krizin yükünü halkın cebinden çıkarmak için sıkça kullandıkları göçmenlik kartını bu kampanyalar döneminde de kullandılar. Bu politikaları yürüten Cameron'a ve bu politikalara adeta koltuk deyneği rolü gören AB'ye Birleşik Krallık halkları, 'AB'ye Hayır' diyerek cevap verdi.
Kemer sıkma politikaları, göçmen ya da yerli işçi ayrımı yapmıyor. Göçmenler de en az diğer halklar kadar saldırı dalgasına maruz kalıyor. Göçmenler için tek seçenek kalıyor; Birleşik Krallık halklarıyla ortak mücadeleyi yükseltmek. Bu mücadele verilerek hem emperyalist bir kulüp olan AB'ye ve hem de dünyanın en büyük emperyalistlerinden biri olan Birleşik Krallık'a karşı daha yaşanır bir sistem ve dünya yaratılabilir."
Abdullah Gürler (Tohum KültürMerkezi yöneticisi):
İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden çıkmasından yana oy kullanan biri olarak, ırkçıların propaganda yaptığı sınırların kontrol edilmesi, göçmenlerin ülkelerine gönderilmesi yönlü ırkçı söylemler üzerinden oy kullanmadığımı belirtmek isterim.
AB'den çıkmasıyla birlikte ülkede ırkçılığın yükseleceği doğrudur fakat bu ülkede halihazırda zaten göçmen karşıtı ve ırkçı bir yönelim mevcut. Bizlere düşen görev ırkçı politikalara karşı daha fazla kitlemizi bilinçlendirmek, diğer göçmen örgütlere ortak mücadele yürütme çabasına daha fazla girmektir. Henüz bunu yapmış değiliz.
Yusuf Açıl (Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi yöneticisi):
AB'den ayrılma kararıyla birlikte bu ülkede ırkçılık daha çok yükselecek. Irkçı saldırılar ve yabancı düşmanlığı artacaktır. Britanya'daki bu gelişme Fransa ve Avrupa'nın diğer ülkelerinde de etkisini göstermekte ve kapitalizmin krizi yabancılara yıkılarak gizlenmeye çalışılacak.
Göçmenler, yerli ilerici devrimci hareketlerin tüm bunlara karşı yapması gereken ortaklaşarak ırkçı ve faşist yükselişe karşı mücadele etmek olmalı. Başka bir yol yok.
İngiliz sermaye sınıfı, Avrupa'dan kopmayacak ancak yeni bazı tavizler koparmanın yolunu arayacaktır. "Globalizmin gücünü parçalayalım" diyerek "hayır" diyen ilerici kesimlerin nasıl yanıldıklarını göreceğiz. ABD globalizmin başını çekiyor ama AB üyesi değil.
İsrafil Erbil (Britanya Alevi Federasyonu Başkanı):
Britanya'da yaşayan göçmenler, referandum sonrası endişe ve kaygı içine girdi. Çünkü İngiliz toplumunda referandum sonuçları "Yabancılara karşı yürütülen mücadele kazandı" gibi bir algı oluştu. Bu nedenle son birkaç gün içinde ülke genelinde ırkçılık arttı. Bizler tüm göçmenler olarak kurumlarımızla, bireylerle bir araya gelerek göçmenlikten kaynaklı ortak sorunlarımıza ortak çareler aramalıyız.
Hüseyin Kılınç (El-Com yöneticisi)
AB'den çıkışla İngiltere, göçmenler üzerinden yapmak istediği ekonomi politikasını yürütecek. Göçmenler olarak, İngiltere'de bizim için hayatın biraz daha zorlaşacağı artık kesinlik kazandı. İngiltere'yi göçmenler üzerinden politika üretmekten vazgeçtirmeliyiz.
EREM KANSOY/LONDRA