Hakkari’nin Geven (Yüksekova) İlçesi’ne bağlı Bilinbasan Köyü’nde yaşayan Gülşah ve Ferdane Kına adlı kuzenler hayatlarını Kürt özgürlük mücadelesine adayan kadınlardan yalnızca ikisi. Beraber büyüyüp siyasal alanda çalışmalar yürüten ve 2010 yılında PKK saflarına katılan katılan iki genç kadından HPG’li Ferdane Kına, 2012 yılında Şırnak’a bağlı Besta bölgesinde şehit düşerken; mücadele arkadaşı ve kuzeni YPJ’li Gülşah Kına (Amara Gever) ise 2013 yılında Tilkoçer’de çıkan çatışma sonrası hayata gözlerini yumarak Rojava direnişinde ölümsüzleşti.


Köyleriyle başladılar


2009 yılında Bilinbasan köy komününün kurulmasında aktif rol alan kuzenler, kadınların siyasal-sosyal yaşamda rol sahibi olmasına da öncülük yaparlar. Köy komününde sözcülük de yapan Gülşah, mücadele arkadaşı Ferdane ile kültür ve sanat çalışmalarında da yer alır. Sadece kendi köyleriyle sınırlı kalmaz, çevredeki 22 köyde de komün çalışmalarına öncülük ederler. Gülşah ve Ferdane için dönüm noktası ise  2010 Newrozu’nudur. Kutlamaya katılmak için ilçe merkezine giderlerken yol kontrolünde askerler Gülşah’ın başındaki sarı, kırmızı, yeşil eşarbı alarak yakarlar, bu saldırı iki kadını da derinden etkiler. 

Siyaset Akademisi’ne giderek siyasi alanda kendilerini eğiten kuzenler, bir yandan komün çalışmalarına da devam ederler. Köylere gider özellikle de kadınlarla bir araya gelerek onları aydınlatmaya, bilgilendermeye çalışırlar. Yaptıklarını bir noktadan sonra yetersiz bulan iki genç kadın yönlerini dağa çevirir. 2010 yılında birlikte PKK saflarına katılırlar. İki kuzenin hayatı Tilkoçer ve Besta alanlarında ayrılır, ancak ölümsüzlük yolunda tekrar birleşir. 


Hayatımız pahasına

Kardeşi Husret Kına, YPJ’li Gülşah Kına’yı anlatırken, “Heval Amara’nın katılışı gerçekten sıra dışıydı. Evde annesini, babasını ve kardeşlerini ikna edip öyle gitti. Kadın çalışmalarına katılmış, eğitim devresinden geçmişti. Komün çalışmalarına da öncülük ederek, aktif bir rol üstlendi. Özellikle kadınları bilinçlendirme noktasında çaba sarf ederdi. Kadınların çalışmalara katılmasını aileler istemiyordu. Kadınların çalışmalara katılmasına Bir nevi o neden oldu diyebiliriz. Katılımı da amcasının kızı ile birlikte oldu zaten” diyor. DAİŞ çetelerinin Kobanê’ye saldırıları sonrası ablasıyla telefonla konuştuğunu aktaran Kına, “Bu çetelerin amacı Kürtleri toptan imha etmektir. Biz bunu hayatımız pahasına engelleyeceğiz” dediğini aktardı.


Bilerek ve inanarak

Gülşah Kına’nın babası Naci Kına ise “Köyden bazı komşular da kızımın komüne katılmasını eleştiriyordu. Gever’e gidiyor, parti çalışmaları yürütüyordu. Başta kadınlar olmak üzere her kesimle toplantılara katılıyordu. Aslında onların şahadeti bilinçli katılımın ve inanmışlığın bir ürünüdür” değerlendirmesinde bulunuyor.


Egemen zihniyete karşı

İki amca kızının özellikle erkek egemen zihniyeti yıkmaya çalıştığını dile getiren abla Safiye Kına, “İstedikleri, kadınların her zaman başta olması idi. Yani erkeklerin kadınlar üzerindeki baskısını yıkmak istiyorlardı. Köyde yaylalara gidip kadınlarla sohbet ederlerdi” diyor. Kuzenleri Efsane Kına ise şöyle konuşuyor: “Komün kurulduğunda, köyde komüne katılan ilk kadınlar onlardı. Çalışmalara etkinliklere katılmayı çok istiyorlardı. Kadınla ilgili bir konu oldu mu hemen müdahil olurlardı. Kadınlara eğitim verir, kültürel ve sanatsal çalışmaları yürütürlerdi. Katılışları bizim için onur verici bir durumdur.”


SAMİ YILMAZ/DİHA/HAKKARİ