Fransa Gündemi
Paris ve Fransa'da toplamda 6 noktada referandum için oy kullanma işlemi sürüyor. Özellikle Paris'te oy kullanma işleminin süreceği 9 Nisan tarihine kadar, bugüne kadar yapılmış oy kullanma işlemlerinin çok üzerinde olması bekleniyor. Hayır Platformu'nun tahmini rakamlarına göre "Hayır" önde gidiyor. Geçtiğimiz hafta sonu 13 bin seçmenin sandık başına gittiği Paris'te ya da Fransa'da "evet" mi "hayır" mı önde çıkar onu sandıkların açıldığı 16 Nisan akşamı göreceğiz. Ama kendi adıma "hayır" çoktan kazandı diyebilirim.
Peki neden "hayır" kazandı? Sandıktan hangi tercihin önce çıkıp çıkmamasından öte, bu oy kullanım işlemi ve öncesinde görüştüğüm çok farklı kesimlerin verdiği yanıtlar beni bu fikre doğru götürdü diyebilirim. Evet bir tedirginlik, coşku yoksunluğu, röportaj yaparken isim söyleme ya da fotoğraf verme korkusu basın olarak bu süreçte karşılaştığımız en temel sorunlardandı.
7 Haziran sürecinde insanların ifadelerini, düşüncelerini daha açık bir dille beyan ettiği sürecin, köprünün altında çok sular geçti. Ülkede yaşanan kaos ve faşizan uygulamalar, akıl tutulmasının göçmenler üzerinde büyük bir basınç oluşturduğunu ifade edebiliriz. Ki ülkeye gidiş gelişlerde, telefon kontrolleri, facebook paylaşımı nedeniyle tutuklanmalar, sınır dışı işlemleri, ihbar edilme korkusu vb durumların yaşanması da bu basıncı büyütüyor. Ama bütün bunlara rağmen, iradesini sandığa taşımada, ülkedeki gidişe müdahale etme isteğinde ısrar, kardeşlik vurgusu, demokrasi ihtiyacına susayış çok net biçimde görülüyor. Bu sonuç ne olursa olsun "hayır"ın kazandığının temel nedenlerinden biri diye düşünüyorum.
İkinci olarak, "Hayır" denince ilk akla gelen Kürtler, Aleviler, inançları ve kimlikleri inkar edilen Türkiyeli diğer halklar, ötekileştirilen tüm kesimler geliyor akla. Ama hesap edilmeyen, ilk bakışta "AKP'lidir mutlak" denilerek yorumlanan ve ön yargıları parçalaya parçalaya "Bu adamı başımıza kim bela etti kızım. Çoluk çocuğun rızkını çalıyorlar, sonrada en iyi Müslüman biziz diyorlar, yetti gari. Şu deyyusu sandığa gömek" diyen Denizlili Behçet amca gibi ya da geleceği için okul sıralarında dirsek çürüten geleceğin akademisyeni olmaya aday üniversiteli Afyon, Bartın, Trabzonlu gençlerin; "ayrımlardan, kandan yorulduk.
Siyasilerin kararlarının faturalarını ödemek zorunda değiliz" özgür ve kardeş yarın beklentisinde buluşması... Farklı coğrafyalar, farklı beklentiler ya da farklı nedenlerle de olsa, ülkenin geleceğinin iyi bir yere gitmediğini düşünenlerin ortak paydasının çeşitliliğinin "HAYIR"da buluşması "Hayır"ın kazandığının bir diğer önemli göstergesi olarak duruyor.
Brüksel'de Sultan Uğraş'a yaşanan saldırının ardından "sandığa gitsem ne değişir" diyerek oy kullanmayı düşünmeyen Türk komşumun, sabahın köründe kalkıp sandığa yol alıp gidip "kardeşlik için" oy kullanması "hayır"ın kazandığının göstergesidir. AKP faşizminin saldırdıkça, iyiden ve onurlu olandan yana olanının büyüdüğünün en somut göstergesi bütün bu reflekslerin olduğu günlerden geçiyoruz.
Sandıkların Avrupa'da kapanmasına şurada birkaç gün kaldı. Umudumuz, kardeşçe yaşama isteğimiz, birlikte geleceği kazanma azmi için sandığa gidip oyumuzu kullanalım.