Tekçiliğe dayalı eski Türkiye iflas etti, tükendi bitti. Eskiyi körü körüne sürdürmek olanaksızdır. Eski Türkiye’ye karşı tek seçenek HDP tarafından gündemleştirilen, bütün farklılıkların eşitliğini, özgürlüğünü savunan demokratik yeni yaşam çağrısıdır. Sistemin gerçek muhalefeti de HDP ve onun etrafında oluşan özgürlük-demokrasi seçeneğidir. Bu nedenle de bütün kıyamet ve kavga HDP etrafında dönmektedir.
HDP, Türkiye siyasetinin anahtarı ve tayin edici gücü durumundadır. HDP yöneticilerinin, vekillerinin, belediye eşbaşkanlarının ve bütün üyelerinin, hatta oy veren seçmenlerinin hedef alınması boşuna değildir. Tekçi zihniyetin egemen olabilmesi için HDP’nin etkisiz hale getirilmesi şarttır. HDP direndiği sürece tekçi-diktacı zihniyetin başarı şansı yoktur.
Egemen sistemin siyaseti iki kutupta birleşmiş gibi. AKP+MHP ve CHP. Bu iki kutup birbirine zıt gibi görünse de, akıl almaz bir biçimde ve ahlaksızlıkla HDP’ye saldırıyor. Gerekçeleri çok farklı hatta zıt gibi görünse de hedefleri aynı.
AKP+MHP cephesi „Kandil HAYIR diyor“ deyip CHP’lileri ve HAYIR bloğunu teröristlikle suçluyor. HAYIR kazanırsa iç savaş çıkar diyerek halkı tehdit ediyor. İş sadece kuru tehditle de kalmıyor. HAYIR diye sokağa çıkanlara saldırıyorlar. Muhalif gazete ve TV kalmadı. Ağzını açan gazeteci, akademisyen işten atılıyor, tutuklanıyor. Bir yandan da Nusaybin’de görüldüğü halka yönelik toplu katliamlar devam ediyor.
CHP’liler ise bütün bunları görmezden gelirken boşboğazlıkla yol alacaklarını sanıyorlar. „HDP, AKP ile federasyon karşılığında anlaştı. EVET kazanırsa federasyon kurulacak“ diyorlar. Keşke, bu kirli savaşı bitirip çözüm yolunu açacak olan böyle bir anlaşma olsa...Böyle bir anlaşmanın olmadığını-olamayacağını en iyi CHP’liler biliyor. Çünkü Kürtlere karşı bütün savaşlarda beraber olan, AKP ile Yenikapı ruhunda birleşen, OHAL ilanıyla Erdoğan’a fiili diktatörlük yolunu açan, HDP’lileri zindana attıran CHP oldu. Bunlara hala hiç itirazları yok. CHP’nin yıllardır sürdürdüğü „HDP ile Erdoğan anlaştı, onu başkan yapacaklar“ yalanı tam bir utanmazlıktır. Böyle diyerek HDP’yi baraj altında bırakmak istediler. Böyle diyerek zindanlara attılar ve hala böyle diyerek susturmaya çalışıyorlar.
Bütün bunların bir olumluğun da göstergesidir. Artık Kürdistan Özgürlük Hareketi ve HDP yok sayılarak kimse bir adım ileri gidemez. Örneğin, HDP EVET ya da BOYKOT dese Erdoğan diktasının kazanacağı kesindir. Erdoğan faşist diktasına dur diyebilecek en önemli güç HDP’dir. Bu nedenle her türlü saldırı, yalan-dolan, provokasyon HDP etrafında dönmektedir ve dönecektir.
Türkiye’de gerçekten özgürlük-demokrasi isteyenler, ırkçı tek adam diktasına karşı olanlar HDP düşmanlığını bırakmak ve diktacılığa karşı HDP ile ortak mücadele etmek zorundadır.
Hem diktaya hem de HDP’ye karşıyız demek kendisini aldatmak, halkı oyalamak ve diktatörlüğe hizmet etmek demektir.
Bu kritik süreçte HDP’yi ve HDP’nin temsil ettiği halkı teslim almak ve susturmak istiyorlar.
HDP ise inadına mücadelesini yükseltmek zorundadır. Öyle ki hiç bir mücadele alanı, hiç bir köy, hiç bir sokak diktacılara bırakılmamalıdır.
Diktacıların zaferi sadece Kürtlerin değil, tüm ezilenlerin de yenilgisi olur.
Diktacıların bozguna uğratılması da sadece Kürtlerin değil tüm ezilenlerin başarısı olacaktır.
Bütün hukuk dışı engellere, saldırılara rağmen referandumda HAYIR’ın kazanması, tekçi cepheyi dağıtacak ve çözüm yolunu da açacaktır.
Bu nedenle bütün kışkırtmaları, yalanları etkisiz hale getirmek ve Erdoğan diktasını 16 Nisan’da bozguna uğratmak tarihi bir önem kazanmıştır.
Halkın 7 Haziran’daki iradesini yok saymaya kalkanlara, 16 Nisan’da unutamayacakları tarihi bir ders verilmelidir.
AKP-MHP cephesinin iddia ettiği gibi devletin bir beka sorunu var mıdır ayrı konu. Ama MHP-AKP ve tekçiliğe dayalı tüm örgütlerin ciddi olarak beka sorunu gündemdedir. Hepsine de #HAYIR!