Kamer Genç’in geçtiğimiz gün kürsüden ite kakıla indirilmesi Türkiye’de AKP’nin iktidardan kaynaklı gücünü artık hiçbir şekilde kendini Meclis’te dahi gizlemeye gerek duymayan bir zorbalıkla kullandığının ispatı oldu. Önce çoğunluğun aldığı kararla sonra da çoğunluğun verdiği güçle karşı karşıyan gelen Genç, ne olduğunu anlamadan kendini aşağıda buldu.
İdare amiri şöyle Egemen Bağış gibi cılız bir şey olsaydı Genç bu işin altında kalmazdı, ama Salim Uslu’nun endamını görünce büyük ihtimalle pasif direnişi, mağdura yatmayı seçti. Yaş da artık 71 tabii, az değil.
Demokrasi dediğimiz sistemin ezici çoğunluk mekanizması böyle bir şey işte. AKP gibi pragmatist, sağ liberal kesimin eline geçtiği zaman bu mekanizma zorbalık raddesine varıyor.
Çoğunluğun azınlık üzerindeki tasarrufu, çoğunluğun verdiği vesikayla azınlık üzerinde devletin kurumsallaştırdığı iktidar demokrasi ile idare edilen ülkelerinde en büyük sorunlarından biridir. Bugün dünyada çoğunluk ile azınlık, iktidar ile muhalefet arasındaki dengeyi her iki tarafı da gözeterek kuran demokratik rejimlerin sayısı çok azdır.
Genelde „Madem ki çoksunuz siz ne derseniz eyvallah” dememizin her zamandan daha fazla beklendiği için Türkiye’de bugün iktidarın karşısına dikilip bir şeyler söylemenin bedeli çoğu zaman ağır olabiliyor.
Canı burnunda deprem mağdurlarının „Vali istifa” diye bağırırken polisten cop, biber gazı yemeleri gibi.
Bugün cezaevindeki „devlete karşı suç işlemiş” onbinlerce insan gibi.
***
Geçtiğimiz hafta Seren Serengil’in sahip çıktığı hasta bir köpeğin balkondan düştükten sonra evin bahçesindeki beş köpek tarafından parçalandığını okumuşsunuzdur.
Kadıncağız da bu durum karşısında şoka girmiş, katil köpeklerini barınağa vermiş.
Sürü halinde yaşayan köpeklerin kendi aralarındaki uyum ve ahenk şaşkınlık verecek kadar güçlüdür. Sürünün dış tehlikelere karşı korunması, kendi beslenme alanını koruması köpeklerde çok temel bir güdüdür. Köpekler ayrıca diğer birçok hayvan türünün aksine yaralı, hasta köpekleri sürüden dışlamazlar.
Ama işte o sürünün içine birden yabancı bir köpek girerse sonu Seren Serengil’in gariban „Efe”si gibi olur.
Köpekler sevimli hayvanlardır ama „öteki”ne karşı pek insaflı değillerdir. Doğaları böyledir.
Bizim verdiğimiz örnekte olduğu gibi insan sürüleri de aşağı yukarı aynı özellikleri gösterirler. Yıllar geçtikçe insanı hayvanlardan ayıran özelliklerle daha fazla tanışmamıza rağmen halen iktidar ve güç olguları söz konusu olduğunda bu hayvansı özelliklerin insan doğasında ne kadar köklü olduğu görülüyor.