
Çevirinin zorlukları
Mayêra’nın Hayyam sevgisi, 15 yıl önce arkadaş ortamında rasgele açtıkları Hayyam kitabının sayfalarında okudukları rubailer ile başlar. ‘Anadilimle yazmak, ilgilenmek iyi geliyordu. Bir de çok sevdiğim nenemin bana bıraktığı en güzel miras’ diyen Mayêra, neden Hayyam’ı Kirmanckî okumayalım sorusuyla çalışmaya başlar. Ama gel gör ki, karşısında -anadili de olsa da- günlük yaşamda kullanımı giderek azalan bir dil vardır. Çalışırken yaşadığı zorlukları şöyle anlatıyor Gulê Mayêra: Keşke günlük yaşam dilimiz olsaydı o zaman çok daha zengin olurdu. Benim de çevirirken üzüldüğüm birçok şeyin karşılığının olmayışıydı. Çeviri sürecinde bildiğini düşündüğüm insanlardan da yardım istedim çoğunlukla ama olmayınca olmuyor işte. Yok. O zaman kolun kanadın kırılıyor ve dilin içinde bulunduğu durum daha da netleşiyor.
Kirmanckî iyi yerde
Zorluklar karşısında yılgınlığa kapılmadığını belirten Gulê Mayêra, “Hiçbir zaman kelimenin karşılığı yok diye vazgeçmedim. Yıllarca aradım karşılığını veya en doğru cümleyi” diyor. Mayêra, bu anlamda Kirmanckî’nin içinde bulunduğu durumu ise şöyle ifade ediyor: “Yatağa düşmüş hastaya öldü diyemezsiniz. Ölmesini isteyip bakmazsanız ölür. Elinden tutar gerekeni yaparsanız ayağa kalkar, sizinle yürür. Bunca kullanılmamaya, geçirdiği erozyonlara, bizim tarafımızdan uğradığı vefasızlığa rağmen Kirmanckî çok iyi yerde duran incelikli zarif bir dil.”
Hayyam’ı Kirmanckî okumak
Rubailerin Kirmanckî’ye kazandırılması felsefi olarak da büyük anlama sahip. Mayêra’nın çevirisinde rubailerin bu yönü de önem kazanıyor. Felsefe ve insana ait bir çok şey 4 satırlık rubailerde yerini buluyor. Mayêra, bu felsefenin de çeviride etkili olduğunu şöyle anlatıyor: “4 satır gerçekten yetmiş Ömer Hayyam’a doğruluğu, iyiliği, hakkaniyeti, sevgiyi, aşkı, adaleti, güzelliği yani ne ararsanız insana, felsefeye dair en güzel ve öz anlatımı ile rubailerde bulabilirsiniz. Birkaç defa okuduktan sonra bildiğiniz şeyi artık bilmiyor veya başka biliyor olabilirsiniz. Mesela belli yaşa kadar hayatı sadece maddi kaygılarla ele alıp yaşamışsanız; yarın kaygısının ne olması gerektiği ile ilgili Hayyam okunmalıdır.”
Rubaiyat okuyucusunu arıyor
Zorluklarla ortaya çıkmış “Rubaiyat”, şimdi okuyucusunu arıyor. Çeviri bir şiiri ya da yazıyı okuduğunda kelimeleri hissediyorsan, o üründe başarılı olunmuştur. Mayêra da bunu başarmış. Son olarak kendi çalışmalarını da okuyucusuna sunmak istediğini belirten Mayêra, “Dilinizle ilgili böyle bir gerçek varken bence üretilen her şey gereklidir. Alınıp okunmalıdır ve gereken özen gösterilmelidir. Çaba harcayan her kimse teşvik etmeli ve desteklemeliyiz. Çeviri çok zevkli bir iş eğer çevirdiğiniz dili seviyorsanız! Zorluklarını anlattım, bazen rubainin kalbi dediğim kelimeyi bulamıyordum ve ondan vazgeçiyordum. Ama dilimle ilgili çalışmalardan asla vazgeçmedim” diye konuşuyor.
DENİZ BİLGİN