Recep Tayyip Erdoğan’ın öfke ve saldırganlığı gün geçtikçe artıyor. Ankara’daki Sultan’ın hırçınlığı şüphesiz Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) yakaladığı başarıdan kaynaklanıyor. HDP’nin baraji geçmesi, Erdoğan’ın “Türk usulü” başkanlık hayallerinin 1000 odalı saraya gömülmesi anlamına geliyor.

Erdoğan bütün yetkilerin kendisinde toplandığı, yasama, yürütme ve yargının kendisine bağlandığı, basın dahil kamu yaşamını kontrol altında tutmayı sağlayabileceği bir yapıyı hedefliyor. Amacına ulaşmak için de her yolu deneyeceği, hiçbir kirli işten kaçınmayacağı ortada. Bu hayallerine ulaşmasını yalnızca HDP’nin engellebileyeceğini çok iyi biliyor. Bundan ötürü her firsatta HDP’yi ve sayın Selahattin Demirtaş’ı milliyetçi çevrelere hedef gösteriyor.

Tüm tepkilere rağmen İç Güvenlik Yasası’nı Meclis’ten geçirterek gösteri hakkı, fikir özgürlüğü ve kişisel özgürlüklere kısıtlamalar getirmiştir. Keyfine göre demokratik toplumsal gösterileri yasaklıyor, kendi polisine talimat vererek gaz bombalarıyla, TOMA’larla kitlelerin üzerine saldırtırıyor. İç Güvenlik Yasası’ndan önceyse Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) geniş yetkiler tanıyarak, içerde ve dışarda operasyonlara kapıyı araladı. Polis şiddeti legaleştirildi, sokaklarda infazlar meşrulaştırıldı. Valilerin de yetki alanları genişletilerek, soruşturma ve gözaltı yetkisi verildi.  

Kendisine veya partisine yönelik eleştiriler yoğunlaştığında internete kısıtlama getirerek, sosyal medyanın kapısına kilit vurdu. Medya patronlarının büyük bir bölümünü parayla satın alıp, bir kısmını ise tehditle yanına çekti. Böylelikle özgür ve bağımsız yayın anlayışının ortadan kalkmasını sağladı.

Kendi emirine uymayan savcı, hakim ve gazetecileri tutuklayarak susturmaya çalıştı. Gösterilerde yüzünü puşi ile kapatanlara üç ile beş yıl arasında hapis cezası verileceği kararlaştırıldı.

AKP hükümeti başa geldiğinden beri yolsuzluk, hırsızlık ve kadına şiddet ve katliamlar artış gösterdi. Erdoğan her fırsatta‚ “kadın yalnızca evi ve ailesiyle ilgenmeli, kocasına hizmet etmeli ve en azından üç çoçuk doğurmalı” söylemleriyle kadını çağın gerisine atmayı amaçladı. Ona göre kadın (kızlarının dışında) toplumsal, politik ve sosyal yaşamda yer almamalıdır. 

Genel seçimler yaklaştıkca Erdoğan’ın uykuları kaçıyor. Miting alanlarındaki hırçınlığı, ırkçı söylemleri, küfürbazlığı ve provokatörlüğü bu nedendendir. HDP “tek adamın” korkulu rüyası haline geldi. AKP oylarının ciddi bir anlamda düşüş yaşacağı ortada. Bırakın 400 milletvekili çıkartmasını, tek başına hükümeti de kuramayacaktır. Başarısızlıkları artıkça, Erdoğan’ın hırçınlığı da kontrolden çıkıyor. Özellikle seçim çalışmaları başladığından beri HDP’ye yönelik saldırıların arttığını görüyoruz. HDP’nin genel merkezine, seçim bürolarına ve standlarına yönelik saldırılar, Ağrı-Diyadin’deki provokasyon, Mersin ve Adana’daki bombalı saldırılarının hepsi Erdoğan’ın talimatı üzerine yapılmıştır. Erdoğan’ın tek amacı, provokasyon yaratarak, toplumu birbirine düşürerek, HDP’nin parlamentoya girmesine engellemektir. Bu nedenle dikkatli olmamız ve provokasyonları boşa çıkartmamız gerekiyor.

HDP’nin barajı aşması “tek adam” hükümdarlığına son verilmesi demektir. 

HDP’nin barajı aşması demokratik koşulların oluşturulması demektir. 

HDP’nin barajı aşması Kürt sorununun çözümü, akan kanın durması ve kalıcı bir barışa giden yolun açılması demektir. 

HDP’nin barajı aşması yaşanacak yeni, demokratik, eşitlikçi ve çok kültürlü bir toplumun oluşturulması demektir.

Erdoğan artık bilmelidir ki Kürtler baskıyla, şiddetle, ölüm tehditleriyle susturulamaz. Eğer Kürtler korkmuş olsalardı, bu halkın yiğit evlatları dağa çıkmazlardı, zindanlar politik tutsaklarla dolup taşmazdı. Kürtler çok bedel ödediler ve kalıcı bir barışı, yeni toplumu ve insanca yaşamı inşa etmekte ısrarlılar. Hiçbir güç bunu engelleyemez!


gcinarsahin@googlemail.com